TILSIMLAR MECMUASI-189-DÖRDÜNCÜ ŞUÂ'NIN YALNIZ BİRİNCİ MERTEBESİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Feb 1, 2026, 8:13:21 AM (5 days ago) Feb 1
to

                              TILSIMLAR MECMUASI

 

17.2.DÖRDÜNCÜ ŞUÂ'NIN YALNIZ BİRİNCİ MERTEBESİ(DEVAMI)

BİRİNCİ MERTEBE-İ NÛRİYE-İ HASBİYE

Bendeki aşk-ı bekà, bendeki bekàya değil, belki sebepsiz ve bizzat mahbub olan kemâl-i mutlak sahibi Zât-ı Zülkemâlin ve Zülcemâlin bir isminin bir cilvesinin mâhiyetimde bir gölgesi bulunduğundan, fıtratımda o Kâmil-i Mutlakın varlığına ve kemâline ve bekàsına müteveccih olan muhabbet-i fıtriye, gaflet yüzünden yolunu şaşırmış, gölgeye yapışmış, âyinenin bekàsına âşık olmuştu. 1 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ geldi, perdeyi kaldırdı. Gördüm ve hissettim ve hakkalyakîn zevkettim ki, bekàmın lezzet ve saadeti, aynen ve daha mükemmel bir tarzda Bâki-i Zülkemâlin bekàsına ve benim Rabbim ve İlâhım olduğuna imanımda ve iz’ânımda ve îkanımda vardır. Çünkü Onun bekàsıyla benim için lâyemut bir hakikat tahakkuk eder. Zira “Benim mâhiyetim hem bâki, hem sermedî bir ismin gölgesi olur; daha ölmez” diye şuur-u imanî ile takarrur eder.

Hem o şuur-u imanla mahbub-u mutlak olan Kemâl-i Mutlakın varlığı bilinmekle, şedit ve fıtrî olan muhabbet-i Zâtî tatmin edilir. Hem Bâki-i Sermedînin
bekàsına ve varlığına ait o şuur-u imanî ile kâinatın ve nev-i insanın kemâlâtı bilinir ve bulunur. Ve kemâlâta karşı fıtrî meftuniyet, hadsiz elemlerden kurtulup zevk ve lezzetini alır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.

 

Lügatler :

aşk-ı bekà : sonsuzluk aşkı
aynelyakîn : gözle görerek kesin bilgi edinme
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
Bâki-i Sermedî : varlığı sonsuz ve sürekli olan Allah
Bâki-i Zülkemâl : sonsuz kemâl sahibi ve varlığı devamlı ve kalıcı olan Allah
bekà : devamlılık, kalıcılık
bîhaber : habersiz
cilve : görüntü, yansıma
devasız : çaresiz
dîl : gönül

elem : acı, keder
envâr : nurlar
fena : gelip geçicilik, yok olma
fıtrat : yaratılış, mizaç
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
gaflet : Cenâb-ı Hakktan ve âhiretten habersiz olma, dikkatsizlik

hadsiz : sınırsız
hakikat : doğru, gerçek
hakkalyakîn : bizzat yaşayarak elde edilen kesin bilgi
icmâlen : kısaca, özetle
îkan : delil ve ispat üzerine inanma
ilmelyakîn : kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
imdad : yardım
inkişaf etmek : açığa çıkmak
iz’an : şüpheden uzak, kesin şekilde inanma
Kâmil-i Mutlak : sınırsız mükemmellik ve kusursuzluk sahibi Allah
kemâl : mükemmel ve kusursuz olma

kemâlât : mükemmel ve kusursuz özellikler
Kemâl-i Mutlak : tam ve sınırsız mükemmellik; Allah
kıymettar : kıymetli
lâyemut : ölümsüz
mahbub : sevgili, sevilen
mahbub-u mutlak : sonsuz sevgili
mahiyet : bir varlığın temel yapısı

meftuniyet : düşkünlük
mertebe-i nuriye-i hasbiye : “Hasbünâ"nın nurlu mertebesi
meyusâne : ümitsizce
muhabbet-i fıtriye : yaratılıştan var olan muhabbet, sevgi
muhabbet-i Zâtî : Allah’ın kendi Zâtına karşı duyulan sevgi
mülk-ü ten : insan vücudu
müteveccih : yönelik, yönelmiş

nev-i insan : insan türü, insanlık
Rab : bütün varlıkları terbiye eden ve idaresi ve tasarrufu altında bulunduran Allah
saadet : mutluluk
sermedî : daimî, sürekli
sûret : biçim, şekil
şedit : şiddetli
şuur-u imanî : imanî şuûr, imana dayalı bilinç
tafsilât : ayrıntılar
tahakkuk etmek : gerçekleşmek
takarrur etmek : karar bulmak, sağlamca yerleşmek
Zât-ı Zülkemâl : sonsuz mükemmellik sahibi Zât, Allah
Zülcemâl : sonsuz güzellik sahibi olan Allah

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages