BİRİNCİ DEVA: Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil belki bir nevi dermandır. Çünki ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi' olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük karlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor.. ta meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darb-ı mesel dillerde destandır ki; "Musibet zamanı çok uzundur, safa zamanı pek kısa oluyor."
(Bediüzzaman Said Nursi – 25. Lem’adan)
Lügatler
Belki :bilakis, aslında
Bîçare: çaresiz, zavallı
Darb-ı mesel :misal olarak söylenen meşhur söz, atasözü
Derman :ilaç, çare, çözüm
Destan :hikayeler, masallar, kahramanlıklar
Deva :ilaç, çare
Gaflet :dikkatsizlik, vurdumduymazlık, en mühim vazifeyi düşünmeyip kıymetsiz işlerle uğraşmak, sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma
İşareten :işaret ederek, işaretle
Lem’a :parıltı, parlamak
Meyvedar :meyve veren
Musibet :bela, felaket, afet, dert
Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür
Ömür :yaşama, hayat, yaşayış
Safa :gönül şenliği, eğlence
Sermaye :ana mal, esas para
Zayi :yitik, zarar, ziyan, kayıp, elden çıkan