Nur deryasından günün sözü (22.06.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 22, 2026, 9:15:21 AM (3 days ago) Jun 22
to

İnsan ve bazı canavarlardan başka, Güneş ve Ay ve Arz'dan tut, ta en küçük mahlûka kadar herşey kemal-i dikkatle vazifesine çalışması, zerrece haddinden tecavüz etmemesi, bir azim heybet tahtında umumi bir itaat bulunması; büyük bir celal ve izzet sahibinin emriyle hareket ettiklerini gösteriyor. Hem gerek nebati ve gerek hayvani ve gerek insani bütün validelerin o rahim şefkatleriyle ve süt gibi o latif gıda ile o aciz ve zaif yavruların terbiyesi, ne kadar geniş bir rahmetin cilvesi işlediği bedaheten anlaşılır.

Bu âlemin mutasarrıfının madem nihayetsiz böyle bir keremi, nihayetsiz böyle bir rahmeti, nihayetsiz öyle bir celal ve izzeti vardır. Nihayetsiz celal ve izzet, edebsizlerin te'dibini ister. Nihayetsiz kerem, nihayetsiz ikram ister, nihayetsiz rahmet; kendine layık ihsan ister. Hâlbuki bu fani dünyada ve kısa ömürde, denizden bir damla gibi milyonlar cüz'den ancak bir cüz'ü yerleşir ve tecelli eder. Demek o kereme layık ve o rahmete şayeste bir dar-ı saadet olacaktır. Yoksa gündüzü ışığıyla dolduran Güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lazım gelir. Çünki bir daha dönmemek üzere zeval ise; şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı, meş'um bir alete ve lezzeti eleme kalbettirmekle hakikat-ı rahmetin intifası lazım gelir.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 10. Söz’den)

 

Lügatler

Âciz :güçsüz, zayıf

Âlem :dünya, kâinat

Arz : yeryüzü,dünya

Azim :büyük, yüce, çok ileri

Bedaheten :açıkça, aşikâren, besbelli

Celal :azamet, haşmet, hiddetlilik, son derece büyüklük

Cilve :görünüm, yansıma

Cüz :kısım, parça

Dar-ı saadet :mutluluk yurdu

Edeb :terbiye, güzel ahlâk, usluluk

Elem :keder, üzüntü, acı

Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural

Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan

Had :sınır, hudut, derece, yetki

Hakikat-i rahmet :gerçek merhamet, tam merhamet

Hayvani :hayvansal, hayvanla ilgili

Heybet :hürmetle beraber korku hissi veren hal, sakınıp korkulacak hal

Hırkat : hararet, sıcaklık, yanma

İhsan :iyilik, lütuf, bağışlamak, vermek

İkram :ağırlamak, hürmet etmek

İnkâr : reddetmek, karşı çıkmak

İnsani :insanla ilgili, insancıl

İntifa :yok olma, sönüp bitme

İtaat :söz dinlemek, alınan emre uymak, boyun eğmek

İzzet :üstünlük, değer, kıymet, muhterem ve muteber olmak

Kalbettirmek :dönüştürmek, değiştirmek

Kemal-i dikkat :tam bir dikkatle

Kerem :izzet, şeref, ihsan, yardım, inayet, ikram edicilik

Lâtif :mülayim, yumuşak, güzel, hoş, nazik

Layık :uygun, münasip, liyakatli

 

Lazım :lüzumlu, gerekli

Lezzet :tat

Mahlûk :yaratılmış, yaratık

Meş’um :kötü, uğursuz

Muhabbet : sevgi,sevmek

Musibet :bela, felaket, afet, dert

Mutasarrıf : dilediği gibi davranan, tasarrufta bulunan

Nebati : bitkisel

Nıkmet :şiddetli ceza, azap

Nihayetsiz: sonsuz

Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler

Ömür :yaşama, hayat, yaşayış

Rahîm :rahmet edici, merhamet eden, rahmeti herşeyi kuşatan sonsuz merhamet sahibi(Allah)

Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek

Şayeste :uygun, yaraşır, layık

Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi

Tahtında :altında

Te’dib :edeplendirmek, terbiye vermek

Tecavüz :haddini aşmak, zorlamak, söz veya hareketle ileri gitmek

Tecelli :yansıma, gözükme, belirme

Terbiye :Allah’ın emirlerine itaat ederek ruhen ve cismen yükselmeye çalışmak

Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel

Valide: ana

Vazife :bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş, görev

Vücud: beden, varlık, var olmak

Zaif : zayıf, dayanıksız

Zerre : atom, en küçük parça

Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages