SİRACI'N-NÛR-33-YİRMİ BEŞİNCİ LEM'A(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 22, 2026, 9:03:13 AM (16 hours ago) Jul 22
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

3.10.YİRMİ BEŞİNCİ LEM’A ONUNCU DEVA

Ey lüzumsuz merak eden hasta! Sen hastalığın ağırlığından merak ediyorsun. O merakın senin hastalığını ağırlaştırır. Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış. Yani, hastalığın faydalarını, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes.

Evet, merak hastalığı ikileştirir. Maddî hastalığın altında, merak ile mânevî bir hastalığı kalbine verir; maddî hastalık ona dayanır, devam eder. Eğer teslimiyetle, rıza ile, hastalığın hikmetini düşünmekle o merak gitse, o maddî hastalığın mühim bir kökü kesilir, hafifleşir, kısmen gider. Hususan evhamla bir dirhem maddî hastalık, bazan merak vasıtasıyla on dirhem kadar büyür. Merak kesilmesiyle, o hastalığın onda dokuzu gider.

Merak, hastalığı ziyade ettiği gibi, hikmet-i İlâhiyeyi ittiham ve rahmet-i İlâhiyeyi tenkit ve Hâlık-ı Rahîminden şekvâ hükmünde olduğu için, aksi maksadıyla tokat yer, hastalığını ziyadeleştirir. Evet, nasıl ki şükür nimeti ziyadeleştirir; öyle de, şekvâ, hastalığı, musibeti tezyid eder.

Hem merakın kendisi de bir hastalıktır. Onun ilâcı, hastalığın hikmetini bilmektir. Madem hikmetini, faydasını bildin; o merhemi meraka sür, kurtul. Ah yerine oh de; “Vâ esefâ” yerine “Elhamdü lillâhi alâ külli hal” söyle.

 

Lügatler :

ahbap : dostlar, sevgililer
ahz-ı ücret : ücret alma

aks-i maksad : maksadın aksi
bilâkis : tersine, aksine
bostan-ı cinân : Cennet bahçeleri
dehşet : korku, ürkme
dehşetli : korkunç, ürkütücü
devâ : ilâç, çare
dirhem : eskiden kullanılan ve yaklaşık 3 gramlık ağırlığa karşılık gelen bir ölçü birimi
ebedî : sonsuz
ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapanlar, inançsız kimseler
ehl-i iman : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler
ehlullah : Allah dostları

elhamdü lillâhi alâ külli hal : her türlü hâl için Allah’a hamd olsun!
evham : vehimler, kuruntular
fazl : cömertlik, yardım
hakikat : asıl, esas, gerçek
hakikî : asıl, gerçek
Hâlık-ı Rahîm : sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan ve herşeyi yaratan Allah
hayır : iyilik, faydalı ve sevaplı amel
hayrat : hayırlar
hikmet : sebep, fayda, gaye
hikmet-i İlâhiye : Allah’ın bütün âlemde gözettiği fayda ve gaye
hususan : bilhassa, özellikle
idame : devam ettirme
ittiham etmek : suçlamak
kat’î : kesin olarak
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
külfet : yük
maddî hastalık : bedende meydana gelen hastalık
mahiyet : nitelik, özellik
makam-ı saadet : mutluluk yeri
mânevî hastalık : ruhsal hastalık; ruhta meydana gelen hastalık
mukabil : karşılık
mukaddeme : başlangıç

musibet : belâ, büyük sıkıntı
mühim : önemli
nazar : bakış

nimet : iyilik, lütuf, ihsan
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
rıza : memnuniyet, hoşnutluk
saadet : mutluluk
suret : biçim, şekil
şeksiz : şüphesiz

şekvâ : şikâyet, yakınma

şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
talim : eğitim
talimat : eğitimler

tenkit etmek : eleştirmek
terhis : göreve son verme, serbest bırakma
teslimiyet : bağlılık, kendini Allah’ın iradesine bırakma

tezyid etmek : artırmak
ubudiyet : kulluk

vâ esefâ! : esefler olsun!
vasıta : araç
vazife-i hayat : hayat vazifesi, görevi
vesile : araç, vasıta
zindan-ı dünya : dünya zindanı
ziyade etmek : artırmak, çoğaltmak

ziyadeleştirmek : artırmak, fazlalaştırmak
zulümat-ı ebediye : sonsuz karanlıklar

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages