Nasıl ki bir taburun istirahat için her tarafa dağılmış olan efradlarının bir boru sadasıyla toplanmaları ve muntazam bir vaziyete girmeleri ve o sevkiyatı teshil ve o vaziyeti muhafaza hususunda, bütün ordu kendi kumandanının kuvveti ve kanunu ve gözü hükmünde olduğu gibi, aynen öyle de: Sultan-ı Kainat'ın kumandası altındaki zerreler, onun kaderi ve ilmi düsturlarıyla ve müstevli kudretinin kanunlarıyla ve temas ettikleri sair mevcudat dahi, o Sultan'ın kuvveti ve kanunu ve memurları gibi teshilatçı olarak o zerreler sevkolunup gelirler. Bir zihayatın vücudunu teşkil etmek için ilmi, kaderi birer manevi kalıp hükmünde bir mikdar-ı muayyen içine girerler, dururlar.
(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Şua'dan)
Lügatler
|
Düstur :umumi kaide, kanun, nizam, prensip, kural Efrat :fertler, kişiler Husus :mevzu, usul, madde, iş Hükmünde :benzeri, gibi İstirahat : dinlenme, rahatlama Kader :Allah’ın ezelde her şeyi takdir edip yazması Kudret : güç, kuvvet, iktidar Manevi :manaya ait, ruhani Mevcudat: varlıklar Mikdar-ı muayyen :tayin edilmiş miktarda, belirlenmiş ölçüde Muhafaza :koruma, saklama Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı Müstevli :istila eden, ele geçiren, zapteten, yayılan, her tarafı kaplayan Sada :ses
|
Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı Sevk olmak:ileri sürülmek, önüne katıp sürülmek, gönderilmek, yollanmak Sevkiyat :gönderilenler, yollanmalar Sultan-ı kâinat :kâinatın sultanı Şua :ışık, parıltı Temas :dokunma, münasebet kurma Teshil :kolaylaştırma, zorlukları kaldırma Teshilat :kolaylaştırmalar, zorlukları kaldırmalar Teşkil :şekil vermek, meydana getirmek Vaziyet :durum, hal Vücud: beden, varlık, var olmak Zerre : atom, en küçük parça Zihayat : hayat sahibi, canlı
|