Sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakiki açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Hâlbuki iftar vaktinde o kuru ekmek, bir mü'minin nazarında çok kıymetdar bir nimet-i İlahiye olduğuna kuvve-i zaikası şehadet eder. Padişahtan ta en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü maneviye mazhar olur. Hem gündüzdeki yemekten memnuiyeti cihetiyle; "O nimetler benim mülküm değil. Ben bunların tenavülünde hür değilim; demek başkasının malıdır ve in'amıdır. Onun emrini bekliyorum." diye nimeti nimet bilir; bir şükr-ü manevi eder.
İşte bu suretle oruç, çok cihetlerle hakiki vazife-i insaniye olan şükrün anahtarı hükmüne geçer.
(Bediüzzaman Said Nursi - 29. Mektub’dan)
Lügatler
|
Cihet :yön, taraf Derece-i nimet :nimet derecesi Derk :anlamak, düşünmek Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural Fukara :fakirler, yoksullar Hakiki: gerçek, doğru, asıl Hâlbuki :gel gör ki, aslında, öyle ki Hissetmek :duymak, derinden yaşamak Hususan :bilhassa, özellikle Hükmüne :onun yerine, onun gibi olarak Hür :bağımsız, serbest İftar :oruç açmak İn’am :nimet vermek, ihsan etmek, doğruya sevk etmek, iyilik etmek Kıymet :önem, değer, bedel Kıymetdar : kıymetli, önemli, değerli Kuvve-i zaika :tatma kuvvesi, tad alma duyusu Mazhar :sahip olma, nâil olma, erişme Mecburiyet :zorunluluk, zaruret icabı
|
Memnuiyet :yasaklanmış olmak, men edilmek Mü’min :imanın şartlarının tümüne, Allah’tan gelen her şeye inanan kabul eden kişi Mülk :mal, sahip olunan şey Nazar :bakma, bakış, görüş, görüş açısı, dikkat Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler Nimet-i ilâhiye :Allah’ın nimeti Padişah :büyük hükümdar, sultan Ramazan-ı Şerif :şerefli Ramazan ayı Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı Suret : biçim, şekil Şehadet : şahitlik, tanıklık Şükr-ü manevi :manevi şükür Şükür :Allah’a teşekkür, Allah’a karşı minnet duymak Tahtında :altında Tenavül :yemek veya içmek Vakit :zaman, saat, çağ, mevsim Vazife-i insaniye :insanlık görevi
|