Nur deryasından günün sözü (24.02.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Feb 24, 2026, 6:59:15 AM (4 days ago) Feb 24
to

Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymetdar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in'am edeni tanımamak nihayet derecede bir belahet olduğu gibi, Cenab-ı Hak hadsiz enva'-ı nimetini nev'-i beşere zemin yüzünde neşretmiş. Ona mukabil, o nimetlerin fiatı olarak, şükür istiyor. O nimetlerin zahiri esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler. O tablacılara bir fiat veriyoruz, onlara minnetdar oluyoruz; hatta müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Hâlbuki Mün'im-i Hakiki, o esbabdan hadsiz derecede o nimet vasıtasıyla şükre layıktır. İşte ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.

İşte Ramazan-ı Şerif'teki oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 29. Mektub’dan)

 

Lügatler

Ashab : Arkadaş olanlar. Sahip olanlar, kullanma yetkisine sahip kişiler, sohbet edenler

Azamet : büyüklük, yücelik

Bahşiş : Lütfedip verilen para. Fazladan, iyilik olsun diye verilen. İhsan. Hediye, mükâfat

Belahet :ahmaklık, düşüncesizlik, ne yaptığını bilmemek

Cenâb-ı Hakk :Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah

Cihet :yön, taraf

Enva-i nimet :nimet çeşitleri

Esbab: sebepler

Fiat :bedel, karşılık, değer

Hadsiz : sayısız, sınırsız

Hakiki: gerçek, doğru, asıl

Hâlbuki :gel gör ki, aslında, öyle ki

Hâlis :katıksız, saf, duru, hilesiz

Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması ve yaratılması

Hissetmek :duymak, derinden yaşamak

Hükmünde :benzeri, gibi

Hürmet :saygı, değer verme, haysiyet, şeref

İhtiyaç :muhtaç olunan şey, gereksinim

İn’am :nimet vermek, ihsan etmek, doğruya sevk etmek, iyilik etmek

Kıymet :önem, değer, bedel

Kıymetdar : kıymetli, önemli, değerli

Layık :uygun, münasip, liyakatli

 

Matbah :yemek pişirilen yer, kazan, mutfak

Minnetdar : bir iyilik karşısında kendini borçlu hisseden, iyiliğe teşekkür eden

Mukabil: karşı, karşılık

Mün’im-i hakiki :nimeti gerçek veren

Müstehak :hak eden, kendisi kazanan

Neşretmek :yaymak, dağıtmak, yayınlamak

Nev’-i beşer :insan cinsi, insanlar

Nihayet: son

Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler

Padişah :büyük hükümdar, sultan

Ramazan-ı Şerif :şerefli Ramazan ayı

Ramazan-ı Mübarek :bereketli ve mübarek Ramazan ayı

Savm : Oruç. İkinci fecirden başlıyarak güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten ve cinsi mukarenetten nefsi men'etmek suretiyle yapılan ibâdet.

Şükür :Allah’a teşekkür, Allah’a karşı minnet duymak

Taam :yemek, yiyecek, yenilen şey

Tablacılık :tezgâhtarlık, sunuculuk

Takdir :tayin edilmek, belirlenmek, değer vermek

Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel

Vasıta :aracı, iki şeyi birbirine ulaştıran

Zahirî :aşikar, açık, belirgin, görünüşte

Zannetmek :sanmak, tahmin etmek

Zemin: yeryüzü

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages