Nur deryasından günün sözü (23.05.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 23, 2026, 8:00:21 AM (yesterday) May 23
to

Bu zamanda iki dehşetli hal var:

            Birincisi: Akıbeti görmeyen, bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye, akıl ve fikre galebe ettiğinden ehl-i sefaheti sefahetinden kurtarmanın çare-i yeganesi; aynı lezzetinde elemini gösterip hissini mağlub etmektir. Ve (İbrahim suresi, 14:3)1 ayetinin işaretiyle; bu zamanda ahiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevi kırılacak şişe parçalarını ona tercih etmek, ehl-i iman iken ehl-i dalalete o hubb-u dünya ve o sır için tabi olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yeganesi, dünyada dahi cehennem azabını ve elemlerini göstermekle olur ki; Risale-i Nur o meslekten gidiyor.

            Yoksa bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalaletin ve sefahetten gelen tiryakiliğin inadı karşısında Cenab-ı Hakk'ı tanıttırdıktan sonra ve Cehennem'in vücudunu isbat ile ve onun azabı ile insanları fenalıktan, seyyiattan vazgeçirmek; ondan, belki yirmiden birisi ders alabilir. Ders aldıktan sonra da, "Cenab-ı Hak Gafur-ur Rahim'dir, hem Cehennem pek uzaktır." der, sefahetine devam edebilir. Kalbi, ruhu hissiyatına mağlub olur.

            İşte Risale-i Nur'daki ekser müvazeneler küfür ve dalaletin dünyadaki elim ve ürkütücü neticelerini göstermekle, en muannid ve nefisperest insanları dahi o menhus, gayr-ı meşru lezzetlerden ve sefahetlerden bir nefret verip aklı başında olanları tövbeye sevkeder.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - Hutbe-i Şamiye'den)

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler.” İbrahim Sûresi, 14:3.

 

Lügatler

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat

Akıbet :son, sonuç, netice

Azab :büyük sıkıntı, dünyada işlenen günahların âhiretteki cezası

Batman : yaklaşık sekiz kg. a denk gelen bir ağırlık

Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah

çâre-i yegâne : tek çâre

Dalâlet :sapıklık, iman ve islamiyetten ayrılmak, Allah’a isyankâr olmak

Dehşetli: ürpertici, korkunç

dirhem : yaklaşık üç grama denk olan bir ağırlık ölçüsü

Ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan inançsız kimseler

Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler

Ehl-i sefahet :zevk ve eğlenceye, yasak şeylere düşkün olanlar

Ekser :pek fazla, daha çok, çoğunluk

Elem :keder, üzüntü, acı

Elîm : elemli, acı veren,kederli, sıkıntı veren

fenalık : kötülük

Gafûrü’r-Rahîm : kullarının günahlarını çok çok bağışlayan ve kullarına özel rahmet, merhamet ve şefkat gösteren Allah

 

Galebe etmek :üstün gelmek, yenmek, bastırmak

gayr-ı meşru : helâl olmayan, dine aykırı

Hal :durum, vaziyet

His :duygu

hissiyat : hisler, duygular

hissiyât-ı insaniye : insanın hisleri, duyguları

hubb-u dünya : dünya sevgisi

İnad : ısrar, dediğinden vazgeçmeme

küfr-ü mutlak : tam bir küfür, hiçbir kutsal değere inanmama şeklinde dinsizlik

Küfr : Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği herhangi bir şeyi inkâr etme, inançsızlık, dinsizlik

mağlup : yenilme, yenilen

menhus : uğursuz

Muannid :inatçı, direnen

muvazene : karşılaştırma

nefisperest : nefsin arzu ve isteklerine çok düşkün olan

Sefahet :zevk ve eğlenceye,yasak şeylere düşkünlük

seyyiat : günahlar, kötülükler

Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat

Tabi olmak :boyun eğmek, birinin arkası sıra gitmek, birine uymak

tevbe : pişmanlık duyarak günahtan dönüş

tiryakilik : bağımlılık

Vücud : var olmak, varlık

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages