Sen kendi mahiyetine bak ki: Senin latifelerin içinde öyle bir latife var ki, ebedden ve ebedi zattan başkasına razı olamaz. Ondan başkasına teveccüh edemiyor, masivasına tenezzül etmez. Bütün dünyayı ona versen, o fıtri ihtiyacı tatmin edemez. O şey ise, senin duygularının ve latifelerinin sultanıdır. Fatır-ı Hakim'in emrine muti' olan o sultanına itaat et, kurtul!..
(Bediüzzaman Said Nursi – 17. Lem’adan)
Lügatler
Ebed :sonu olmayan zaman,sonsuzluk
Ebedî: sonsuz
Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural
Fâtır-ı Hakîm :Hikmetli olarak yaratan, sırlarla dolu olarak yaratan
Fıtrî :yaratılıştan gelen, yapıyla alakalı, doğal
İtaat :söz dinlemek, alınan emre uymak, boyun eğmek
Latife :hoş söz, şaka,söz ile iltifat
Lem’a :parıltı, parlamak
Mahiyet : asıl,esas
Masiva :Allah’tan gayrı her şey, Allah’ın dışındaki varlıklar
Muti :itaatli, isyan etmeyen
Razı :hoşnut, memnun
Sultan :reis, hükümdar, hâkimiyet sahibi
Şey’ :madde, eşya, varlık
Tatmin :ikna etmek, rahatlatmak
Tenezzül :gönül alçaklığı, inmek, karşısındakinin seviyesine inmek
Teveccüh :bir şeye doğru yönelmek, alaka duymak
Zat : hürmete layık kimse, kişi