BEŞİNCİ ŞUA-8-İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
9:40 AM (5 hours ago) 9:40 AM
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

2.3.İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

ONUNCU MESELE
Rivayetlerde, eşhas-ı âhirzamanın fevkalâde iktidarlarından bahsedilmiş.
Vel’ilmü indallah, bunun te’vili şudur ki: O şahısların temsil ettikleri mânevî şahsiyetin azametinden kinâyedir. Bir vakit Rusya’yı mağlûp eden Japon Başkumandanının sûreti, bir ayağı Bahr-i Muhitte, diğer ayağı Port Arthur Kalesinde olarak gösterildiği gibi, şahs-ı mânevînin dehşetli azameti, o şahsiyetin mümessilinde, hem o mümessilin büyük heykellerinde gösteriliyor. Amma fevkalâde ve harika iktidarları ise, ekser icraatları tahribat ve müştehiyât olduğundan, fevkalâde bir iktidar görünür. Çünkü tahrip kolaydır. Bir kibrit bir köyü yakar. Müştehiyat ise, nefisler taraftar olduğundan çabuk sirayet eder.
ON BİRİNCİ MESELE
Rivayette var ki, “Âhirzamanda bir erkek kırk kadına nezaret eder.” 1
Allahu a’lem bissavab, bunun iki te’vili var:
Birisi: O zamanda meşru nikâh azalır veya Rusya’daki gibi kalkar. Bir tek kadına bağlanmaktan kaçıp başıboş kalan, kırk bedbaht kadınlara çoban olur.
İkinci te’vili: O fitne zamanında, harplerde erkeklerin çoğu telef olmasından, hem bir hikmete binaen ekser tevellüdat kızlar bulunmasından kinayedir. Belki hürriyet-i nisvan ve tam serbestiyetleri kadınlık şehvetini şiddetle ateşlendirdiğinden fıtratça erkeğine galebe eder; veledi kendi suretine çekmeye sebebiyet verdiğinden, emr-i İlâhî ile kızlar pek çok olur.
ON İKİNCİ MESELE
Rivayetlerde var ki, “Deccalın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.” 2

1لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللهُ Bunun iki te’vili vardır:
Birisi: Büyük Deccalın kutb-u şimâlî dairesinde ve şimal tarafında zuhur edeceğine kinaye ve işarettir. Çünkü kutb-u şimâlînin mevkiinde bütün sene, bir gece bir gündüzdür. Bir gün şimendiferle bu tarafa gelse, yaz mevsiminde bir ay mütemadiyen güneş gurub etmez. Daha bir gün otomobil ile gelse, bir haftada daima güneş görünür. Ben Rusya’daki esaretimde bu mevkie yakın bulunuyordum. Demek Büyük Deccal, şimalden bu tarafa tecavüz edeceğini mu’cizâne bir ihbardır.
İkinci te’vili ise: Hem Büyük Deccalın, hem İslâm Deccalının üç devre-i istibdatları mânâsında üç eyyam var. “Bir günü, bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üç yüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede, otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır” diye, gayet yüksek bir belâğatla ümmetine haber vermiş.
ON ÜÇÜNCÜ MESELE
Kat’î ve sahih rivayette var ki, “İsa Aleyhisselâm Büyük Deccalı öldürür.” 2
Vel’ilmü indallah, bunun da iki vechi var:
Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispritizma gibi istidracî harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccalı öldürebilecek, mesleğini değiştirecek, ancak harika ve mu’cizatlı ve umumun makbulü bir zât olabilir ki, o zât, en ziyade alâkadar ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselâmdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Buhari, Nikâh: 110. Ayrıca, bir erkeğin elli kadına nezâret edeceğine dair hadîs için bk. Buhari, İlim: 21, Eşribe: 1; Müslim, İlim: 9; Tirmizi, Fiten: 34; İbn-i Mâce, Fiten: 25; Müsned, 3:98, 176, 202, 213-214, 273, 289
2 : Müslim, Fiten: 110; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; Tirmizi, Fiten: 59; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 4:181.

Lügatler :

âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi

alâkadar : alâkalı, ilgili
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
Allahu a’lem bissavab : doğruyu en iyi Allah bilir
azamet : büyüklük
bedbaht : kötü bahtlı, kötü yolda olan

belâğat : maksada ve hale uygun düzgün ve güzel söz söyleme
binaen : dayanarak

devre-i hükûmet : devlet olarak hükmetme dönemi
devre-i istibdat : zulüm ve zorbalık dönemi
ekser : çoğunluk
emr-i İlâhî : Allah’ın emri

esaret : esirlik
eşhas-ı âhirzaman : ahirzamanda ortaya çıkacak ve bütün dünyada büyük etkileri olacak şahıslar eyyam : günler
fevkalâde : olağanüstü
fıtrat : yaratılış
fitne : bozgunculuk, kargaşa
galebe etme : üstün gelme

gurub etme : batma
harp : savaş
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hürriyet-i nisvan : kadınların serbestliği
icraat : faaliyet

ihbar : haber verme
iktidar : güç, kudret

ispritizma : ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış; ruh çağırma
istidraç : Allah tarafından günahkâr kişilere verilen bir takım olağanüstü haller ve üstünlükler
kat’î : kesin olarak
kinaye : bir anlamı üstü kapalı olarak ifade etme
kutb-u şimâlî : kuzey kutbu
makbul : kabul edilen
maktul : öldürülen
manyetizma : telkin ve hipnozla bir kimseyi etkileme
meşru : helâl, dine uygun

mevki : yer, konum
mu’cizâne : mu’cizeli bir şekilde
mucizât : mu’cizeler
muhafaza : koruma
mümessil : temsilci
müştehiyât : nefse hoş gelen lezzetli şeyler

mütemadiyen : sürekli olarak
nezaret etme : koruması altında bulundurma
rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi

sahih : sağlıklı
sirayet etme : yayılma, bulaşma
suret : şekil, biçim, görüntü

şahs-ı İsa : Hz. İsa’nın bizzat kendi şahsı
şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik
şehvet : nefsin arzu ve istekleri

şimal : kuzey
şimendifer : tren
tahribat : tahripler, yıkıp bozmalar
tahrip : bozma, yok etme
te’vil : yorum

tebdil : değişim
tecavüz : haddi aşma, ileri gitme
telef olma : yok olma, ölme
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme

teshir etme : boyun eğdirme, emri altına alma
tevellüdat : doğumlar

umum : bütün
ümmet : Peygambere inanıp onun yolundan gidenler
ve’l-ilmu indallah : gerçek bilgi ancak Allah katındadır

vecih : yön
veled : çocuk

ziyade : çok, fazla
zuhur etme : ortaya çıkma


 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages