NUR ÇEŞMESİ-94-URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 21, 2026, 9:18:09 AM (3 days ago) May 21
to

                                                                          NUR ÇEŞMESİ

 

12.6.URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)

“RİSÂLE-İ NUR, ma’nevî hakîkatları ve îman ilmini Avrupa’ nın fen ilimleriyle mezcederek gâyet kuvvetli bürhan ve hüccetlerle aklen ve mantıken isbat eder. RİSÂLE-İ NUR, hal ve istikbâlin, ilmî, îmanî, aklî ve fikrî ihtiyaçlarına tam cevab verir bir kuvvet ve mâhiyet ve husûsiyettedir. RİSÂLE-İ NUR’da başka eserlerden nakil yoktur, Kur’ân’ın mu’cize-i ma’nevîyesidir. RİSÂLE-İ NUR, yüz ma’nevî keşfiyatı hâvi ve tılsım-ı kâinatın muammasını keşif ve halleden bir keşşafdır. RİSÂLE-İ NUR, yalnız bu vatan ve bu millet için değil, Âlem-i İslâm ve beşeriyet için yazılmıştır. RİSÂLE-İ NUR, şu zamanın yaralarına en münâsib bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümüne ma’rûz hey’et-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu yüz binlerle kimseler tarafından tasdik edilen bir eser külliyatıdır.”

Muhterem hey’et-i hâkime!

RİSÂLE-İ NUR’un gâyet hârika bir cüz’ü olan “ÂYET-ÜL KÜBR” risâlesinin beyânı vechiyle: Mâdem bin seneden beri îman ve Kur’ân aleyhinde terâküm eden Avrupa feylesoflarının i’tirâzları ve şüpheleri yol bulup ehl-i îmana hücum ediyor. Bir saadet-i ebediyenin, bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i dâimenin anahtarı, medârı, esası olan ÎMANI sarsmak istiyorlar. Elbette her şeyden evvel îmanımızı taklidden tahkike çevirip kuvvetlendirmeliyiz.

RİSÂLE-İ NUR’la mübareze edilmez, o mağlub olmaz, yirmi senedir en muannid feylesofları da susturuyor. (Şimdi yirmi sekiz sene oldu.) Îman hakîkatlarını Güneş gibi gösteriyor, bu memlekete hükmeden onun kuvvetinden istifade etmek gerektir. RİSÂLE-İ NUR, söndürmek için üflendikçe parlayan bir nurdur. Onun talebeleri başkalara benzemezler, mağlub olmazlar. RİSÂLE-İ NUR’u mağlub edebilmek için kâinatı elinde tutan bir kuvvet lâzımdır.

Çünkü RİSÂLE-İ NUR, dünyevî işlere, şahsî ve süflî menfaatlere âlet olamaz. Güneş gibi hakîkat-ı îmaniye ve Kur’âniye yerdeki muvakkat ışıkların cazibesine tâbi’ ve âlet olmadığı gibi, o hakîkatı tanıyan Risâle-i Nur’u değil dünya cereyanlarına belki, kâinata da âlet edemez.

Evet RİSÂLE-İ NUR’un vazifesi ise; hayat-ı ebediyeyi mahveden ve hayat-ı dünyeviyeyi de dehşetli bir zehire çeviren küfrü mutlaka karşı, îmanî olan hakîkatlariyle gâyet kat’i ve en mütemerrid zındık feylesofları da îmana getiren kuvvetli bürhanlarla Kur’ân’a hizmet etmektir. Onun için Risâle-i Nur’u hiç bir şeye âlet edemeyiz ve bilfiil öyleyiz.

Hey’et-i hâkime!

Bin seneden beri Kur’ân’ın bayrakdarı ve mücahidi ve âlem-i İslâm’ın kahraman mücahidi olan ve KUR’ÂN’ı cihanın cihet-i sittesinde ilân eden necib ve mübârek kahraman ecdâdımızın evlâdlarını nur-u îmandan ayırmak ve İslâmiyet defterine geçen mefahir-i âliyesine zıd olarak maddî ve ma’nevî helâketlere ma’rûz bırakmak olan dehşetli sû-i kastlara ve o kahraman ecdâdın torunları olan bugünkü gençliği ve gelecek nesilleri o şeref-i âlîden mahrum etmek olan dehşetli dinsizlik telkinlerine karşı; KUR’ÂN-I KERÎM’in on dördüncü asr-ı MUHAMMEDÎDEKİ (A.S.M.) aziz dellâlı ve bu asrın bir hidâyet medârı ve bu müdhiş zamanın müdhiş zûlümatına karşı NURU KUR’ÂN’la mukabele eden büyük fedakârı ve RİSÂLE-İ NUR’un yüz binler nüshalarını, milyonlar talebelerinin kalemleriyle her tarafta neşredip, dinsizliğe ve küfrü mutlaka ve komünizme karşı bir sedd-i KUR’ÂNÎ tesis eden muhteşem kahramanı BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ ve yüz bin başlar feda oldukları hakîkata başımız dahi feda olsun diyerek Nur-u İslâmı söndürmek ve Nur-u îmanı yok etmek için yapılan dehşetli zındıka hücumlarına karşı mukabele eden, istibdâdlara, icbarlara karşı izzet-i İslâmiyeyi mu-hafaza ve şeref-i îmanı âleme ilân eden, KUR’ÂN-I MU’CİZ-ÜL BEYÂN’dan kalb-i münevverlerine gelen ve îman hakîkatlarını Güneş gibi parlak delil ve hüccetlerle isbat eden ve RİSÂLE-İ NUR’la dinsizlik, dalâlet ejderlerine meydan okuyan ve dalkavukluk yapmayan ve mahkemelerde:

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages