Aziz, gayretli, ciddi, hakikatlı, halis, dirayetli kardeşim!
Bizim gibi hakikat ve ahiret kardeşlerin, ihtilaf-ı zaman ve mekân sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mani' teşkil etmez. Biri şarkta, biri garbda, biri mazide, biri müstakbelde, biri dünyada, biri ahirette olsa da beraber sayılabilirler ve sohbet edebilirler. Hususan bir tek maksad için bir tek vazifede bulunanlar, birbirinin aynı hükmündedirler. Sizi her sabah yanımda tasavvur edip, kazancımın bir kısmını, bir sülüsünü (Allah kabul etsin) size veriyorum. Duada, Abdülmecid ve Abdurrahman ile berabersiniz. İnşaallah her vakit hissenizi alırsınız.
(Bediüzzaman Said Nursi – 23. Mektubdan)
Lügatler
|
Âhiret : öteki dünya, öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat Aziz :izzetli,sevgili, dost, çok nurlu Ciddi :gerçekçi, şaka olmayan, hakiki Dirayet :zeka, bilgi, kuvvetli tecrübe sahibi olmak Dua :yalvarma, yakarma, isteme Garb: batı Gayret :dikkat ve sebatla çalışmak, mukaddesata tecavüz edenlere karşı çıkmak Hakikat: gerçek, doğru Hâlis :katıksız, saf, duru, hilesiz Hisse :pay, nasip, kısmete düşen kısım Hususan :bilhassa, özellikle Hükmünde :benzeri, gibi İhtilaf-ı zaman ve mekân :zaman ve yerde farklılık İnşaallah :Allah izin verirse, Allah nasip ederse
|
Maksat :istenilen şey, arzu, gaye Mani :engel, özür, men etme, engelleme Mazi : geçmiş zaman, öncesi Müstakbel :gelecek zaman, karşılanan Sohbet :konuşma, sevdiği kimselerle yapılan toplantı, birlikte oturup hakikatleri konuşma Sülüs :üçte bir Şark: doğu Tasavvur :tasarlamak, düşünmek, zihninde şekillendirmek Teşkil :şekil vermek, meydana getirmek Ünsiyet :alışkanlık, dostluk, birlikte düşüp kalkmak Vakit :zaman, saat, çağ, mevsim Vazife :bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş, görev
|