Nasıl ki mükemmel, muhteşem, münakkaş, müzeyyen bir saray; mükemmel bir ustalık, bir dülgerliğe bilbedahe delalet eder. Ve mükemmel fiil olan o dülgerlik, o nakkaşlık; bizzarure mükemmel bir faile, bir ustaya, bir mühendise ve "nakkaş ve musavvir" gibi ünvan ve isimleriyle beraber delalet eder. Ve mükemmel o isimler dahi, şübhesiz o ustanın mükemmel, san'atkarane sıfatına delalet eder. Ve o kemal-i san'at ve sıfat, bilbedahe o ustanın kemal-i istidadına ve kabiliyetine delalet eder. Ve o kemal-i istidad ve kabiliyet, bizzarure o ustanın kemal-i zatına ve ulviyet-i mahiyetine delalet eder.
Aynen öyle de: Şu saray-ı âlem, şu mükemmel, müzeyyen eser; bilbedahe gayet kemaldeki ef'ale delalet eder. Çünki eserdeki kemalat, o ef'alin kemalatından ileri gelir ve onu gösterir. Kemal-i ef'al ise, bizzarure bir fail-i mükemmele ve o failin kemal-i esmasına, yani asara nisbeten müdebbir, musavvir, hakim, rahim, müzeyyin gibi isimlerin kemaline delalet eder. İsimlerin ve ünvanların kemali ise, şeksiz şübhesiz o failin kemal-i evsafına delalet eder. Zira sıfat mükemmel olmazsa, sıfattan neş'et eden isimler, ünvanlar mükemmel olamaz. Ve o evsafın kemali, bilbedahe şuunat-ı zatiyenin kemaline delalet eder. Çünki sıfatın mebde'leri, o şuun-u zatiyedir. Ve şuun-u zatiyenin kemali ise; biilmilyakin zat-ı zişuunun kemaline ve öyle layık bir kemaline delalet eder ki; o kemalin ziyası, şuun ve sıfat ve esma ve ef'al ve asar perdelerinden geçtiği halde, şu kâinatta yine bu kadar hüsnü ve cemali ve kemali göstermiş.
İşte şu derece hakiki kemalat-ı zatiyenin bürhan-ı kat'i ile vücudu sabit olduktan sonra, gayra bakan ve emsal ve ezdada tefevvuk cihetiyle olan nisbi kemalatın ne ehemmiyeti kalır, ne derece sönük düşer, anlarsın...
(Bediüzzaman Said Nursi - 32. Söz’den)
Lügatler
|
Âsâr: eserler Biilmilyakîn :şüphesiz bir ilimle bilme Bilbedahe :açık olarak, aşikar Bizzarure :zarureten, mecburen Bürhan-ı kat’i :kesin delil Cemâl: güzellik Cihet :yön, taraf Delâlet : delil olmak, işaret etmek Dülger :yapı ustası Dülger :yapı ustası Ef’al :fiiller, işler, ameller Ehemmiyet: önem Emsal : örnekler, benzerler Esma: isimler Evsaf :vasıflar, özellikler Ezdad :zıtlar Fail : her işi mükemmel şekilde yapan, fiil sahibi Allah Fail-i mükemmel : her fiili ve işi mükemmel olan Allah Fiil :amel, iş, faaliyet Gayr :diğer, başkası, yabancı Hakiki: gerçek, doğru Hakîm :iş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan(Allah) Hüsün: güzellik Kabiliyet :anlayış, beceri, kapasite, dıştan gelenleri alabilme gücü Kâinat : evren, yaratılanların hepsi Kemal :olgunluk, mükemmellik, fazilet Kemalat :faziletler, iyilikler, mükemmellikler Kemalat-ı zatiye : zâtına mahsus mükemmellikler, kusursuzluklar Kemal-i ef’al :fiil ve işlerdeki mükemmellik Kemal-i esma :isimlerin mükemmelliği Kemal-i evsaf : vasıf ve özelliklerin mükemmelliği Kemal-i istidad :doğuştan gelen kabiliyetlerin mükemmelliği Kemâl-i sanat :sanattaki mükemmellik Kemal-i zat :zatındaki, şahsındaki mükemmellik Layık :uygun, münasip, liyakatli
|
Mebde :başlangıç, baş taraf, kök, temel, kaynak Muhteşem :ihtişamlı, görkemli Musavvir :şekil ve suret verici Müdebbir :her şeyin evvelden tedbirini yapan(Allah) idare eden, ilmiyle herşeyin sonunu görüp, ona göre hikmetle iş yapan Allah Mükemmel :olgun, noksansız, tamam, eksiksiz, çok iyi Münakkaş :nakışlı Müzeyyen :bezenip süslenmiş Müzeyyin : herşeyi eşsiz sanatıyla süsleyen, güzelleştiren Allah Nakkaş :nakışlayan, süsleme yapan sanatkâr Neş’et etmek :meydana gelmek, çıkmak, yetişmek, doğmak, ortaya çıkmak Nisbeten :kıyasla, oranla Nisbi :kıyaslama ile olan, göreceli Rahîm :rahmet edici, merhamet eden, rahmeti herşeyi kuşatan sonsuz merhamet sahibi(Allah) Sabit :duran, yerinde durup hareket etmeyen, doğruluğu ispat edilmiş olan Sanatkârane :sanatlı olarak, sanata yakışır şekilde Saray-ı âlem :dünya sarayı Sıfat :bir kimse veya şeyin hal, vasıf, özellik ve keyfiyeti Şek :şüphe,zan, kuşku Şuun /Şuunat-ı zatiye : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden kutsal Zâtına ait özellikler Şuun-u zatiye : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden kutsal Zâtına ait özellik Tefevvuk :üstünlük Ulviyet-i mahiyet :mahiyetin yüceliği Ünvan :isim, nam Vücud: beden, varlık, var olmak Zat-ı zişuun : şuûn sahibi Zât, Allah Zira :çünkü, ondan ki, şu sebepten ki Ziya :ışık, aydınlık, parlaklık
|