|
بِسْمِ
اللهِ
الرَّحْمٰنِ
الرَّحِيمِ
BİRİNCİ MESELE Rivayette var ki,
“Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek.” Allahu
a’lem, bunun bir te’vili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf
ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, “Filân
adamın eli deliktir.” Yani çok müsriftir. İşte, “Süfyan israfı teşvik
etmekle, şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak insanların o zayıf
damarlarını tutup kendine musahhar eder” diye bu hadîs ihtar ediyor;
“İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer” diye haber
verir. İKİNCİ MESELE Rivayette var ki, “Âhirzamanın
dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında ‘Hâzâ kâfir’ yazılmış bulunur.”
1 Allahu a’lem
bissavab, bunun te’vili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin
serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanunla tâmim
ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder;
daha herkes—yalnız istemeyerek—onu giymekle kâfir olmaz. ÜÇÜNCÜ
MESELE Rivâyette var ki, “Âhirzamanın müstebit hâkimleri,
hususan Deccalın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur.” 2
3اَلْعِلْمُ
عِنْدَ
اللهِ
bunun bir te’vili şudur ki: Hükûmet dairesinde karşı karşıya kurulan ve
birbirine bakan vaziyette bulunan hapishane ile lise mektebi, “Biri hûri
ve gılmanın çirkin bir taklidi, diğeri azap ve zindan suretine girecek”
diye bir işarettir. DÖRDÜNCÜ MESELE Rivâyette var ki,
“Âhirzamanda Allah Allah diyecek kalmaz.” 4 5لاَ
يَعْلَمُ
الْغَيْبَ
إِلاَّ
اللهُ
bunun bir te’vili şu olmak gerektir ki: “Allah Allah Allah” deyip
zikreden tekyeler, zikirhâneler, medreseler kapanacak ve ezan ve kàmet
gibi şeâirde ismullah yerine başka isim konulacak demektir. Yoksa, umum
insanlar küfr-ü mutlaka düşecekler demek değildir. Çünkü Allah’ı inkâr
etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser
insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah’ı inkâr
etmiyorlar, yalnız sıfâtında hatâ ediyorlar. Diğer bir te’vili şudur
ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü’minlerin ruhları bir
parça evvel kabzedilir. Kıyamet kâfirlerin başlarında
patlar. BEŞİNCİ MESELE Rivayette vardır ki,
“Âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dâva edecekler ve
kendilerine secde ettirecekler.” 6 Allahu a’lem, bunun bir
te’vili şudur ki: Nasıl ki padişahı inkâr eden bir bedevî kumandan,
kendinde ve başka kumandanlarda, hâkimiyetleri nisbetinde birer küçük
padişahlık tasavvur eder. Aynen öyle de, tabiiyyun ve maddiyyun mezhebinin
başına geçen o eşhas, kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi
rububiyet tahayyül ederler ve
raiyetini kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârâne
serfüru ettirirler, başlarını rükûa getirirler demektir.
Dipnotlar - Arapça İbareler -
Haşiyeler :
1 : Buhari, Fiten: 26; Müslim, Fiten:
101, 102; Tirmizî, Fiten: 62; Müsned, 3:115, 211, 228, 249, 250, 5:38,
404-405, 6:139-140. 2
: Müslim, Fiten, 104, 109; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned,
5:397.
3 : “…Gerçek bilgi ancak Allah
katındadır.” Mülk Sûresi, 67:26. 4
: Müslim, İmân: 234; Tirmizi, Fiten: 35; Müsned, 3:107, 201,
259. 5 : Gaybı ancak Allah bilir.
6 : el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:508; İbn-i
Kesîr, Nihayetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye: 1:125, 126; Müsned, 4:20,
5:372 |
Lügatler :
âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son
devresi Allahu a’lem bissavab : doğruyu en iyi Allah
bilir Allahu a’lem : Allah en iyisini bilir bedevî :
çölde yaşayan, göçebe cebir : zorlama dâm :
tuzak darb-ı mesel : atasözü
dâva
etmek : bir iddiayı savunmak ekser :
çoğunluk eşhas : şahıslar eşhas-ı mühimme : önemli
kişiler frenk : Avrupalı, yabancı
gılman : Cennette hizmet eden
delikanlılar hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz,
fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya
davranış “Hâzâ kâfir” : “Bu kafirdir”
hûri : Cennet kızı hususan : bilhassa,
özellikle ihtar : hatırlatma, ikaz ihtida : hidayete
gelme, İslâmı kabul etme
inkâr : inanmama, kabul etmeme inşaallah :
Allah’ın izniyle
ismullah : “Allah” lâfzı israfat : israflar,
savurganlıklar
kabzedilme : insanların ruhunun
alınması kâfir : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin bir
hükmü inkâr eden kimse kamet : farz namaza durmadan önce okunan
ezan küfr-ü mutlak : her açıdan inkârcılığa
düşmek lehviyat : haram eğlenceler, oyunlar
maddiyyun : materyalistler, her şeyi madde ile
açıklamaya çalışanlar medrese : ders görülen, ders okutulan
yer mezhep : tutulan yol, usul musahhar : boyun eğen,
emre uyan
mü’min : iman etmiş, Allah’a inanan müsrif :
israf eden, savurgan müstebit : baskıcı, diktatör
nevi : çeşit, tür nisbet : ölçü,
oran
raiyet : halk, tabi
olanlar rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen
şeylerin nakledilmesi
rububiyet : Allah’ın bütün varlıklar üzerindeki
malikiyet ve egemenliği, her varlığı yaratılış amacına hikmetle ulaştıran
terbiyesi
rükû : eğilmek sefahet :
yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük
serfüru : baş eğme serpuş :
başa giyilen bir tür başlık, şapka
suret : biçim, şekil Süfyan : Müslümanlar
arasında çıkacak olan İslâm Deccalı
şeâir : İslâma sembol olmuş iş ve
ibadetler şua : parıltı
tabiiyyun : tabiatçılar, her şeyin tabiatın tesiriyle
meydana geldiğini iddia edenler
tahayyül : hayal etme tama :
aşırı arzu, açgözlülük, hırs
tasavvur : düşünme, zihinde şekillendirme,
tasarlama te’vil : yorum tekye : Allah’ın zikredildiği
yer
ubûdiyetkârâne : kulluk eder bir
şekilde ulûhiyet : ilâhlık umum :
bütün vuku : gerçekleşme, meydana gelme zikir :
Allah’ı anmak zikirhane : Allah’ın anıldığı yer
|