BEŞİNCİ ŞUA-11-İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 15, 2026, 8:03:16 AM (10 days ago) Jun 15
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

2.6.İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

ON SEKİZİNCİ MESELE
Rivayette var ki, “Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var.” 1 Yani,

2فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ أَلْفَ سَنَةٍ âyetinin sırrıyla, bin sene hâkimâne ve mükemmel yaşayacak. Eğer istikamette gitmezse, ona yarım gün var. Yani, ancak beş yüz sene kadar hâkimiyeti ve galibiyeti muhafaza eder.

Allahu a’lem, bu rivâyet kıyametten haber vermek değil, belki İslâmiyetin galibâne hâkimiyetinden ve hilâfetin saltanatından bahseder ki, ayn-ı hakikat ve bir mu’cize-i gaybiye olarak aynen öyle çıkmış. Çünkü hilâfet-i Abbâsiyenin âhirinde, onun ehl-i siyaseti istikameti kaybettiği için, beş yüz sene kadar yaşamış. Fakat ümmetin heyet-i mecmuası ise, istikameti kaybetmediğinden, hilâfet i Osmaniye imdada gelip bin üç yüz sene kadar hâkimiyeti devam ettirmiş. Sonra Osmanlı siyasiyyunları dahi istikameti muhafaza edemediğinden, o da ancak (hilâfetle) beş yüz sene yaşayabilmiş. Bu hadîsin mu’cizâne ihbarını, hilâfet-i Osmâniye kendi vefatıyla tasdik etmiş. Bu hadîsi başka risalelerde dahi bahsettiğimizden burada kısa kesiyoruz.

ON DOKUZUNCU MESELE
Rivayetlerde, âhirzamanın alâmetlerinden olan ve Âl-i Beyt-i Nebevîden Hazret-i Mehdînin (Radıyallahu Anh) hakkında ayrı ayrı haberler var. Hattâ bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i velâyet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.

Allahu a’lem bissavab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir te’vili şudur ki: Büyük Mehdînin çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dâirelerde icraatları olduğu gibi, herbir asır, me’yusiyet vaktinde kuvve-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî Âl-i Beytten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Meselâ, siyaset âleminde Mehdî-i Abbâsî ve diyanet âleminde Gavs-ı Âzam ve Şah-ı Nakşibend ve aktâb-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdînin bir kısım vazifelerini icra eden zâtlar dahi, Mehdî hakkında gelen rivâyetlerde, medâr-ı nazar Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olduğundan, rivayetler ihtilâf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: “Eskide çıkmış.” Her ne ise... Bu mesele Risale-i Nur’da beyan edildiğinden, onu ona havale ile burada bu kadar deriz ki:

Dünyada mütesanit hiçbir hanedan ve mütevafık hiçbir kabile ve münevver hiçbir cemiyet ve cemaat yoktur ki, Âl-i Beytin hanedanına ve kabilesine ve cemiyetine ve cemaatine yetişebilsin.

Evet, yüzer kudsî kahramanları yetiştiren ve binler mânevî kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-i Kur’âniyenin mayasıyla ve imanın nuruyla ve İslâmiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden Âl-i Beyt, elbette âhirzamanda, şeriat-ı Muhammediyeyi ve hakikat-ı Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ihya ile, ilân ile, icra ile, başkumandanları olan Büyük Mehdînin kemâl i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet mâkul olmakla beraber, gayet lâzım ve zarurî ve hayat-ı içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Ebû Dâvud, Melâhim: 18; Müsned, 1:170, 4:193.

2 : “Sizin gününüzle bin sene kadar uzun olan kıyâmet gününde…” Secde Sûresi, 32:5.

Lügatler :

âhirinde : sonunda
âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi

aktâb-ı erbaa : dört büyük kutub olan Seyyidler (Abdülkàdir Geylânî, Ahmed-i Bedevî, Ahmed-i Rufâî ve İbrahim Desukî)

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
Âl-i Beyt / Âl-i Beyt-i Nebevî : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) neslinden gelenler
Allahu a’lem bissavab : doğruyu en iyi Allah bilir
Allahu a’lem : Allah en iyisini bilir
ayn-ı hakikat : gerçeğin ta kendisi

cemaat : topluluk
cemiyet : topluluk
cihad âlemi : Allah yolunda savaş yapılmasıyla ilgili alan

diyanet âlemi : dinî konuların ele alındığı alan
düstur : kâide, kural
ehl-i hakikat : bir meselenin hakikatini ve gerçek yönlerini bütün yönleriyle araştırarak elde eden kimseler
ehl-i ilim : ilim ehli, âlimler
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar, politikacılar, idareciler
ehl-i velâyet : veli kullar, Allah dostları
galibâne : galip bir tarzda
galibiyet : üstünlük
hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış

hakikat-ı Furkaniye : Kur’ân’ın gerçeği
hakikat-i Kur’âniye : Kur’ân’ın hakikati
hâkimâne : hükmeder bir şekilde
hâkimiyet : egemenlik

hakkaniyet : haktan ve doğruluktan ayrılmama
hanedan : soy, sülâle
hayat-ı içtimaiye-i insaniye : insanlığın toplum hayatı
heyet-i mecmua : çoğunluk
hilâfet : halifelik
hilâfet-i Abbâsiye : Abbasî halifeliği
hilâfet-i Osmaniye : Osmanlı halifeliği

icrâ : bir işi yürütme, yerine getirme
icraat : uygulama
ihbar : haber verme

ihtilâf etme : farklı farklı olma
ihya : hayat verme, diriltme
istikamet : doğru yolu takip etme

kabile : topluluk
kemâl-i adalet : kusursuz adalet
kıyamet : dünyanın sonu, her şeyin dağılması

kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes
kuvve-i mâneviye : manevi güç, moral

mağrip : batı
mâkul : akla uygun
me’yusiyet : ümitsizlik

medâr-ı nazar : gözönünde bulundurulması gereken, görüş açısı
mu’cizâne : mu’cizeli bir şekilde
mu’cize-i gaybiye : Peygamber Efendimizin gaybla ilgili verdiği haberlerin bir mu’cize olarak gerçekleşmesi
muhafaza : koruma

muktezâ : gereklilik
münevver : aydınlanmış, nurlanmış
mütesanit : birbirini destekleyen
mütevâfık : birbiriyle uyumlu

nevi : çeşit, tür
radıyallahu Anh : “Allah ondan razı olsun”

rahmet-i İlâhiye : Allah’ın her şeyi kuşatan sonsuz rahmeti
risale : Risale-i Nur’da yer alan bölümlerden her birisi
rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi
saltanat âlemi : bir ülkenin hakimiyeti ve yönetimiyle ilgili alan
saltanat : egemenlik
siyasiyyun : siyasetçiler

sünnet-i Ahmediye : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
şerait : şartlar
şeriat-ı Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) Allah’tan getirdiği İslâm dini
tasdik etmek : onaylamak
te’vil : yorum

tekemmül eden : mükemmelleşen
teyid etme : destekleme, onaylama

zemin : yer
zuhur : ortaya çıkma

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages