TILSIMLAR MECMUASI-190-DÖRDÜNCÜ ŞUÂ'NIN YALNIZ BİRİNCİ MERTEBESİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Feb 2, 2026, 8:13:26 AM (4 days ago) Feb 2
to

                              TILSIMLAR MECMUASI

 

17.3.DÖRDÜNCÜ ŞUÂ'NIN YALNIZ BİRİNCİ MERTEBESİ(DEVAMI)

BİRİNCİ MERTEBE-İ NÛRİYE-İ HASBİYE(DEVAMI)

Hem o şuur-u imanî ile o Bâki-i Sermedîye bir intisap ve o intisabın imanıyla umum mülküne bir münasebet peydâ olur. Ve o münasebet-i intisabî ile, hadsiz bir mülke bir nevi mâlikiyet gibi iman gözüyle bakar, mânen istifade eder.

Hem şuur-u imanî ile ve intisap ve münasebetle umum mevcudata bir alâka, bir nevi ittisal peydâ olur. Ve o halde, ikinci derecede vücud-u şahsîsinden başka hadsiz bir vücut, o şuur-u imanî ve intisap ve münasebet ve alâka ve ittisal cihetinde güya onun bir nevi varlığıdır gibi var olur; varlığa karşı fıtrî aşk teskin edilir.

Hem o şuur-u imanî ve intisap ve münasebet ve alâkadarlığı cihetiyle bütün ehl-i kemâlâta karşı bir uhuvvet peydâ olur. O halde Bâki-i Sermedînin varlığıyla ve bekàsıyla o hadsiz ehl-i kemâl mahvolmayıp zayi olmadıklarını bilmekle, takdir ve tahsinle merbut ve dost olduğu hadsiz dostlarının bekàları ve devam-ı kemâlâtı o şuur-u imanî sahibine ulvî bir zevk verir.

Hem o şuur-u imanî ve intisap ve münasebet ve alâkadarlık ve uhuvvet vasıtasıyla bütün dostlarımın—ki hayatımı ve bekàmı maalmemnuniye onların saadetleri için feda ediyorum—onların mes’udiyetleri ile hadsiz bir saadet kendimde hissedebilir gördüm. Çünkü, bir samimi dostun saadetiyle şefkatli dostu dahi saadetlenir ve lezzetlenir. Şu halde Bâki-i Zülkemâlin bekàsı ve varlığıyla, başta Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve âl ve ashabı olarak, umum sâdâtım ve ahbabım olan enbiya ve evliya ve asfiya ve bütün sair hadsiz dostlarım idam-ı ebedîden kurtulduğunu ve bir saadet-i sermediyeye mazhariyetlerini o şuur-u imanî ile hissettim. Ve münasebet, alâka, uhuvvet, dostluk sırrıyla saadetleri bana in’ikâs edip saadetlendirdiğini zevk ettim.

 

Lügatler :

ahbab : dostlar, sevilenler
âl ve ashab : aile fertleri ve yakın dostlar; Peygamber Efendimizin âile bireyleri ve yakın dostları
alâka : ilgi
alâkadar : alâkalı, ilgili
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
asfiya : hem velî hem âlim olan büyük zâtlar
Bâki-i Sermedî : varlığı sonsuz ve sürekli olan Allah
Bâki-i Zülkemâl : sınırsız mükemmellik sahibi ve varlığı devamlı ve kalıcı olan Allah
bekà : devamlılık, kalıcılık
cihet : taraf, yön
devam-ı kemâlât : mükemmel özelliklerin devamı
ehl-i kemâl : kemâl sahibi olgun kimseler
elem : acı, keder
enbiya : nebiler, peygamberler
evliya : veliler, Allah dostları
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
hadsiz : sınırsız
idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş

in’ikâs etmek : yansımak
intisap : bağlanma, mensup olma
istifade etmek : faydalanmak, yararlanmak
ittisal : bağlantı
kemâlât : mükemmel ve kusursuz özellikler
maalmemnuniye : memnuniyetle
mâlikiyet : sahiplik
mânen : mânevî yönden
mazhariyet : bir nimete nail olma, erişme
meftuniyet : düşkünlük
merbut : bağlı
mes’udiyet : mutluluk
mevcudat : varlıklar
münasebet : bağlantı, ilgi
münasebet-i intisabî : bağlanmaya dayalı ilişki
nev-i insan : insan türü, insanlık
nevi : tür
peydâ : kazanma, elde etme, meydana gelme
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
saadet : mutluluk
saadet-i sermediye : sürekli devam eden mutluluk
sâdât : seyyidler; Peygamberimizin (a.s.m.) soyundan gelenler
sair : diğer, başka
şuur-u imanî : imanî şuur, imâna dayalı bilinç
tahsin : beğenme, bir şeyin güzelliğini ilân etme
takdir : beğendiğini dile getirme
teskin etmek : sakinleştirmek
uhuvvet : kardeşlik
umum : bütün
vücud-u şahsî : şahsî varlık
vücut : varlık
zayi olmak : kaybolup gitmek

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages