BEŞİNCİ ŞUA-14-TETİMME(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 18, 2026, 10:18:12 AM (7 days ago) Jun 18
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

3.2.TETİMME(DEVAMI)

İKİNCİ MESELE(DEVAMI)

İkinci cihet ve sebep: Her iki Deccal, âzamî bir istibdat ve âzamî bir zulüm ve âzamî bir şiddet ve dehşetle hareket ettiklerinden, âzamî bir iktidar görünür. Evet, öyle acip bir istibdat ki, kanunlar perdesinde herkesin vicdanına ve mukaddesatına, hattâ elbisesine müdahale ederler. (Zannederim, asr-ı âhirde İslâm ve Türk hürriyetperverleri, bir hiss-i kablelvuku ile bu dehşetli istibdadı hissederek oklar atıp hücum etmişler. Fakat çok aldanıp yanlış bir hedef ve hatâ bir cephede hücum göstermişler.) Hem öyle bir zulüm ve cebir ki, bir adamın yüzünden yüz köyü harap ve yüzer mâsumları tecziye ve tehcir ile perişan eder.
Üçüncü cihet ve sebep: Her iki Deccal, Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından, dehşetli bir iktidar zannedilir. Hem bazı ehl-i velâyetin istihracatıyla anlaşılıyor ki, İslâm devletinin başına geçecek olan Süfyanî Deccal ise, gayet muktedir ve dahi ve faal ve gösterişi istemeyen ve şahsî olan şan ve şerefe ehemmiyet vermeyen bir sadrâzam ve gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevval ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker bulur, onları teshir eder. Onların fevkalâde ve dâhiyâne icraatlarını, riyasızlıklarından istifade ile kendi şahsına isnat ve o vasıtayla koca ordunun ve hükûmetin teceddüt ve inkılâp ve harb-i umumî inkılâbından gelen şiddet-i ihtiyacın sevkiyle işledikleri terakkiyatı şahsına isnad ettirerek şahsında pek acip ve harika bir iktidar bulunduğunu meddahlar tarafından işâa ettirir.
Dördüncü cihet ve sebep: Büyük Deccalın, ispritizma nevinden teshir edici hassaları bulunur. İslâm Deccalının dahi, bir gözünde teshir edici manyetizma bulunur. Hattâ, rivayetlerde “Deccalın bir gözü kördür” 1 diye nazar-ı dikkati gözüne
çevirerek Büyük Deccalın bir gözü kör ve ötekinin bir gözü, öteki göze nisbeten kör hükmünde olduğunu hadîste kaydetmekle, onlar kâfir-i mutlak bulunduğundan, yalnız münhasıran bu dünyayı görecek bir tek gözü var ve âkıbeti ve âhireti görebilecek gözleri olmamasına işaret eder.
Ben bir mânevî âlemde İslâm Deccalını gördüm. Yalnız birtek gözünde teshirci bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bütün münkir bildim. İşte bu inkâr-ı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder. Avâm ı nâs hakikat-ı hali bilmediklerinden, harikulâde iktidar ve cesaret zannederler.
Hem şanlı ve kahraman bir millet, mağlûbiyeti hengâmında, böyle istidraçlı ve şanlı ve tali’li ve muvaffakiyetli ve kurnaz bir kumandanı bulunduğundan, gizli ve dehşetli olan mâhiyetine bakmayarak, kahramanlık damarıyla onu alkışlar, başına kor, seyyielerini örtmek ister. Fakat kahraman ve mücahid ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur-u iman ve Kur’ân ışığıyla hakikat-ı hali göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Buhari, Fiten: 26, Enbiya: 77; Müslim, Fiten: 100, 109; Ebû Dâvud, Melâhim: 14, Sünnet: 25; Tirmizi, Fiten: 56, 62; İbni Mâce, Fiten: 33; Muvetta, Sıfatü’n-Nebî: 2; Müsned, 1:176, 182, 240, 311, 2:22, 27, 37, 39, 122, 124,127, 131, 144, 154, 149, 3:79, 103, 115, 173, 233, 333, 4:139-140, 5:13, 383, 397.

Lügatler :

acip : acaip, tuhaf
aleyhinde : karşıt olarak
asr-ı âhir : son asır
cebir : zorlama
cephe : savaş yapılan alan
cevval : sürekli haraket halinde olan
cihet : yön, taraf
dâhiyâne : dâhice
ehemmiyet : değer, önem
ehl-i velâyet : velilik makamına ulaşan Allah dostları
fevkalâde : olağanüstü
gayet : çok
harb-i umumî inkılâbı : Birinci Dünya Savaşının etkisiyle meydana gelen değişimler
hassa : nitelik, özellik
hiss-i kablelvuku : bir şeyi olmadan önce hissetme duygusu
hücum : saldırı
hürriyetperver : hürriyetçi
icraat : faaliyet, uygulama
iktidar : güç, otorite
inkılâp : büyük çaplı yenilikler, değişimler yapma
isnat : dayandırma
ispritizma : ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış; ruh çağırma
istibdad : baskı ve zulüm
istifade : faydalanma, yararlanma
istihracat : bazı delillerden bir çok mânâlar çıkarmak
işâa etme : yayma, duyurma
komite : bir maksat için toplanmış gizli cemiyet
manyetizma : telkin ve hipnozla bir kimseyi etkileme
mâsum : suçsuz
meddah : övgü yağdıran
muavenet : yardım
mukaddesât : mukaddes, kutsal olan şeyler
muktedir : güç ve iktidar sahibi
müdahale etme : karışma
müzaheret : yardım etme, koruma, arka çıkma
nazar-ı dikkat : dikkatli bakış
nev : tür
rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi
riyasızlık : gösterişten uzak olma
sadrâzam : Osmanlı Devletinde hükümet başkanı, başbakan
serasker : ordu komutanı
Süfyanî Deccal : Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı
şiddet-i ihtiyacın sevki : bazı şeylere duyulan şiddetli ihtiyacın yönlendirmesi
şöhretperestlik : şöhret düşkünlüğü
teceddüt : yenilik yapma
tecziye : cezalandırma
tehcir : bir topluluğu yurdundan çıkarma, sürgün etme
tenezzül etmek : seviyesini düşürmek, alçalmak
terakkiyat : ilerleme ve gelişmeyi sağlayan gelişmeler
teshir etme : emri altına alma

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages