Tevhidde cemal ve kemal-i İlahinin kalben görünmesi ve ruhen hissedilmesi içindir ki; bütün evliya ve asfiya, en tatlı zevklerini ve en şirin manevi rızıklarını kelime-i tevhid olan "La ilahe illallah" zikrinde ve tekrarında buluyorlar. Hem kelime-i tevhidde azamet-i kibriya ve celal-i Sübhani ve saltanat-ı mutlaka-i rububiyet-i Samedaniye tahakkuk etmesi içindir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam ferman etmiş: “Efdalü mâ kultü ene vennebiyyûne min kablî lâ ilâhe İllallâh”
Yani: "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli sözleri, "La ilâhe illallah" kelamıdır." Evet, bir meyve, bir çiçek, bir ışık gibi küçücük bir ihsan, bir nimet, bir rızık; bir küçük ayine iken, tevhidin sırrıyla birden bütün emsaline omuz omuza verip ittisal ettiğinden, o nevi büyük ayineye dönüp o nev'e mahsus cilvelenen bir çeşit cemal-i İlahiyi gösterir. Ve fani, muvakkat olan güzellik ile baki bir nevi hüsn-ü sermediyi irae eder.
(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Şua'dan)
Lügatler
|
Aleyhissalâtü vesselam :selam ve dua onun üzerine olsun Asfiya :safiyet ve takva sahibi sünnet yolunu ihyaya çalışan muhakkik zatlar, Hz. Peygamberin çizgisinde yaşayan ilim, velayet ve takvâ sahibi hâlis kullar Âyine: ayna Azamet-i Kibriya :Cenâb-ı Hakkın her yönden büyüklüğü Bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz Celal-i Sübhani : bütün noksanlıklardan münezzeh olan Cenab-ı Allah’ın celâli, haşmeti Cemâl: güzellik Cemâl-i ilâhi :ilâhi güzellik Cilve :görünüm, yansıma Emsal : örnekler, benzerler Evliya :veliler, Allah dostları Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan Fazilet :değer, meziyet, iyilik Ferman :emir,tebliğ, buyruk Hissetmek :duymak, derinden yaşamak Hüsn-ü sermedi :sürekli, kalıcı güzellik İhsan :iyilik, lütuf, bağışlamak, vermek İrae :göstermek, gösteriş, göz önüne koymak İttisal :yakınlık, bağ Kelam :ifade, söz Kelime-i tevhid : Allah’ın birliğini ifade eden cümle “Lâ ilâhe illâllah”
|
Kemal-i İlâhi :ilâhî mükemmellik Kıymet :önem, değer, bedel Lâ ilâhe illallah :Allah’tan başka ilah yoktur Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel Manevî :manaya ait, ruhani Muvakkat : geçici, devamlı olmayan Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler Peygamber :Allah’tan haber getiren Allah’ı ve âhireti tanıtan elçi Resûl-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed(a.s.) Rızık :maddi manevi ihtiyaca lazım olan nimet, yiyip içilecek şey Ruh :öz, canlılık, can, nefes, en mühim nokta Saltanat-ı mutlaka-i rububiyet-i Samedaniye : Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayan terbiye ediciliğinin sınırsız egemenliği Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat Şirin : tatlı, sevimli, cana yakın Şua :ışık, parıltı Tahakkuk :gerçekleşme Tevhid :birleme, Allah’ın bir olduğuna inanma Zikir :anmak, hatırlamak, Allah’ı çok anıp azametini büyüklüğünü düşünmek Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla
|