SİRACI'N-NÛR-115-DÖRDÜNCÜ ŞUA(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Oct 14, 2026, 10:48:13 AM (2 days ago) Oct 14
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

6.17.DÖRDÜNCÜ ŞUA(DEVAMI)

BEŞİNCİ MERTEBE-İ NÛRİYE-İ HASBİYE(DEVAMI)

Birinci mesele

Hayatın mahiyeti ve hakikatı Hayy-ı Kayyûma baktığı cihetle baktım. Gördüm ki mahiyet-i hayatım esmâ-i İlâhiyenin definelerini açan anahtarların mahzeni ve nakışlarının bir küçük haritası ve cilvelerinin bir fihristesi ve kâinatın büyük hakikatlerine ince bir mikyas ve mizan ve Hayy-ı Kayyûmun mânidar ve kıymettar isimlerini bilen, bildiren, fehmedip tefhim eden yazılmış bir kelime-i hikmettir anladım. Ve hayatın bu tarzdaki hakikati bin derece kıymet kazanıyor ve bir saat devamı bir ömür kadar ehemmiyet alır. Zamanı olmayan Zât-ı Ezeliyeye münasebeti cihetinde uzun ve kısalığına bakılmaz.

İkinci mesele

Hayatın hakiki hukukuna baktım. Gördüm ki:
Hayatım Rabbânî bir mektuptur; kardeşlerim olan zîşuur mahlûkata kendini okutturur, Yaratanı bildirir bir mütalâagâhtır.
Hem Hâlıkımın kemâlâtını teşhir eden bir ilânnâmeliktir.
Hem hayatı yaratanın hayatla ihsan ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlarla bilerek süslenip hergün tekerrür eden resmî küşatta mü’minâne, şuurdarâne, şâkirâne, minnettarâne Padişah-ı Bîmisâlinin nazarına arz etmektir.
Hem hadsiz zîhayatların Hâlıklarına vâsıfâne tahiyyatlarını ve şâkirâne tesbihat hediyelerini anlamak, müşahede etmek ve şehadetle ilân etmektir.
Hem lisan-ı hal ve lisan-ı kàl ve lisan-ı ubudiyet ile Hayy-ı Kayyûmun mehâsin-i rubûbiyetini izhar etmektir.
İşte bunlar gibi hayatın yüksek hukukları uzun zaman istemediği gibi, hayatı bin derece i’lâ eder ve dünyevî olan hukuk-u hayatiyeden yüz derece daha kıymettardır diye ilmelyakîn ile bildim ve dedim: Sübhânallah! İman ne kadar kıymettar ve hayattardır ki, hangi şeye girse canlandırır ve bir şûlesi böyle fâni hayatı, bâkiyâne hayatlandırır, üstündeki fenayı siler.

 

Lügatler :

acz : acizlik, güçsüzlük
arz etmek : sunmak, ifade etmek
âyinedarlık : ayna olma
bâkiyâne : devamlı ve kalıcı bir şekilde
cihet : yön

cilve : görüntü, yansıma
def etmek : ortadan kaldırmak

define : hazine

ehemmiyet : önem

esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri
fakr : fakirlik, muhtaç olma
fâni : geçici, ölümlü

fehmetmek : anlamak
fena : geçici olma
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen

fihriste : içindekiler, indeks
gınâ : zenginlik
hadsiz : sınırsız

hakikat : doğru, gerçek

hakikî : gerçek, doğru
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
Hâlık-ı hayat : hayatı yoktan yaratan Allah
hararet : ısı, sıcaklık
hayattar : canlı
Hayy-ı Kayyûm : hayatı ezelî ve ebedî olup her canlıya hayat veren ve Kendi varlığı hiçbir sebebe bağlı olmayıp her şeyi ayakta tutan Allah
hukuk-u hayatiye : hayat sahibi olmaktan kaynaklanan haklar

ihsan etmek : bağışlamak
i’lâ etmek : yüceltmek

ilânnâme : ilân belgesi
ilmelyakîn : kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
ilticâ : sığınma
izale : giderme
izhar etmek : göstermek, ortaya çıkarmak

kâinat : evren

kelime-i hikmet : hikmet ifade eden kelime, söz

kemâlât : mükemmel özellikler
kıymettar : kıymetli, değerli
kudret : Allah’ın bütün varlığı kuşatan güç ve iktidarı
lisan-ı hâl : hâl ve beden dili
lisân-ı kàl : sözlü olarak ifade
lisan-ı ubudiyet : kulluk dili

mahiyet : nitelik, asıl özellik
mahiyet-i hayat : hayatın niteliği, esası, içyüzü

mahlukât : varlıklar

mahzen : depo

mânidar : mânâlı, anlamlı
mehâsin-i Rububiyet : Cenâb-ı Hakkın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi ve onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzellikleri
mikyas : ölçü
minnettârâne : minnet duyarak, yapılan bir iyiliğe karşı teşekkür hissi taşıyarak
mizan : ölçü, denge

münasebet : bağlantı, ilgi
mü’minâne : mü’min bir şekilde, iman ederek
müşahede etmek : görmek, gözlemlemek

mütalâagâh : dikkatlice okuma ve inceleme alanı
nazar : bakış, görüş
Padişah-ı Bîmisal : eşsiz ve benzersiz olan Padişah, Allah

Rabbanî : her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’a ait
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
resmî küşat : açılış merasimi
sübhânallah : “Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir”
şâkirâne : şükreder bir şekilde
şehadet : şahitlik, tanıklık
şûle : gür ışık
şuurdarâne : şuurlu bir şekilde
tahiyyat : selamlar ve medhiyeler

tefhim : anlatma
tekerrür etmek : tekrarlanmak
tesbihat : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma

teşhir etmek : sergilemek
tezellül : alçalma, kendisini küçük görme
ubudiyet : Allah’a kulluk
vâsıfâne : vasıfları dile getirerek
vecih : yüz, yön, tarz
zaaf : zayıflık, güçsüzlük

Zât-ı Ezeliye : varlığının başlangıcı olmayıp zaman üstü sonsuz olan Zât, Allah
zîhayat : canlı, hayat sahibi

zîşuur : şuur sahibi, bilinçli

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages