Evet, biz bir cem'iyetiz ve öyle bir cem'iyetimiz var ki; her asırda üç yüz milyon dâhil mensubları var ve her gün beş defa o mukaddes cem'iyetin prensipleriyle kemal-i hürmetle alakalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar ve (innemel mü’minûne ihvetün=Mü’minler muhakkak ve ancak kardeştirler)kudsi programıyla birbirinin yardımına dualarıyla ve manevi kazançlarıyla koşuyorlar.
İşte biz, bu mukaddes ve muazzam cem'iyetin efradındanız ve hususi vazifemiz de Kur'anın imani hakikatlarını tahkiki bir surette ehl-i imana bildirip onları ve kendimizi i'dam-ı ebediden ve daimi haps-i münferidden kurtarmaktır. Sair dünyevi ve siyasi ve entrikalı cem'iyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.
(Bediüzzaman Said Nursi - 13. Şua'dan)
Lügatler
|
Alâka :ilgi, münasebet Asır: yüzyıl Cemiyet :topluluk, birlik, heyet Dâhil :iç, içeri Daimî: devamlı, sürekli Dua :yalvarma, yakarma, isteme Dünyevi :dünyayla ilgili, dünyalık Efrat :fertler, kişiler, bireyler Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler Entrika :hile, gizli tedbir ve dolap Hakikat: gerçek, doğru, bir şeyin gerçek mahiyeti Haps-i münferid :hücre hapsi Hususi :özel, bir şeye ait olan İ’dam-ı ebedi : bir daha geri dönmeyecek şekilde sonsuza dek yok etme İmani :imanla ilgili, imana dair Kemal-i hürmet :tam ve kusursuz saygı Komite : belirli bir amaç için bir araya gelen ve faaliyet gösteren topluluk
|
Kudsî :mübarek, kutsal Manevî :manaya ait, ruhani Mensub :intisab eden, bağlanan, bağlı olan, kayıtlı Muazzam :çok büyük Muhakkak :kesin, mutlaka Mukaddes :kutsal, temiz ve pâk, her türlü kusurdan uzak olan Mü’min :imanın şartlarının tümüne, Allah’tan gelen her şeye inanan kabul eden kişi Münasebet :uygunluk, yakışmak, bağlılık Prensip :temel kaide, unsur, temel bilgi, düstur Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı Siyasi :siyasetle alakalı, politik Suret : biçim, şekil Şua :ışık, parıltı Tahkiki :araştırarak kabul edilen, hakikatli Tenezzül :gönül alçaklığı, inmek, karşısındakinin seviyesine inmek Vazife :bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş, görev
|