Her baharda gözümüz önünde icad edilen nebatat ve hayvanattan hiçbir tanesi yoktur ki, san'at-ı acibesiyle ve latif zinetleriyle ve tam temeyyüzüyle ve intizamıyla ve mevzuniyetiyle seni bildirmesin. Ve zemin yüzünü dolduran ve nebatat ve hayvanat denilen kudretinin harikaları ve mu'cizeleri; mahdud ve maddeleri bir ve müteşabih olan yumurta ve yumurtacıklardan ve katrelerden ve habbe ve habbeciklerden ve çekirdeklerden; yanlışsız, mükemmel, süslü, alamet-i farikalı olarak yaratılışları, Sani'-i Hakimlerinin vücuduna ve vahdetine ve hikmetine ve hadsiz kudretine öyle bir şehadettir ki, ziyanın güneşe şehadetinden daha kuvvetli ve parlaktır.
(Bediüzzaman Said Nursi – 3. Şua’dan)
Lügatler
|
Alâmet-i farika :fark ettiren ayıran belirti Habbe :tane, tohum, parça Habbecik :tanecik, parçacık Hadsiz : sayısız, sınırsız Harika :hayret uyandıran, hayranlık veren, imkânların üstünde olan Hayvanat: hayvanlar, canlılar Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması ve yaratılması İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek İntizam :tertip, düzen, düzgünlük, düzenlilik Katre :damla Kudret : güç, kuvvet, iktidar Latif :mülayim, yumuşak, güzel, hoş, nazik Madde :asıl, esas, cevher, ruhani olmayıp ağırlığı olan cismani olan şey Mahdud :sınırlanmış, çevrelenmiş, sayılı, az Mevzuniyet :ölçülük, tartılılık, düzgünlük
|
Mu’cize :insanların yapmaktan aciz kaldıkları, ancak Allah tarafından yapılabilen ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasip olan harika hadiseler Mükemmel :olgun, noksansız, tamam, eksiksiz, çok iyi Müteşabih :birbirine çok benzeyen Nebatat: bitkiler San’at-ı acibane : hayrette bırakan ve hayranlık veren san’at Sâni-i Hakîm:her şeyi sanatla ve hikmetle yaratan(Allah) Şehadet : şahitlik, tanıklık Şua :ışık, parıltı Temeyyüz : benzerlerinden farklı, üstün olmak Vahdet: birlik, bir olmak Vücud: beden, varlık, var olmak Zemin: yeryüzü Zinet :süs, kıymetli eşya Ziya :ışık, aydınlık, parlaklık
|