İnsan ve bazı canavarlardan başka, Güneş ve Ay ve Arz'dan tut, ta en küçük mahlûka kadar herşey kemal-i dikkatle vazifesine çalışması, zerrece haddinden tecavüz etmemesi, bir azim heybet tahtında umumi bir itaat bulunması; büyük bir celal ve izzet sahibinin emriyle hareket ettiklerini gösteriyor. Hem gerek nebati ve gerek hayvani ve gerek insani bütün validelerin o rahim şefkatleriyle ve süt gibi o latif gıda ile o aciz ve zaif yavruların terbiyesi, ne kadar geniş bir rahmetin cilvesi işlediği bedaheten anlaşılır.
Bu âlemin mutasarrıfının madem nihayetsiz böyle bir keremi, nihayetsiz böyle bir rahmeti, nihayetsiz öyle bir celal ve izzeti vardır. Nihayetsiz celal ve izzet, edebsizlerin te'dibini ister. Nihayetsiz kerem, nihayetsiz ikram ister, nihayetsiz rahmet; kendine layık ihsan ister. Hâlbuki bu fani dünyada ve kısa ömürde, denizden bir damla gibi milyonlar cüz'den ancak bir cüz'ü yerleşir ve tecelli eder. Demek o kereme layık ve o rahmete şayeste bir dar-ı saadet olacaktır. Yoksa gündüzü ışığıyla dolduran Güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lazım gelir. Çünki bir daha dönmemek üzere zeval ise; şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı, meş'um bir alete ve lezzeti eleme kalbettirmekle hakikat-ı rahmetin intifası lazım gelir.
(Bediüzzaman Said Nursi – 10. Söz’den)
Lügatler
|
Âciz :güçsüz, zayıf Âlem :dünya, kâinat Arz : yeryüzü,dünya Azim :büyük, yüce, çok ileri Bedaheten :açıkça, aşikâren, besbelli Celal :azamet, haşmet, hiddetlilik, son derece büyüklük Cilve :görünüm, yansıma Cüz :kısım, parça Dar-ı saadet :mutluluk yurdu Edeb :terbiye, güzel ahlâk, usluluk Elem :keder, üzüntü, acı Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan Had :sınır, hudut, derece, yetki Hakikat-i rahmet :gerçek merhamet, tam merhamet Hayvani :hayvansal, hayvanla ilgili Heybet :hürmetle beraber korku hissi veren hal, sakınıp korkulacak hal Hırkat : hararet, sıcaklık, yanma İhsan :iyilik, lütuf, bağışlamak, vermek İkram :ağırlamak, hürmet etmek İnkâr : reddetmek, karşı çıkmak İnsani :insanla ilgili, insancıl İntifa :yok olma, sönüp bitme İtaat :söz dinlemek, alınan emre uymak, boyun eğmek İzzet :üstünlük, değer, kıymet, muhterem ve muteber olmak Kalbettirmek :dönüştürmek, değiştirmek Kemal-i dikkat :tam bir dikkatle Kerem :izzet, şeref, ihsan, yardım, inayet, ikram edicilik Lâtif :mülayim, yumuşak, güzel, hoş, nazik Layık :uygun, münasip, liyakatli
|
Lazım :lüzumlu, gerekli Lezzet :tat Mahlûk :yaratılmış, yaratık Meş’um :kötü, uğursuz Muhabbet : sevgi,sevmek Musibet :bela, felaket, afet, dert Mutasarrıf : dilediği gibi davranan, tasarrufta bulunan Nebati : bitkisel Nıkmet :şiddetli ceza, azap Nihayetsiz: sonsuz Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler Ömür :yaşama, hayat, yaşayış Rahîm :rahmet edici, merhamet eden, rahmeti herşeyi kuşatan sonsuz merhamet sahibi(Allah) Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek Şayeste :uygun, yaraşır, layık Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi Tahtında :altında Te’dib :edeplendirmek, terbiye vermek Tecavüz :haddini aşmak, zorlamak, söz veya hareketle ileri gitmek Tecelli :yansıma, gözükme, belirme Terbiye :Allah’ın emirlerine itaat ederek ruhen ve cismen yükselmeye çalışmak Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel Valide: ana Vazife :bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş, görev Vücud: beden, varlık, var olmak Zaif : zayıf, dayanıksız Zerre : atom, en küçük parça Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek
|