İhtiyaç dairesi, nazar dairesi kadar büyüktür, geniştir.
Hatta hayal nereye gitse, ihtiyaç dairesi dahi oraya gider. Orada da hacet vardır. Belki her ne ki elde yok, ihtiyaçta vardır. Elde olmayan, ihtiyaçta vardır. Elde bulunmayan ise hadsizdir.
Hâlbuki daire-i iktidar, kısa elimin dairesi kadar kısa ve dardır.
Demek fakr ve ihtiyaçlarım, dünya kadardır.
Sermayem ise, cüz'-i la-yetecezza gibi cüz'i bir şeydir.
İşte şu cihan kadar ve milyarlar ile ancak istihsal edilen hacet nerede?
Ve bu beş paralık cüz'-i ihtiyari nerede? Bununla onların mübayaasına gidilmez. Bununla onlar kazanılmaz. Öyle ise başka bir çare aramak gerektir.
O çare ise şudur ki: O cüz'-i ihtiyariden dahi vazgeçip, irade-i İlahiyeye işini bırakıp, kendi havl ü kuvvetinden teberri edip, Cenab-ı Hakk'ın havl ü kuvvetine iltica ederek hakikat-ı tevekküle yapışmaktır. Ya Rab! Madem çare-i necat budur. Senin yolunda o cüz'-i ihtiyariden vazgeçiyorum ve enaniyetimden teberri ediyorum.
Ta senin inayetin, acz ve za'fıma merhameten elimi tutsun. Hem ta senin rahmetin, fakr ve ihtiyacıma şefkat edip bana istinadgah olabilsin, kendi kapısını bana açsın.
Evet, her kim ki rahmetin nihayetsiz denizini bulsa, elbette bir katre serab hükmünde olan cüz'-i ihtiyarına itimad etmez; rahmeti bırakıp ona müracaat etmez...
(Bediüzzaman Said Nursi – 17. Söz’den)
Lügatler
|
Acz: âcizlik, güçsüzlük Belki :bilakis, aslında Cenâb-ı Hakk :Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah Cihan :dünya, âlem Cüz’-i ihtiyari :dilediği gibi hareket edebilme isteğinden Allah’ın insana verdiği kısım Cüz’î: azıcık Cüz'-i la-yetecezza :atom, bir daha parçalanmayan en küçük parça Çare-i necat :kurtuluş çaresi Daire-i iktidar :gücün çerçevesi, kuvvet alanı Enaniyet :benlik, sadece kendine taraftarlık, kendine güvenmek Fakr :ihtiyaç, yoksulluk, muhtaçlık, azlık, fakirlik Hacet: ihtiyaç Hadsiz : sayısız, sınırsız Hakikat-i tevekkül :tevekkül gerçeği Havl :güç, kuvvet, bir halden bir hale dönmek Havl ü kuvvet :güç ve kuvvet Hükmünde :benzeri, gibi İltica: sığınma
|
İnayet :yardım, lütuf İrade-i ilâhiye :Allah’ın iradesi, dilemesi İstihsal :toplanan, hasılat edilen, elde edilen İstinadgâh :dayanak İtimad etmek :inanmak, güvenmek Katre :damla Merhameten :acıyarak, şefkat göstererek Mübayaa :satın alma Müracaat :başvurmak, danışmak, geri dönmek Nazar :bakma, bakış, görüş açısı, dikkat Nihayetsiz: sonsuz Rabb :âlemleri ve içindekileri idare edip terbiye ve rızık veren(Allah) Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek Serap :şaşkın hale gelme, zeminde su varmış gibi görme Sermaye :ana mal, esas para Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi Teberri :uzaklaşmak Za’f :zayıflık, kuvvetsizlik, güçsüzlük
|