SİRACI'N-NÛR-28-YİRMİ BEŞİNCİ LEM'A(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 17, 2026, 11:43:13 AM (6 days ago) Jul 17
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

3.5.YİRMİ BEŞİNCİ LEM’A BEŞİNCİ DEVA

Ey maraza müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir. Bu sekiz dokuz senedir, liyakatsiz olduğum halde, bazı genç zatlar hastalık münasebetiyle dua için benimle görüştüler. Dikkat ettim ki: Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nisbeten âhiretini düşünmeye başlıyor. Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan bir derece kendini kurtarıyor. Ben de bakıyordum, onların tahammül dahilindeki hastalıklarını bir ihsan-ı İlâhî olduğunu ihtar ederdim. Derdim ki:

“Kardeşim, senin bu hastalığının aleyhinde değilim. Hastalık için sana karşı bir şefkat hissedip acımıyorum ki, dua edeyim. Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Ve hastalık vazifesini bitirdikten sonra, Hâlık-ı Rahîm inşaallah sana şifa verir.”

Hem derdim: “Senin bir kısım emsalin sıhhat belâsıyla gaflete düşüp, namazı terk edip, kabri düşünmeyip, Allah’ı unutup, bir saatlik hayat-ı dünyeviyenin zâhirî keyfiyle hadsiz bir hayat-ı ebediyesini sarsar, zedeler, belki de harap eder. Sen hastalık gözüyle, herhalde gideceğin bir menzilin olan kabrini ve daha arkasında uhrevî menzilleri görürsün ve onlara göre davranıyorsun. Demek senin için hastalık bir sıhhattir; bir kısım emsalindeki sıhhat bir hastalıktır.”

 

Lügatler :

âhiret : öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat
ahkâm : hükümler, esaslar
aleyhinde : karşısında
belâ : büyük sıkıntı
dahilinde : içerisinde
devâ : ilâç, çare
elem : acı, keder
elemli : acı veren, üzücü
emsal : benzer
esmâ : Allah’ın isimleri
gaflet : sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma
hadsiz : sınırsız
Hâlık-ı Rahîm : sınırsız rahmet sahibi ve bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah
harap etmek : yıkmak
hayat-ı dünyeviye : dünya hayatı
hayat-ı ebediye : sonsuz hayat, âhiret hayatı
hayvânî : hayvansal
hediye-i Rahmânî : Acıma ve merhamet sahibi Allah’ın hediyesi
hevesat : heves ve arzular
hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma
ihsan-ı İlâhî : Allah’ın ihsanı, ikramı, bağışı
ihtar etmek : uyarmak, hatırlatmak
inşaallah : Allah izin verirse
lem’a : parıltı
liyakat : layık olma
maraz : hastalık
menzil : ev, mekân
musibet : belâ, büyük sıkıntı
münasebetiyle : vesilesiyle, sebebiyle
müptelâ : bağımlı, düşkün
nisbeten : kıyasla
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
Rezzâk : bütün varlıkların rızıklarını bol bir şekilde tekrar tekrar veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah
safâ : rahat, huzur
sair : diğer, başka
sıhhat : sağlık, sağlamlık
Şâfî : yarattıklarına şifa verip iyileştiren Allah
şefkat : içten ve karşılık beklemeden duyulan merhamet, sevgi
şifa vermek : iyileştirmek
şuâ : ışık, parıltı
şuâât : şuâlar, ışıklar, parıltılar
tahammül : dayanma, katlanma
tahattur etmek : hatırlamak
tecrübe : deneyim
teşekkî eden : şikâyet eden
tevahhuş etmek : korkmak, ürkmek
uhrevî : ahirete ait
zâhirî : dış görünüşte

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages