BEŞİNCİ ŞUA-6-İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 10, 2026, 10:18:15 AM (yesterday) Jun 10
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

2.1.İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

 

BİRİNCİ MESELE
Rivayette var ki, “Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek.”
Allahu a’lem, bunun bir te’vili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, “Filân adamın eli deliktir.” Yani çok müsriftir.
İşte, “Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak insanların o zayıf damarlarını tutup kendine musahhar eder” diye bu hadîs ihtar ediyor; “İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer” diye haber verir.
İKİNCİ MESELE
Rivayette var ki, “Âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında ‘Hâzâ kâfir’ yazılmış bulunur.” 1
Allahu a’lem bissavab, bunun te’vili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanunla tâmim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder; daha herkes—yalnız istemeyerek—onu giymekle kâfir olmaz.
ÜÇÜNCÜ MESELE
Rivâyette var ki, “Âhirzamanın müstebit hâkimleri, hususan Deccalın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur.” 2

3اَلْعِلْمُ عِنْدَ اللهِ bunun bir te’vili şudur ki: Hükûmet dairesinde karşı karşıya kurulan ve birbirine bakan vaziyette bulunan hapishane ile lise mektebi, “Biri hûri ve gılmanın çirkin bir taklidi, diğeri azap ve zindan suretine girecek” diye bir işarettir.
DÖRDÜNCÜ MESELE
Rivâyette var ki, “Âhirzamanda Allah Allah diyecek kalmaz.” 4
5
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللهُ bunun bir te’vili şu olmak gerektir ki: “Allah Allah Allah” deyip zikreden tekyeler, zikirhâneler, medreseler kapanacak ve ezan ve kàmet gibi şeâirde ismullah yerine başka isim konulacak demektir. Yoksa, umum insanlar küfr-ü mutlaka düşecekler demek değildir. Çünkü Allah’ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah’ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hatâ ediyorlar.
Diğer bir te’vili şudur ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü’minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir. Kıyamet kâfirlerin başlarında patlar.
BEŞİNCİ MESELE
Rivayette vardır ki, “Âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dâva edecekler ve kendilerine secde ettirecekler.” 6
Allahu a’lem, bunun bir te’vili şudur ki: Nasıl ki padişahı inkâr eden bir bedevî kumandan, kendinde ve başka kumandanlarda, hâkimiyetleri nisbetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder. Aynen öyle de, tabiiyyun ve maddiyyun mezhebinin başına geçen o eşhas, kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet tahayyül ederler ve raiyetini kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârâne serfüru ettirirler, başlarını rükûa getirirler demektir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Buhari, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101, 102; Tirmizî, Fiten: 62; Müsned, 3:115, 211, 228, 249, 250, 5:38, 404-405, 6:139-140.
2 : Müslim, Fiten, 104, 109; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 5:397.

3 : “…Gerçek bilgi ancak Allah katındadır.” Mülk Sûresi, 67:26.
4 : Müslim, İmân: 234; Tirmizi, Fiten: 35; Müsned, 3:107, 201, 259.
5 : Gaybı ancak Allah bilir.
6 : el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:508; İbn-i Kesîr, Nihayetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye: 1:125, 126; Müsned, 4:20, 5:372

Lügatler :

âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
Allahu a’lem bissavab : doğruyu en iyi Allah bilir
Allahu a’lem : Allah en iyisini bilir
bedevî : çölde yaşayan, göçebe
cebir : zorlama
dâm : tuzak
darb-ı mesel : atasözü

dâva etmek : bir iddiayı savunmak
ekser : çoğunluk
eşhas : şahıslar
eşhas-ı mühimme : önemli kişiler
frenk : Avrupalı, yabancı

gılman : Cennette hizmet eden delikanlılar
hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
“Hâzâ kâfir” : “Bu kafirdir”

hûri : Cennet kızı
hususan : bilhassa, özellikle
ihtar : hatırlatma, ikaz
ihtida : hidayete gelme, İslâmı kabul etme

inkâr : inanmama, kabul etmeme
inşaallah : Allah’ın izniyle

ismullah : “Allah” lâfzı
israfat : israflar, savurganlıklar

kabzedilme : insanların ruhunun alınması
kâfir : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin bir hükmü inkâr eden kimse
kamet : farz namaza durmadan önce okunan ezan
küfr-ü mutlak : her açıdan inkârcılığa düşmek
lehviyat : haram eğlenceler, oyunlar

maddiyyun : materyalistler, her şeyi madde ile açıklamaya çalışanlar
medrese : ders görülen, ders okutulan yer
mezhep : tutulan yol, usul
musahhar : boyun eğen, emre uyan

mü’min : iman etmiş, Allah’a inanan
müsrif : israf eden, savurgan
müstebit : baskıcı, diktatör

nevi : çeşit, tür
nisbet : ölçü, oran

raiyet : halk, tabi olanlar
rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi

rububiyet : Allah’ın bütün varlıklar üzerindeki malikiyet ve egemenliği, her varlığı yaratılış amacına hikmetle ulaştıran terbiyesi

rükû : eğilmek
sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük

serfüru : baş eğme
serpuş : başa giyilen bir tür başlık, şapka

suret : biçim, şekil
Süfyan : Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı

şeâir : İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler
şua : parıltı

tabiiyyun : tabiatçılar, her şeyin tabiatın tesiriyle meydana geldiğini iddia edenler

tahayyül : hayal etme
tama : aşırı arzu, açgözlülük, hırs

tasavvur : düşünme, zihinde şekillendirme, tasarlama
te’vil : yorum
tekye : Allah’ın zikredildiği yer

ubûdiyetkârâne : kulluk eder bir şekilde
ulûhiyet : ilâhlık
umum : bütün
vuku : gerçekleşme, meydana gelme
zikir : Allah’ı anmak
zikirhane : Allah’ın anıldığı yer

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages