ÜÇÜNCÜ NOTA: Ey gafil insan! Bil ki: Galat-ı his nev'inden gayet muvakkat dünyayı lâyemut ve daimi görüyorsun. Etrafına ve dünyaya baktığın zaman bir derece sabit ve müstemir gördüğünden, fani nefsini de o nazar ile sabit telakki ettiğinden, yalnız kıyametin kopacağından dehşet alıyorsun. Güya kıyametin kopmasına kadar yaşayacaksın gibi, yalnız ondan korkuyorsun.
Aklını başına al. Sen ve hususi dünyan, daimi zeval ve fena darbesine maruzsunuz. Senin bu galat-ı hissin ve mağlatan şu misale benzer ki:
Bir adam elinde olan ayinesini bir hane veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa; misali bir hane, bir şehir, bir bahçe o ayinede görünür. Edna bir hareket ve küçük bir tegayyür ayinenin başına gelse, o misali hane ve şehir ve bahçede herc ü merc ve karışıklık düşer. Hariçteki hakiki hane, şehir ve bahçenin devam ve bekası sana faide vermez. Çünki senin elindeki ayinedeki hane ve sana ait şehir ve bahçe, yalnız ayinenin sana verdiği mikyas ve mizan iledir. Senin hayatın ve ömrün, ayinedir. Senin dünyanın direği ve ayinesi ve merkezi, senin ömrün ve hayatındır. Her dakikada o hane ve şehir ve bahçenin ölmesi mümkün ve harab olması muhtemel olduğundan, her dakika senin başına yıkılacak ve senin kıyametin kopacak bir vaziyettedir.
Madem öyledir; sen, bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme!..
(Bediüzzaman Said Nursi - 17. Lem’adan)
Lügatler
|
Âyine: ayna Beka :sonsuzluk, sonu olmamak Daimî: devamlı, sürekli Darbe :bir defa vuruş Dehşet :ürkmek, korkmak Edna :pek aşağı, en alçak Etraf :taraflar, yönler, çevre, görünen alan Faide: fayda Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm, kötü Galat-ı his :his yanılması Gayet :çok, pek çok Güya :sanki, farzet Hakiki: gerçek, doğru, asıl Hane :ev, yuva Harap :yıkık, perişan, ıssız Hariç :dış, dışarı, dışında Herc ü merc :karışıklık, dağınıklık Hususi :özel, bir şeye ait olan Kıyamet :dünyanın yıkılıp harap olması, dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması Lâyemut :ölümsüz Lem’a :parıltı, parlamak Mağlata: aldatmaca
|
Maruz : tesiri altında kalmak, uğramak, yüzyüze gelmek Mikyas :ölçü aleti, ölçek, ölçü Misal : benzer, örnek Misali :benzeri, görüntüden ibaret Mizan :terazi, ölçü, tartı, denge Muhtemel :ihtimal dâhilinde, olası Muvakkat : geçici, devamlı olmayan Mümkün :imkân dâhilinde olan, olabilir Müstemir :devam eden, sürekli, aralıksız, sağlam, muhkem, kuvvetli, kararlı, devamlı Nazar :bakma, bakış, görüş açısı, dikkat Nefis :insanın kendisi Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür Nota :bildiri Ömür :yaşama, hayat, yaşayış Sabit :duran, yerinde durup hareket etmeyen, doğruluğu ispat edilmiş olan Tegayyür :başkalaşma, değişme Telakki :kabul etmek, karşılamak, öyle görmek ve anlamak, algılamak Vaziyet :durum, hal Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek, gelip geçici olmak
|