BEŞİNCİ ŞUA-7-İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
9:33 AM (14 hours ago) 9:33 AM
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

2.2.İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

ALTINCI MESELE
Rivayette var ki, “Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz.” 1 Bunun için bin üç yüz sene zarfında emr-i Peygamberî ile bütün ümmet o fitneden istiâze etmiş, azab-ı kabirden sonra

2مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ.. مِنْ فِتْنَةِ اٰخِرِ الزَّمَانِ

vird-i ümmet olmuş.
Allahu a’lem bissavab, bunun bir te’vili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâp ederler. Meselâ, Rusya’da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler. Ve kadın, kendi güzelliklerini göstermeye fıtraten çok meyyal olmasından, seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar. Ve fıtraten cemâlperest erkekler dahi, nefsine mağlûp olup o ateşe sarhoşâne bir sürurla düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid’aları, birer câzibedarlıkla pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa, cebr-i mutlakla olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.
YEDİNCİ MESELE:
Rivayette var ki, “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.”
Ve’l-ilmu indallah, bunun bir te’vili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı
halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir.
SEKİZİNCİ MESELE
Rivayetler, Deccalın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını 3 gösterir ki, bütün ümmet istiâze etmiş.
4
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللهُ Bunun bir te’vili şudur ki: İslâmların Deccalı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (r.a.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccalı Süfyandır, İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır. 5 Yoksa Büyük Deccalın cebir ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.
DOKUZUNCU MESELE
Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisât-ı istikbaliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş.
Allahu a’lem, bunun bir te’vili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râvîler kendi içtihadlarıyla, daimî öyle kalacak gibi mânâ verip, merkez-i Hükûmet-i İslâmiye yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadîsin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Süyûtî, el-Fethü’l-Kebîr: 1:315, 2:185, 3:9; el-Hâvî Li’l-Fetâva: 2:217; Ebû Abdullah Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs: 1:266.
2 : “Mesih Deccalın fitnesinden... Ahirzaman fitnesinden... (Sana sığınıyoruz Allah’ım).” Buhari, Daavât: 37, 39, 44, 45, 46, Ezan: 149, Cenâiz: 88, Fiten: 26; Müslim, Mesâcid: 127, 128, 130-134; Müsned, 6:139.

3 : Suyutî, el-Örfî Va’di fî Ahbari’l-Mehdî: 2:233, 334.
4 : Gaybı ancak Allah bilir.
5 : Süyûtî, el-Orfu’l-Verdî fî Ahbari’l-Mehdî (el-Hâvî li’l-Fetâva): 2:234; Ahmed Zeynî Dahlan, el-Fütûhâtü’l-İslâmiye: 294; el-Berzenci, el-İşâa’ fî Eşrâti’s-Sâa’: 95-99; İbn-i Haceri’l-Heytemî, el-Fetâva’l-Hadîsiyye: 36; Muhtasar u Tezkireti’l-Kurtubî: 133-134.

Lügatler :

âlim : ilim ehli, bilgin
Allahu a’lem : Allah en iyisini bilir
Allahu a’lem bissavab : en doğruyu Allah bilir
aşiret : aynı soydan gelenlerin oluşturduğu topluluk
azab-ı kabir : kabir azabı
bid’a : dinde olmayıp sonradan dine aykırı şekilde ortaya çıkan şeyler
câzibedarlık : çekicilik

ceberut-u mutlak : sınırsız baskı ve zorbalık
cebir : zorlama
cebr-i mutlak : tam, kesin baskı, tam diktatörlük
cemâlperest : güzelliğe düşkün
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık

ehl-i tahkik : hakikati araştıran ve delilleriyle bilen âlimler
emr-i Peygamberî : Peygamber Efendimizin emri

fen : bilim
fetva : bir mesele hakkında ehil olan kimse tarafından verilen dinî hüküm
fıtraten : yaratılış gereği
fitne : bozgunculuk
fitne-i âhirzaman : dünyanın sonuna yakın dönemde ortaya çıkacak olan fitneler

hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hâdisât-ı istikbaliye : gelecekteki olaylar
hâkim : hükmeden

içtihad : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur’ân ve hadîsi dayanarak hüküm çıkarma
ihtiyar : irade, tercih
irtikâp etme : kötü iş işleme
istiâze : Allah’a sığınma

itaat etme : emre uyma
kabile : topluluk

kâfir : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin bir hükmü inkâr eden kimse
kebâir : büyük günahlar
kudret : güç, kuvvet, iktidar
lehviyat : haram eğlenceler, oyunlar

maarif : eğitim
mağlup : yenik düşen
meftun : düşkün, tutkun

merkez-i hilâfet : hilafet merkezi, halifelik makamının bulunduğu yer
merkez-i Hükûmet-i İslâmiye : İslâm hükümetinin merkezi
mevki : yer, konum
meyyal : meyilli

muallim : öğretmen
mücmel : kısa, özet
nefis : insanı hazır, dünyevî zevk ve isteklere sevk eden duygu
nefisperest : nefsini seven, nefsinin arzularına düşkün
raiyet : halk, tabi olanlar

râvi : hadîs rivâyet eden, bir hadîsi nakleden
rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi
rükû : eğilmek
sarhoşâne : sarhoşçasına
serfüru : baş eğme
servet : zenginlik
Süfyan : Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı
sürur : mutluluk, sevinç

şehid : Allah yolunda canını feda eden Müslüman
tâbi : bağlı, uyan

tafsil : ayrıntılı olarak açıklama
tahayyül : hayal etme

tâmim : genelleştirme, yayma
tasvir : bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma
te’vil : yorum
tecerrüt eden : soyutlanan
teshir : boyun eğdirme
ubûdiyetkârâne : kulluk eder bir şekilde
ümmet : Peygamber Efendimize inanıp onun yolundan gidenler
vasıta-i saltanat : saltanat vasıtası, aracı
ve’l-ilmu indallah : gerçek bilgi ancak Allah katındadır
vird-i ümmet : İslâm ümmetinin sürekli tekrar ettiği dua

vukuat-ı Süfyaniye : İslâm Deccalı olan Süfyan ile ilgili olaylar
zarfında : içinde

zekâvet : zekilik, kurnazlık

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages