Ekser nasın âşık ve mübtela olduğu dünyaya baktım. Nur-u Kur'an ile gördüm ki; birbiri içinde üç külli dünya var. Birisi esma-i İlahiyeye bakar, onların ayinesidir. İkinci yüzü ahirete bakar, onun mezraasıdır. Üçüncü yüzü, ehl-i dünyaya bakar, ehl-i gafletin mel'abegahıdır. Hem herkesin bu dünyada koca bir dünyası var. Adeta insanlar adedince dünyalar birbiri içine girmiş. Fakat herkesin hususi dünyasının direği, kendi hayatıdır. Ne vakit cismi kırılsa, dünyası başına yıkılır; kıyameti kopar. Ehl-i gaflet, kendi dünyasının böyle çabuk yıkılacak vaziyetini bilmediklerinden, umumi dünya gibi daimi zannedip perestiş eder.
(Bediüzzaman Said Nursi – 26. Lem’adan)
Lügatler
|
Aded :sayı, tane, miktar Âhiret : öteki dünya, öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat Âşık :çok aşırı seven, şiddetli sevgiyle bağlanan Âyine: ayna Cisim :varlığı bilinen, belli ölçülerde olan şey Daimî: devamlı, sürekli Ehl-i dünya :dünyaya haddinden ziyade kıymet verip âhireti düşünmeyen, maddeci Ehl-i gaflet : dikkatsiz, vurdumduymaz, en mühim vazifeyi düşünmeyip kıymetsiz işlerle uğraşan Ekser :pek fazla, daha çok, çoğunluk Esma-i ilâhiye :ilâhi isimler Hususi :özel, bir şeye ait olan
|
Kıyamet :dünyanın yıkılıp harap olması, dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması Küllî :bütüne ait, tamamen, geniş, kapsamlı Lem’a :parıltı, parlamak Mel’abegâh :oyun yeri Mezraa :tarla Mübtela :dertli, hasta, başı sıkıntılı, rahatsız, tutkun, belalı Nas: insanlar Nur-u Kur’an :Kur’an’ın nuru, aydınlığı Perestiş :pek çok sevmek ve bağlanmak, çok ileri sevgi ve hürmet beslemek Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel Vakit :zaman, saat, çağ, mevsim Vaziyet :durum, hal Zannetmek :sanmak, tahmin etmek
|