Nur deryasından günün sözü (11.07.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 11, 2026, 11:05:25 AM (12 days ago) Jul 11
to

Bir şeyin lezzeti, hüsnü, cemali, emsal ve ezdadına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar. Mesela: Kerem, güzel ve hoş bir sıfattır. Kerim olan zat, başka mükrimlere tefevvuk cihetiyle aldığı lezzet-i nisbiyeden bin defa daha hoş bir lezzeti, ikram ettiği adamların telezzüzleriyle, ferahlarıyla alır. Hem bir şefkat ve merhamet sahibi, şefkat ettiği mahlûkların istirahatleri derecesinde hakiki bir lezzet alır. Mesela: Bir validenin evladının mes'udiyetlerinden ve istirahatlerinden, şefkat vasıtasıyla aldığı lezzet, o derece kuvvetlidir ki; onların rahatı için ruhunu feda eder derecesine getirir. Hatta o şefkatin lezzeti, tavuğu civcivlerini himaye etmek için arslana saldırtır.

İşte madem evsaf-ı aliyedeki hakiki lezzet ve hüsün ve saadet ve kemal, akran ve ezdada bakmıyor. Belki mezahir ve müteallikatına bakıyor. Elbette Hayy-ı Kayyum ve Hannan-ı Mennan ve Rahim ve Rahman olan Zat-ı Zülcemal ve-l Kemal'in rahmetindeki cemal ise, merhumlara bakar. Merhametine mazhar olanların, hususan cennet-i bakiyede nihayetsiz enva'-ı rahmet ve şefkatine mazhar olanların derece-i saadetlerine ve tena'umlarına ve ferahlarına göre o Zat-ı Rahmanurrahim, ona layık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi (ona layık şuunatla tabir edilen) ulvi, kudsi, güzel, münezzeh manaları vardır. "Lezzet-i kudsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kudsiye" tabir edilen, izn-i şer'i olmadığından yâd edemediğimiz gayet münezzeh, mukaddes şuunatı vardır ki; herbiri kâinatta gördüğümüz ve mevcudat mabeyninde hissettiğimiz aşk ve ferah ve mesruriyetten nihayetsiz derecelerde daha yüksek, daha ulvi, daha mukaddes, daha münezzeh olduğunu çok yerlerde isbat etmişiz.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 32. Söz’den)

 

Lügatler

Akran :birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyenler, denkler, eşit olanlar

Aşk :çok ziyade sevgi, şiddetli muhabbet, sevda

Aşk-ı mukaddes : mukaddes aşk

Belki :bilakis, aslında

Cemâl: güzellik

Cennet-i bâkiye : devamlı ve kalıcı olan Cennet hayatı

Cihet :yön, taraf

Derece-i saadet :mutluluk derecesi

Emsal : örnekler, benzerler

Envâ-ı rahmet :rahmet çeşitleri

Evlad : çocuklar

Evsaf-ı âliye :yüce vasıflar, özellikler

Ezdad :zıtlar

Feda : her türlü zahmetlere göğüs gererek davasına sahip çıkmak

Ferah :bol, geniş, iç açıcı, sıkıntıda olmayan, sevinç

Ferah-ı münezzeh : son derece nezih, temiz sevinç

Gayet :çok, pek çok

Hakiki: gerçek, doğru, asıl

Hannân-ı Mennân :yarattıklarına karşı çok merhametli, bol lütuf, bağış ve kerem sahibi

Hayy-ı Kayyum :varlığı diriliği her an için olan, gökleri ve yeri her an için tutan, herşeye gücü yeten

Himaye :koruma, zararlı şeylerden muhafaza etme

Hissetmek :duymak, derinden yaşamak

Hususan :bilhassa, özellikle

Hüsün: güzellik

İkram :ağırlamak, hürmet etmek

İsbat :doğruyu delil göstererek ortaya koymak, delil ve şahitle doğrulamak

İstirahat : dinlenme, rahatlama

İzn-i şer’î :dini izin

Kâinat : evren, yaratılanların hepsi

Kemâl :olgunluk, mükemmellik, fazilet

Kerem :izzet, şeref, ihsan, yardım, inayet, ikram edicilik

Kerim :şerefli, izzetli, ihsan ve inayet sahibi

Kudsî :mübarek, kutsal

Layık :uygun, münasip, liyakatli

Lezzet :tat

Lezzet-i kudsiye : kutsal lezzet

Lezzet-i nisbiye :izafi göreceli lezzet

 

Mabeyn :ara, aradaki şey, iki şeyin arası

Mahlûk :yaratılmış, yaratık

Mazhar :sahip olma, nâil olma, erişme

Merhamet :acımak, şefkat göstermek

Merhum :rahmete kavuşmuş

Mes’udiyet :mutluluk

Mesela :örnek olarak

Mesruriyet :sevinç

Mesruriyet-i kudsiye :mukaddes sevinç

Mevcudat: varlıklar

Mezahir : görünme ve yansıma yerleri, aynalar

Muhabbet : sevgi,sevmek

Mukaddes :kutsal, temiz ve pâk, her türlü kusurdan uzak olan

Mükrim :ikram eden, cömertlikte bulunan

Münezzeh :pak, kusur ve noksanlıklardan uzak

Müteallikat :ilgili olanlar, yakınlar

Nihayetsiz: sonsuz

Rahîm :rahmet edici, merhamet eden, rahmeti herşeyi kuşatan sonsuz merhamet sahibi(Allah)

Rahman : yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran sonsuz rahmet sahibi Allah

Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek

Ruh :öz, canlılık, can, nefes, en mühim nokta

Saadet : mutluluk, mes’ud oluş

Sıfat :bir kimse veya şeyin hal, vasıf, nitelik, özellik ve keyfiyeti

Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi

Şey :madde, eşya, varlık

Şuunat :işler, fiiller

Tabir :yorumlama

Tarz :usul, şekil, metod, yol

Tefevvuk :üstünlük

Telezzüz : lezzet alma, lezzetlenme

Tena’um: nimetlenme

Ulvi :yüksek, yüce, büyük

Valide: ana

Vasıta :aracı, iki şeyi birbirine ulaştıran

Yâd :anmak, zikretmek, hatır yapmak, hatırda tutmak, hatır, gönül

Zat : hürmete layık kimse, kişi

Zat-ı Rahmanurrahim :dünya ve âhirette sonsuz merhamet eden zat(Allah)

Zat-ı Zülcemal ve-l Kemal :güzellik ve mükemmellik sahibi zat(Allah)

Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages