SİRACI'N-NÛR-24-YİRMİ BEŞİNCİ LEM'A

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 13, 2026, 11:48:12 AM (10 days ago) Jul 13
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

3.1.YİRMİ BEŞİNCİ LEM’A BİRİNCİ DEVA

Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü’l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır.
İHTAR VE İTİZAR: Bu mânevî reçete, bütün yazdıklarımızın fevkinde bir sür’atle (HAŞİYE) telif edildiği gibi, hem umuma muhalif olarak, tashihata ve dikkate vakit bulmayarak, telifi gibi gayet sür’atle, ancak bir defa nazardan geçirildi. Demek, müsvedde-i evvel hükmünde müşevveş kalmıştır. Kalbe fıtrî bir surette gelen hâtırâtı san’atla ve dikkatle bozmamak için, yeniden tetkikata lüzum görmedik. Okuyan zatlar, hususan hastalar, bazı nâhoş ibarelerden veyahut ağır kelimelerden ve ifadelerden sıkılıp gücenmesinler, bana da dua etsinler.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلَّذِينَ اِذَآ اَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوۤا اِنَّا ِللهِ وَاِنَّآ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ 1

وَالَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ - وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ 2

ŞU LEM’ADA, nev-i beşerin on kısmından bir kısmını teşkil eden musibetzede ve hastalara hakikî bir teselli ve nâfi bir merhem olabilecek Yirmi Beş Devâyı icmâlen beyan ediyoruz.

BİRİNCİ DEVÂ
Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor—tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darbımesel dillerde destandır ki, “Musibet zamanı çok uzundur; safâ zamanı pek kısa oluyor.”

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

(HAŞİYE) : HAŞİYE Bu risale dört buçuk saat zarfında telif edilmiştir. Evet (Rüştü), Evet (Re’fet), Evet (Hüsrev); Evet (Said)
1 : “O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır’ derler.” Bakara Sûresi, 2:156.
2 : “Beni yediren ve içiren Odur. Hastalandığımda bana şifa veren de Odur.” Şuarâ Sûresi, 26:79-80.

 

Lügatler :

beyan etmek : açıklamak

biçare : çaresiz, zavallı

darbımesel : atasözü

derman : ilâç
devâ : ilâç, çare
fevkinde : üstünde
fıtrî : doğal

gaflet : sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma
hakikî : asıl, gerçek
hâtırât : hatıralar, düşünceler
hususan : bilhassa, özellikle
ibâre : cümle, ifade
icmâlen : kısaca
ihtar : hatırlatma, uyarı
itizar : özür dileme
iyâdetü’l-marîz : hastayı ziyâret etme
lem’a : parıltı
makam : konum
merhem : ilaç

meyvedar : verimli, meyve veren
muhalif : zıt, ters düşen

musibet : belâ, büyük sıkıntı
musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse
müsvedde-i evvel : ilk müsvedde, ilk karalama
müşevveş kalmak : karışık, düzensiz kalmak
nâfi : faydalı
nâhoş : hoşa gitmeyen
nazardan geçirmek : gözden geçirmek

nevi : çeşit
nev-i beşer : insanlar
risale : Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden her birisi

safâ : rahat ve huzur

suret : biçim, şekil
tashihat : bir eser üzerinde, yanlışları gidermek amacıyla, yayın öncesi yapılan düzeltmeler
telif etmek : eser yazmak
teşkil eden : oluşturan
tetkikat : incelemeler
umum : genel
zarfında : içinde

zayi olmak : kaybolup gitmek

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages