NUR ÇEŞMESİ-93-URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 20, 2026, 9:33:14 AM (4 days ago) May 20
to

                                                                          NUR ÇEŞMESİ

 

12.5.URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)

Asliye Ceza Mahkemesi Yüksek Makamına

Urfa

Muhterem hey’et-i hâkime!

Bizlere yapılan gizli mekteb zan veya ittihamı bütün bütün hakî-kat hilâfınadır. Çünkü; bulunduğumuz cami önünde çeşmeler var, buraya ve câmiye günde iki yüz kişinin gelmesi, böyle bir yerin gizli olamıyacağı çocukların dahi bileceği bir hakîkattır. Hem bizim şehrin en işlek bir yerinde kalmamız gösteriyor ki: Gizlilikle ve gizli şeylerle alâkamız yoktur.

Mektep açmışsınız sözü de büsbütün yanlış bir şayiadır. Bunu işitenler gülüyorlar. Biz KUR’ÂN-I KERÎM’in gâyet parlak ve yüksek tefsiri RİSÂLE-İ NUR’a çalışan talebeleriz. Evet aslâ inkâr etmeyiz. Biz okurken gelip dinleyenler oluyor, bu bir mekteb midir? Şâhidlerin görüşleri doğrudur, fakat hükümleri yanlıştır, hakîkat hi-lâfınadır.

Biz o gün arkadaşımla kendi elimizle yazdığımız iki aded “ÂYET-ÜL KÜBR” Risâlesini tashih etmek için beraber okuyorduk ve o iki arkadaş da dinliyordu, bu vaziyette, sanki komünistlerin ve dinsizlerin eserlerini okuyormuşuz gibi hem adliyeyi, hem zabıtayı, hem mahkemeyi bizimle meşgul ederek bir bahâne ile mahkemelere sevkettiriyorlar.

Hem sizlerin de bildiğiniz gibi Urfa’nın ekseri evlerinde dinî bir kitabı biri okuyup diğerleri dikkatle dinliyorlar hem bir yerde yasak olmayan bir eseri okuyup başkalarının dinlemesiyle bir mekteb mi açılmış olur, sadece kitab okumak ve dinlemekten ibarettir.

Bu vaziyetten anlaşılıyor ki; biz yalnız bu asırda KUR’ÂN’ın yüksek ve parlak bir tefsiri ve kainatta en yüksek olan îman hakîkatlarını beyân eden RİSÂLE-İ NUR’u okuyoruz.

Îmanî ve İslâmî kitabları okuyup dinlemeye tedrisat süsü vermek kuvvetli bir icbarla üzerimize mekteb açmışsınız etiketini yapıştırmağa gayret etmek olduğunu, bizim ma’sûm, dindar, îman ve âhiretiyle meşgul olan gençler olduğumuzu herkesin bildiği gibi, sizce de ma’lûmdur.

Hem dâhi mütefekkir Üstadımız BEDİÜZZAMAN otuz seneden beri siyaseti terk etmiş, “EÛZÜBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİ VESSİYASETİ” demiş ve talebelerine de: “Biz îmanın cereyanındayız, gayemiz RIZA-YI İLÂHÎYE’dir, siyasî cereyanlara girmeyiniz” diye ders verdiğinden hiç bir siyasî ve dünyevî süflî şeylerle alâkamız yoktur. Hem altı vilâyetin zabıtası, ÜSTADIMIZ BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ hakkında: “BEDİÜZZAMAN ve RİSÂLE-İ NUR talebeleri îmanla kafalara bir yasakçı bırakıp, emniyet ve asayişi muhafaza ediyorlar” diye rapor vermişler.

Muhterem hâkimler;

Bizim bütün okuyup yazdığımız ve dâima meşgul olacağımız RİSÂLE-İ NUR, bütün mahkemelerde beraet etmiş ve sırf İslâmiyet ve îman ve KUR’ÂN hakîkatlarından ibaret olduğu Güneş gibi tezâhür ederek kaziye-i muhkeme haline gelmiştir. Son Afyon Mahkemesinde; bütün kitab, risâle ve mektubları iade etmeğe ittifaken karar vermişlerdir.

RİSÂLE-İ NUR: Yüz otuz parça harikulâde risâlelerden müteşekkil bir şaheser külliyatı ve yirminci asrın fünun-u müsbetesiyle ûlum-u îmaniye ve hakâik-i Kur’ân’iyeyi mezc ve te’lif ederek, bu asra kadar hiç bir eserde görülmediği ehl-i ilim ve hakîkatça, filozof ve profesörlerce musaddak olan emsâlsiz bir husûsiyete mâlik eserlerinin neşriyatı: Anadolu, Arabistan, Mısır, Pakistan, Avrupa ve Amerika’ya kadar inkişaf etmiş. Müellifi büyük İslâm dâhîsi BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ RİSÂLE-İ NUR hakkında şöyle diyor:

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages