NUR ÇEŞMESİ-56-ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Apr 14, 2026, 10:33:14 AM (8 days ago) Apr 14
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

7.17.ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

ÜÇÜNCÜ KELİME-ÜÇÜNCÜ MUHAL(DEVAMI)

BİRİNCİ ŞÜPHE

 “Yalnız bir şüphem var: Cenâb-ı Hakkın Hâlık olduğunu kabul ediyorum. Fakat bazı cüz’î esbabın ehemmiyetsiz şeylerde icada müdahaleleri ve bir parça medh ü senâ kazanmaları, saltanat-ı rububiyetine ne zarar verir? Saltanatına noksaniyet gelir mi?”

Elcevap: Bazı risalelerde gayet kat’î ispat ettiğimiz gibi, hâkimiyetin şe’ni, müdahaleyi reddetmektir. Hattâ, en ednâ bir hâkim, bir memur, daire-i hâkimiyetinde oğlunun müdahalesini kabul etmiyor. Hattâ, hâkimiyetine müdahale tevehhümüyle, bazı dindar padişahlar, halife oldukları halde mâsum evlâtlarını katletmeleri, bu redd-i müdahale kanununun hâkimiyette ne kadar esaslı hükmettiğini gösteriyor. Bir nahiyede iki müdürden tut, tâ bir memlekette iki padişaha kadar, hâkimiyetteki istiklâliyetin iktiza ettiği men-i iştirak kanunu, tarih-i beşerde çok acip hercümerc ile kuvvetini göstermiş.

Acaba âciz ve muavenete muhtaç insanlardaki âmiriyet ve hâkimiyetin bir gölgesi bu derece müdahaleyi reddetmeyi ve başkasının müdahalesini men etmeyi ve hâkimiyetinde iştirak kabul etmemeyi ve makamında istiklâliyetini nihayet taassupla muhafazaya çalışmayı gör; sonra, hâkimiyet-i mutlaka rububiyet derecesinde; ve âmiriyet-i mutlaka ulûhiyet derecesinde; ve istiklâliyet-i mutlaka ehadiyet derecesinde; ve istiğnâ-yı mutlak kadîriyet-i mutlaka derecesinde bir Zât-ı Zülcelâlde, bu redd-i müdahale ve men-i iştirak ve tard-ı şerik, ne derece o hâkimiyetin zarurî bir lâzımı ve vâcip bir muktezası olduğunu, kıyas edebilirsen et.

 

Lügatler :

acip : hayret verici
âciz : güçsüz, elinden bir şey gelmeyen
âmiriyet : âmirlik, yöneticilik
âmiriyet-i mutlaka : sınırsız ve tam bir âmirlik, yöneticilik
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cüz’î : ferdî, küçük
daire-i hâkimiyet : egemenlik, üstünlük, âmirlik dairesi
ednâ : basit, küçük
ehadiyet : Allah’ın birliğinin her bir varlıkta görünmesi
ehemmiyetsiz : önemsiz
esbab : sebepler
hâkim : hükmeden
hâkimiyet : hükmü ve idaresi altına alma
hâkimiyet-i mutlaka : sınırsız ve tam bir egemenlik
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
halife : Müslümanların dinî reisi
hercümerc : karma karışıklık
icad vermek : var etme özelliği vermek
icad : yaratma
iktiza etmek : gerektirmek
istiğnâ-yı mutlak : sınırsız zenginlik, hiçbir şeye muhtaç olmama
istiklâliyet : bağımsızlık
istiklâliyet-i mutlaka : kesin ve sınırsız bağımsızlık
iştirak : ortaklık
kadîriyet-i mutlaka : Cenâb-ı Hakkın gücünün sınırsız olarak her şeyde görünmesi
kat’î : kesin
katletmek : öldürmek
makam : mevki, derece
mâsum : günâhsız
medh ü senâ : övme ve yüceltme
memur : emir altında olan, görevli
men-i iştirak : ortaklığı kabul etmemek
muavenet : yardım
muhafaza : koruma, saklama
muhal : imkânsız
mukteza : bir şeyin gereği
mümteni : imkânsız
nahiye : bucak, ilçelerin bir müdürle yönetilen bölümlerinden her birisi
nihayet : sınırsız
noksaniyet : noksanlık
redd-i müdahale kanunu : hiç kimsenin karışmasını kabul etmeme kanunu
risale : Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden her birisi
rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiyesi
saltanat : hakimiyet
saltanat-ı rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği
şe’n : temel özellik
taassup : aşırı derecede, körü körüne bağlılık
tard-ı şerik : ortağı, ortaklığı reddetmek
tarih-i beşer : insanlık tarihi
tevehhüm : kuruntu
ulûhiyet : ibadete ve itaat edilmeye layık olma, İlâhlık
Vâcibü’l-Vücud : varlığı gerekli olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah
vâcip : mutlaka gerekli olan
zarurî : zorunlu, gerekli
Zât-ı Zülcelâl : sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi Zât, Allah

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages