Nur deryasından günün sözü (26.06.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 26, 2026, 8:00:51 AM (7 days ago) Jun 26
to

İKİNCİ NÜKTELİ İŞARET: Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam iddia-yı nübüvvet etmiş; Kur'an-ı Azimüşşan gibi bir fermanı göstermiş ve ehl-i tahkikin yanında bine kadar mu'cizat-ı bahireyi göstermiştir. O mu'cizat, heyet-i mecmuasıyla, dava-yı nübüvvetin vukuu kadar vücudları kat'idir. Kur'an-ı Hakim'in çok yerlerinde en muannid kafirlerden naklettiği sihir isnad etmeleri gösteriyor ki; o muannid kafirler dahi mu'cizatın vücudlarını ve vukularını inkar edemiyorlar. Yalnız, kendilerini aldatmak veya etba'larını kandırmak için, -hâşâ- sihir demişler.

Evet mu'cizat-ı Ahmediye'nin (A.S.M.) yüz tevatür kuvvetinde bir kat'iyyeti vardır. Mu'cize ise; Halık-ı Kâinat tarafından onun davasına bir tasdiktir, "Sadakte" hükmüne geçer. Nasılki sen bir padişahın meclisinde ve daire-i nazarında desen ki: "Padişah beni filan işe memur etmiş." Senden o davaya bir delil istenilse; padişah "Evet" dese, nasıl seni tasdik eder. Öyle de, âdetini ve vaziyetini senin iltimasınla değiştirirse; "Evet" sözünden daha kat'i daha sağlam, senin davanı tasdik eder. Öyle de, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam dava etmiş ki: "Ben, şu kâinat Halıkının meb'usuyum. Delilim de şudur ki: Müstemir adetini, benim dua ve iltimasımla değiştirecek. İşte parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi akıttırıyor. Kamer'e bakınız, bir parmağımın işaretiyle iki parça ediyor. Şu ağaca bakınız; beni tasdik için yanıma geliyor, şehadet ediyor. Şu bir parça taama bakınız; iki-üç adama ancak kâfi geldiği halde, işte ikiyüz-üçyüz adamı tok ediyor." Ve hakeza.. yüzer mu'cizatı böyle göstermiştir.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 19. Mektub’dan)

 

Lügatler

Âdet :usul, görenek, alışılmış şey, huy, tabiat

Aleyhissalâtü vesselam :selam ve dua onun üzerine olsun

Daire-i nazar :bakış çerçevesi, bakış açısı

Dava :takip edilen fikir, iddia

Dava-yı nübüvvet :peygamberlik davası

Delil :ispat vasıtası, doğruyu gösteren

Dua :yalvarma, yakarma, isteme

Ehl-i tahkik :hakikatleri delilleri ile bilen âlimler

Etba :tabi olanlar

Ferman :emir,tebliğ, buyruk

Hakeza :öylece, bunun gibi, böyle

Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah)

Hâlık-ı Kâinat :evrenin yaratıcısı

Hâşâ :asla, kat’iyyen, öyle değil, Allah korusun

Heyet-i mecmua :birlik oluşturanların tamamı

Hükmüne :onun yerine, onun gibi olarak

İddia-yı Nübüvvet :peygamberlik davası iddiası

İltimas :kayırmak, tutmak, temas etmek, tavsiye etmek, rica etmek

İnkâr : reddetmek, karşı çıkmak

İsnad :bir nesneye bir kimseye dayanmak, nispet edilmek

Kâfi :yeten, yetişen, yeterli

Kâfir :Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği bir şeyi inkâr eden kimse

Kâinat : evren, yaratılanların hepsi

Kamer: ay

Kat’î :kesin, mutlak, tereddütsüz, şüphesiz

Kat’iyet :kesinlik, şüphesizlik

Kur’ân-ı Hakîm :her âyet ve suresinde sayısız faydalar ve hikmetler gizli olan Kur’an

Kur’ân-ı Azimüşşan :şanı yüce Kur’an

Meb’us :milletvekili, gönderilen, seçilen

 

Meclis :toplanılacak ve oturulacak yer, bir mesele görüşmek için bir araya gelenler topluluğu

Memur :emir ile hareket eden, emir altında olan

Mu’cizat: mucizeler

Mu’cizât-ı Ahmediye(a.s.) :Peygamberimizin (a.s.m.) mucizeleri

Mu’cizât-ı bâhire :apaçık herkes tarafından görülen mucizeler

Mu’cize :insanların yapmaktan aciz kaldıkları, ancak Allah tarafından yapılabilen ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasip olan harika hadiseler

Muannid : inatçı, direnen

Müstemir :devam eden, sürekli, aralıksız, sağlam, muhkem, kuvvetli

Nakletmek :taşımak, yer değiştirmek, başka yere götürmek

Nükte :ince manalı söz

Padişah :büyük hükümdar, sultan

Resûl-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed(a.s.)

Sadakte :doğru söyledin                         

Sihir :büyü, aldatmak, göz boyayıcılık

Şehadet : şahitlik, tanıklık

Taam :yemek, yiyecek, yenilen şey

Tasdik :doğrulamak, kabul etmek

Tevatür :kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayandırılan sağlam haber

Vaziyet :durum, hal

Vuku’ :gerçekleşmek, meydana gelmek

Vücud: beden, varlık, var olmak

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages