Nasıl Evliya Olunur !!!!!

0 views
Skip to first unread message

sakine günes

unread,
Mar 8, 2007, 10:43:50 AM3/8/07
to hamm...@googlegroups.com
Nasıl Evliya Olunur?
Ümit Şimşek


ALLAH DOSTLARI için büyük bir müjde içeren bu âyetler, aynı zamanda, bizim
alışageldiğimizden daha farklı bir “evliya” tanımı yapıyor.
“Allah dostları” olarak tercüme ettiğimiz sözcüğün âyetteki aslı
“evliyaullah”tır. Evliya ise veli sözcüğünün çoğuludur ki, bu sözcüğün
buradaki anlamına en yakın mânâyı “dost” kelimesi dile getiriyor. Böylece,
evliya için “Allah dostları” tabirini kullanmakla hem âyetin anlamına
yaklaşmış, hem de bizim “evliya”dan anlamamız gereken mânâyı ifade etmiş
oluyoruz.

Evliya dendiği zaman bizim hayalimizde canlanan insanlar da Allah dostları
tanımına girmekle beraber, onlar, bizim dikkatimizi çeken daha başka
belirgin özelliklere sahiptir. Biz, evliyayı, daha ziyade, olağanüstü işler
yapan insanlar olarak biliriz. Dillerde dolaşan evliya menkıbelerinin
çoğunluğu da bu özellikler üzerinde vurgu yapan menkıbelerdir. O kadar ki,
eğer bir insan evliyaullahtan ise, bizim anlayışımıza göre, o insanın
birtakım kerametler göstermesi, olağanüstü beceriler sergilemesi gerekir;
bunu yapmayanı biz de evliya saymakta zorlanırız.

Fakat bu, sonradan ortaya çıkmış ve zaman içinde yaygınlaşmış bir
anlayıştır. Halk kitlelerinin olağanüstülüklere karşı bir meyli vardır.
Allah’ın veli kullarına zaman zaman bağışladığı bazı olağanüstü haller de bu
yüzden halkın dikkatini toplamış, sonunda evliya kavramı, keramet ile
neredeyse özdeşleşecek duruma gelmiştir.

Kur’ân’ımız ise, bu âyetlerde, evliyayı daha farklı bir şekilde tanımlıyor
ve onların “iman eden ve takvâya sarılan kimseler” olduklarını bildiriyor.
Böylece, evliya olarak anılabilecek kimsede iki özellik arıyor:

(1) iman,

(2) takvâ.

Bu özelliklerden imanın ne olduğunu biliyoruz. Takvâya gelince:

Genel anlamıyla “korunmak, sakınmak” şeklinde tanımlayabileceğimiz bu
sözcük, bir Kur’ân kavramı olarak, “Allah’ın buyruk ve yasaklarına karşı
gelmekten kaçınmak, bu suretle kendi davranışlarının kötü sonuçlarından
korunmak” anlamını ifade etmektedir.

Kur’ân’da takvâ sahiplerini tanımlayan âyetler de vardır. Bu âyetler,
çeşitli seviyelerdeki takvâ mertebelerini ifade ederler. Meselâ Bakara
Sûresinin 2-4. âyetleri takvâ sahiplerini “iman eden, namaz kılan ve zekât
veren kimseler” olarak tanımlarken, Âl-i İmrân Sûresinin 133-135.
âyetlerinde bu özelliklere şunlar da eklenmiştir:

- bollukta olduğu gibi darlıkta da Allah için harcamak,

- öfkesini yutmak,

- insanları bağışlamak,

- günahta ısrar etmeyip Allah’tan bağışlama istemek.

Daha başka âyetlerde, takvâ sahiplerinin bunlardan başka özellikleri de
sayılmaktadır. Bu farklı tanımlar farklı takvâ mertebelerini, farklı takvâ
mertebeleri de Allah dostlarının farklı mertebelerini ifade etmektedir.
Namazını kılan, zekâtını veren kimse, Rabbinin emirlerine uymak suretiyle
korunmuş, takvâya sarılmış bir kimsedir. Ama zekâtını verdikten başka,
darlıkta da bağışlayabilen kimse bunun daha da ötesine geçmiş, daha üst
seviyede bir takvâya erişmiş demektir. Buna bir de öfkesini yutmak,
insanları bağışlamak gibi üstün ahlâk özelliklerini ekleyebilen kimsenin
takvâsı ise, hiç şüphe yok ki, daha da üst bir seviyededir.

Takvâda mertebeler bulunduğuna göre, takvâ sahibi olmak anlamına gelen
“evliyalıkta” da mertebelerin bulunması gerekir. Onun için, “Takvâya
sarılsam ben de evliya olur muyum?” sorusuna verilecek cevap “Evet”
olacaktır. Ancak bu, bizim de bir Abdülkadir Geylânî olduğumuz anlamına
gelmez. İman eden ve Allah’ın buyruk ve yasaklarına elinden geldiğince
uymaya çalışan kimse, elbette ki Allah’ın dostları arasındadır ve bu âyetin
müjdesinden elbette bir paya sahiptir. Bir filiz de, koca bir çınar ağacı da
aynı mahiyete sahip olmakla birlikte, o mahiyetten eşit paya sahip
değillerdir. Bir avuç deniz suyu ile koca bir deniz arasında da, mahiyet
birliğiyle birlikte, pek büyük bir “mertebe” farkı vardır. İnsanın da eline
geçecek olan kendi çalışmasının karşılığıdır; ne kadar çok çalışır ve
takvâda ne kadar ileri giderse, Allah dostluğunda da o kadar yükselmiş
olacaktır. Yalnız şu kadarını bilelim:

İman sahibi olduktan ve takvâdan da bir payımız bulunduktan sonra, âyetin
tanımına göre, biz de Allah dostları arasındayız demektir.

İşte bu müjde, bize bu dostluğu daha da pekiştirmek ve daha ileri
mertebelere erişmek için çalışmak şevkini kamçılamalıdır.

_________________________________________________________________
Dikkatsiz mesajlaşma tehlikelidir!
http://www.communicationevolved.com/tr-tr/

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages