BEŞİNCİ ŞUA-5-MUKADDİME VE BİRİNCİ MAKAM(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
11:12 AM (7 hours ago) 11:12 AM
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

1.5.MUKADDİME VE BİRİNCİ MAKAM(DEVAMI)

Hem meselâ, meşhur olmuş ki, İslâm Deccalı öldüğü vakit ona hizmet eden şeytan, İstanbul’da Dikilitaş’ta bütün dünyaya bağıracak 1 ve herkes o sesi işitecek ki, “O öldü.” Yani pek acip ve şeytanları dahi hayrette bırakan radyoyla bağırılacak, haber verilecek.

Hem Deccalın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garip halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebettar rivayet edilmesi cihetiyle mânâsı gizlenmiş. Meselâ, “O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa (a.s.) onu öldürebilir, başka çare olamaz” 2 rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek, ancak semâvî ve ulvî hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek ve hakikat-i Kur’âniyeye iktida ve ittihad eden bu İsevî dinidir ki, Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzulüyle o dinsiz meslek mahvolur, ölür. Yoksa onun şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir.

Hem bir kısım râvîlerin kàbil-i hatâ içtihadlarıyla olan tefsirleri ve hükümleri, hadîs kelimelerine karışıp hadîs zannedilir, mânâ gizlenir. Vâkıa mutabakatı görünmez, müteşabih hükmüne geçer.

Hem eski zamanda, bu zaman gibi cemaatin ve cemiyetin şahs-ı mânevîsi inkişaf etmediğinden ve fikr-i infirâdî galip olduğundan, cemaatin sıfat-ı azîmesi ve büyük harekâtı o cemaatin başında bulunan şahıslara verildiği cihetiyle, o şahıslar, harika ve küllî sıfatlara lâyık ve muvafık olmak için yüz derece cisminden ve kuvvetinden büyük bir acûbe cisim ve müthiş bir heykel ve çok harika bir kuvvet ve iktidar bulunmak lâzım geldiğinden öyle tasvir edilmiş. Vâkıa mutabakatı görünmüyor ve o rivayet müteşabih olur.

Hem iki deccalın sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde, mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor; biri, öteki zannedilir. Hem Büyük Mehdînin halleri sâbık
mehdîlere işaret eden rivayetlere mutabık çıkmıyor, hadîs-i müteşabih hükmüne geçer. İmam-ı Ali (r.a.) yalnız İslâm Deccalından bahseder.

Mukaddime bitti, meselelere başlıyoruz.

Şimdilik o hâdisât-ı gaybiyenin yüzer misallerinden, mülhidler tarafından avâmın akidelerini bozmak fikriyle işâa edilen yirmi üç Meseleleri, tevfik-i Rabbânî ile, gayet muhtasar bir surette beyan edilecek. Ve o Meseleler mülhidlerin tahmini gibi zarar vermemekle beraber, herbiri bir lem’a-i i’câz-ı Nebevî olduğu görünmekle ve hakikî te’villeri ispat ve izhar edilmekle akîde-i avâmı kuvvetlendirmeye mühim bir sebep olmasını rahmet-i Rabbânîden rica edip hatîâtımı ve galatatımı afv ve mağfiret altına almasını Rabb-i Rahîmimden niyaz ederim.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Müslim, Fiten: 34.
2 : Tirmizi, Fiten: 62; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; Müsned, 3:420, 4:226; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:529-530.

 

Lügatler :

acûbe : alışılmışın dışında, çok garip

afv : affetme, bağışlama
akide : inanç
akîde-i avâm : geniş halk tabakasının akidesi, inancı
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun

avâm : halk tabakası
beyan : açıklama
cemaat
: topluluk
cemiyet : dernek
cihet : yön, taraf
fikr-i infirâd : bir çok özelliği tek bir kişi üzerine yükleme düşüncesi

galatat : hatalar, yanlışlar
gayet : çok
hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış

hâdisât-ı gaybiye : gayb âlemine ait bilinmeyen olaylar
hadîs-i müteşâbih : mânâsı açık olmayan ve yorumlanabilir olan hadîs-i şerif
hakikat-i Kur’âniye : Kur’ân hakikati

hakikî : asıl, gerçek
hâlis
: samimi, saf, temiz
harekât : hareketler

hatîât : hatalar
hüküm
: yargı, karar
icraat : faaliyet
içtihad : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur’ân ve sünnetten hareketle hüküm çıkarma
iktida etme : uyma
iltibas olma : karıştırılma
inkişaf : açığa çıkma, görünme
İsevî : Hıristiyanlık, Hıristiyanlığa ait

işâa etme : yayma, duyurma
ittihad etme : birleşme

izhar etme : açığa çıkarma, gösterme
kabil-i hatâ
: hatalı olması mümkün olan
komite : bir maksat için kurulan gizli cemiyet
küllî : geniş, kapsamlı

lem’a-i i’câz-ı Nebevî : Peygamber Efendimizden kaynaklanan mu’cizelik parıltıları

mağfiret : bağışlama
mahvolmak : yok olmak

misal : benzer, örnek
muhtasar : kısa, özet
mukaddime : bir kitabın başlangıç ve giriş bölümü
mutabakat : uygunluk

mutabık : uygun
mutlak
: herhangi bir sınırlama olmayan
muvafık : lâyık, uygun

mülhid : dinsiz
münasebettar
: bağlantılı, ilgili
müteşâbih : mânâsı açık olmayan, yorumlanmaya ihtiyacı olan âyet ve hadîsler

niyaz : dua etme, yalvarıp yakarma
nüzûl : yukarıdan aşağıya inme

Rabb-i Rahîm : sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah
rahmet-i Rabbânî : herşeyin Rabbi olan Allah’ın sonsuz rahmeti
râvi
: rivâyet eden, nakleden
rejim : bir yönetim şekli
rivâyet : Hz. Peygambere ait bir sözün nakledilmesi
sâbık : önceki, geçmiş
semâvî : Allah tarafından gönderilen
sıfat-ı azîme : büyük sıfat

suret : biçim, şekil
şahs-ı mânevî
: belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik
tasvir : tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma
tefsir : Kur’ân-ı Kerim âyetlerini çeşitli açılardan yorumlama
teşkil etme : oluşturma, meydana getirme

te’vil : yorum
tevfik-i Rabbânî : her şeyin Rabbi olan Allah’ın yardımı, muvaffak kılması

ulvî : yüce, yüksek
vâkıa mutabakat : gerçekleşen olaylarla uygunluk
vâkıa : olay
zuhur : görünme, ortaya çıkma

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages