Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymetdar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in'am edeni tanımamak nihayet derecede bir belahet olduğu gibi, Cenab-ı Hak hadsiz enva'-ı nimetini nev'-i beşere zemin yüzünde neşretmiş. Ona mukabil, o nimetlerin fiatı olarak, şükür istiyor. O nimetlerin zahiri esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler. O tablacılara bir fiat veriyoruz, onlara minnetdar oluyoruz; hatta müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Hâlbuki Mün'im-i Hakiki, o esbabdan hadsiz derecede o nimet vasıtasıyla şükre layıktır. İşte ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.
İşte Ramazan-ı Şerif'teki oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır.
(Bediüzzaman Said Nursi – 29. Mektub’dan)
Lügatler
|
Ashab : Arkadaş olanlar. Sahip olanlar, kullanma yetkisine sahip kişiler, sohbet edenler Azamet : büyüklük, yücelik Bahşiş : Lütfedip verilen para. Fazladan, iyilik olsun diye verilen. İhsan. Hediye, mükâfat Belahet :ahmaklık, düşüncesizlik, ne yaptığını bilmemek Cenâb-ı Hakk :Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah Cihet :yön, taraf Enva-i nimet :nimet çeşitleri Esbab: sebepler Fiat :bedel, karşılık, değer Hadsiz : sayısız, sınırsız Hakiki: gerçek, doğru, asıl Hâlbuki :gel gör ki, aslında, öyle ki Hâlis :katıksız, saf, duru, hilesiz Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması ve yaratılması Hissetmek :duymak, derinden yaşamak Hükmünde :benzeri, gibi Hürmet :saygı, değer verme, haysiyet, şeref İhtiyaç :muhtaç olunan şey, gereksinim İn’am :nimet vermek, ihsan etmek, doğruya sevk etmek, iyilik etmek Kıymet :önem, değer, bedel Kıymetdar : kıymetli, önemli, değerli Layık :uygun, münasip, liyakatli
|
Matbah :yemek pişirilen yer, kazan, mutfak Minnetdar : bir iyilik karşısında kendini borçlu hisseden, iyiliğe teşekkür eden Mukabil: karşı, karşılık Mün’im-i hakiki :nimeti gerçek veren Müstehak :hak eden, kendisi kazanan Neşretmek :yaymak, dağıtmak, yayınlamak Nev’-i beşer :insan cinsi, insanlar Nihayet: son Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler Padişah :büyük hükümdar, sultan Ramazan-ı Şerif :şerefli Ramazan ayı Ramazan-ı Mübarek :bereketli ve mübarek Ramazan ayı Savm : Oruç. İkinci fecirden başlıyarak güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten ve cinsi mukarenetten nefsi men'etmek suretiyle yapılan ibâdet. Şükür :Allah’a teşekkür, Allah’a karşı minnet duymak Taam :yemek, yiyecek, yenilen şey Tablacılık :tezgâhtarlık, sunuculuk Takdir :tayin edilmek, belirlenmek, değer vermek Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel Vasıta :aracı, iki şeyi birbirine ulaştıran Zahirî :aşikar, açık, belirgin, görünüşte Zannetmek :sanmak, tahmin etmek Zemin: yeryüzü
|