Nemrudları, Firavunları yetiştiren ve dayelik edip emziren, eski Mısır ve Babil'in ya sihir derecesine çıkmış veyahut hususi olduğu için etrafında sihir telakki edilen eski felsefeleri olduğu gibi; aliheleri eski Yunan kafasında yerleştiren ve esnamı tevlid eden felsefe-i tabiiye bataklığıdır. Evet, tabiatın perdesi ile Allah'ın nurunu görmeyen insan, her şeye bir ulûhiyet verip kendi başına musallat eder.
(Bediüzzaman Said Nursi - 30. Söz'den)
Lügatler
Alihe :batıl ilahlar
Daye :çocuk hizmetçisi, dadı, mürebbi
Esnam :putlar, tapılan heykeller, sanemler
Felsefe :hikmet ilmi, mantık, hususi fikir
Felsefe-i tabiiyye :tabiata yaratıcılık rolü veren batıl düşünce
Hususi :özel, bir şeye ait olan
Musallat :rahatsız eden, sataşan
Nur : ışık,aydınlık, parlaklık
Sihir :büyü, aldatmak, göz boyayıcılık
Tabiat : doğa, canlı cansız bütün varlıklar, maddî âlem
Telakki :kabul etmek, karşılamak, öyle görmek ve anlamak
Tevlid :sebeb olmak, vücuda getirmek, doğurmak
Uluhiyet :itaat ve ibadet edilmeye layık ve hakkı olmak