Bu zamanda iki dehşetli hal var:
Birincisi: Akıbeti görmeyen, bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye, akıl ve fikre galebe ettiğinden ehl-i sefaheti sefahetinden kurtarmanın çare-i yeganesi; aynı lezzetinde elemini gösterip hissini mağlub etmektir. Ve (İbrahim suresi, 14:3)1 ayetinin işaretiyle; bu zamanda ahiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevi kırılacak şişe parçalarını ona tercih etmek, ehl-i iman iken ehl-i dalalete o hubb-u dünya ve o sır için tabi olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yeganesi, dünyada dahi cehennem azabını ve elemlerini göstermekle olur ki; Risale-i Nur o meslekten gidiyor.
Yoksa bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalaletin ve sefahetten gelen tiryakiliğin inadı karşısında Cenab-ı Hakk'ı tanıttırdıktan sonra ve Cehennem'in vücudunu isbat ile ve onun azabı ile insanları fenalıktan, seyyiattan vazgeçirmek; ondan, belki yirmiden birisi ders alabilir. Ders aldıktan sonra da, "Cenab-ı Hak Gafur-ur Rahim'dir, hem Cehennem pek uzaktır." der, sefahetine devam edebilir. Kalbi, ruhu hissiyatına mağlub olur.
İşte Risale-i Nur'daki ekser müvazeneler küfür ve dalaletin dünyadaki elim ve ürkütücü neticelerini göstermekle, en muannid ve nefisperest insanları dahi o menhus, gayr-ı meşru lezzetlerden ve sefahetlerden bir nefret verip aklı başında olanları tövbeye sevkeder.
(Bediüzzaman Said Nursi - Hutbe-i Şamiye'den)
Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
1 : “Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler.” İbrahim Sûresi, 14:3.
|
Lügatler âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat Akıbet :son, sonuç, netice Azab :büyük sıkıntı, dünyada işlenen günahların âhiretteki cezası Batman : yaklaşık sekiz kg. a denk gelen bir ağırlık Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah çâre-i yegâne : tek çâre Dalâlet :sapıklık, iman ve islamiyetten ayrılmak, Allah’a isyankâr olmak Dehşetli: ürpertici, korkunç dirhem : yaklaşık üç grama denk olan bir ağırlık ölçüsü Ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan inançsız kimseler Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler Ehl-i sefahet :zevk ve eğlenceye, yasak şeylere düşkün olanlar Ekser :pek fazla, daha çok, çoğunluk Elem :keder, üzüntü, acı Elîm : elemli, acı veren,kederli, sıkıntı veren fenalık : kötülük Gafûrü’r-Rahîm : kullarının günahlarını çok çok bağışlayan ve kullarına özel rahmet, merhamet ve şefkat gösteren Allah
|
Galebe etmek :üstün gelmek, yenmek, bastırmak gayr-ı meşru : helâl olmayan, dine aykırı Hal :durum, vaziyet His :duygu hissiyat : hisler, duygular hissiyât-ı insaniye : insanın hisleri, duyguları hubb-u dünya : dünya sevgisi İnad : ısrar, dediğinden vazgeçmeme küfr-ü mutlak : tam bir küfür, hiçbir kutsal değere inanmama şeklinde dinsizlik Küfr : Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği herhangi bir şeyi inkâr etme, inançsızlık, dinsizlik mağlup : yenilme, yenilen menhus : uğursuz Muannid :inatçı, direnen muvazene : karşılaştırma nefisperest : nefsin arzu ve isteklerine çok düşkün olan Sefahet :zevk ve eğlenceye,yasak şeylere düşkünlük seyyiat : günahlar, kötülükler Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat Tabi olmak :boyun eğmek, birinin arkası sıra gitmek, birine uymak tevbe : pişmanlık duyarak günahtan dönüş tiryakilik : bağımlılık Vücud : var olmak, varlık
|