|
|
|
|
NUR ÇEŞMESİ
13.5.BİR ZEYL(DEVAMI)
“Kur’ân, insanın dimağında şüpheden, tezelzülden vareste canlı ve kuvvetli bir kanaat vücûda getirir.”
Doktor Gustave Le Bone
* * *
“Kur’ân... Bu, o kitabdır ki, onunla Müslümanlar Avrupa’ ya hâkim olarak girmişlerdir. Fenikeliler Avrupa’ya tüccar, Yahudiler Avrupa’ya mülteci veya esir olarak girdikleri halde Müslümanlar Avrupa’ya hâkim olarak girmişler ve bu Müslümanlar, Kur’ân yardımiyle Avrupa’ya irfan meş’alesini taşımışlardır. Filhakika Müslümanlar garblılara ve şarklılara felsefe, tıp, hey’et, şiir öğretmişlerdir. Yunan’ın ölü dimağına ve ölü irfanına hayat vermişler, bütün dünyayı cehâlet karanlıkları ihâta etmişken her tarafa nur ifaza eylemişler ve bu i’tibârla bu insanlar ulûm-u cedidenin temellerini atmışlardır.”
Musevî âlimlerinden Emanuel Düeş
İngilizce “Kuvarterli Revyo” mecmûasının 254’üncü numarasında “İslâmiyet” serlevhasiyle yazdığı makaleden
* * *
“Müslümanlık, Afrikalıları medenîleştirmiş, onları sanayi, ticaret vesâir işleri inkişaf ettirmeğe sevk etmiştir. Müslümanların irşâdiyle ve İslâmiyetin te’siriyle Afrika’nın her tarafında muhteşem şehirler tesis olunmuştur. Avrupa’lı seyyahlar buraları ziyaret ederek onları hemşehrilerine tavsif ettikleri zaman, Avrupalılar bunların ihtişamına inanmak istememişlerdir.”
Profesör Tomas Arnol’un “İslâm Tebliği” adlı eserinden.
* * *
“İnsanlığa hizmet, Müslümanlığın şiarı ve medâr-ı iftiharıdır. Bundan dolayıdır ki, Müslümanlık cihanşümûl uhuvvet esaslarını ihtiva ve muhafaza etmiştir. İnsanlık bu esası kabul ve onunla âmil olduğu zaman mes’ud olacaktır.”
Hindistan’ın millî rüesasından Sarocni Neyda nâmındaki büyük kadının Londra’daki Voking câmiinde Müslümanlara hitaben irad ettiği ve İslâm Mecmûası’nın 1920 senesinin Kanun-u sanisi nüshasında intişâr eden nutkundan
* * *
“İslâm çocukları, tahsillerine Kur’ân’la başlıyorlar. Çünkü Kur’ân, bütün dinî, dünyevî hakîkatlerin menba’ıdır. Fakat bu mekteblerin yanlarında, yine Kur’ânın ilhamiyle, felsefe ve hikmet medreseleri vücûd bulmuş, bilâhere bu medreseler, dâr-ül-fünunlar olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Afrika’nın bugün bile dünyanın en karanlık noktası tesmiye olunan köşeleri fikrî, maddî terakkiler i’tibâriyle muasırı olan Avrupa memleketlerinden çok yüksek bulunuyordu.”
(Müslümanların asrî medeniyet üzerindeki te’siratı hakkında bir nutuk irad eden H. S. Leader’in beyânatından)