Nur deryasından günün sözü (21.06.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 21, 2026, 11:00:26 AM (3 days ago) Jun 21
to

Malumdur ki; ziyayı verenin ziyadar olması lazım, tenvir edenin nurani olması gerek, ihsan gınadan gelir, lütuf latiften zuhur eder. Madem öyledir; kâinata bu kadar hüsün ve cemal vermek ve mevcudata muhtelif kemalat vermek; ışık, güneşi gösterdiği gibi, bir cemal-i sermediyi gösterirler.

Madem mevcudat, zeminin yüzünde büyük bir nehir gibi kemalatın lem'alarıyla parlar geçer. O nehir, güneşin cilveleriyle parladığı gibi, şu seyl-i mevcudat dahi, hüsün ve cemal ve kemalin lem'alarıyla muvakkaten parlar gider. Arkalarından gelenler aynı parlamayı, aynı lem'aları gösterdiklerinden anlaşılıyor ki: Cereyan eden suyun kabarcıklarındaki cilveler, güzellikler, nasıl kendilerinden değil; belki bir güneşin ziyasının güzellikleri, cilveleridir. Öyle de: Şu seyl-i kâinattaki muvakkat parlayan mehasin ve kemalat, bir Şems-i Sermedi'nin lemaat-ı cemal-i esmasıdır.1

(1 : Evet, âyinelerin fâniliği ve mevcudatın zevâliyle beraber tecelliyâtın ve füyuzâtın devam etmesi, bütün zuhurattan daha zâhir bir surette, onlarda görünen cemâlin mazharlara ait olmadığına delâlet eder ve en fasih bir lisanla ve en vâzıh bir burhanla gösterir ki, o tecelliyat, Vâcibü’l-Vücudun ve Bâkî-i Vedûdun mücerred cemâlinin ve mazharlar üzerinde daimî yenilenen ihsânâtının cilveleridir.)

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 32. Söz’den)

 

Lügatler

Âyine: ayna

Bâki-i Vedûd :sonsuz sevgili

Bürhan :güçlü delil, ispat vasıtası, sarsılmaz kanıt

Cemâl: güzellik

Cemal-i sermedi :devamlı ve sürekli güzellik

Cereyan : akmak, gidiş, hareket, akış

Cilve :görünüm, yansıma

Daimî: devamlı, sürekli

Delâlet : delil olmak, işaret etmek

Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan

Fasih :açık, güzel, hatasız, anlaşılır

Füyuzat :feyizler, manevi coşkular

Hüsün: güzellik

İhsan :iyilik, lütuf, bağışlamak, vermek

İhsanat :iyilikler, lütuflar,bağışlar

Kâinat : evren, yaratılanların hepsi

Kemâl :olgunluk, mükemmellik, fazilet

Kemâlât :faziletler, iyilikler, mükemmellikler

Lâtif :mülayim, yumuşak, güzel, hoş, nazik

Lazım :lüzumlu, gerekli

Lem’a :parıltı, parlamak

Lemaat-ı cemal-i esma :isimlerin güzelliğinin parıltıları

Lisan :dil, lehçe

Lütuf :iyilik, ikram, bağış

Malum :bilinen, belli olan

 

Mazhar :sahip olma, nâil olma, erişme

Mehasin :güzellikler

Mevcudat: varlıklar

Muhtelif: çeşitli

Muvakkaten :geçici olarak, devamlı olmadan

Mücerred :saf, katışıksız, çıplak, yalın

Nurani :nurlu, ışıklı, parlak

Seyl-i kâinat : kâinatın akışı; bütün varlık âleminin değişip gelişmesi, bir hedef ve maksada doğru ilerlemesi

Seyl-i mevcudat :varlıkların akışı

Şems-i sermedi : Devamlı Güneş, bu tabir devamlı olarak herşeyi nurlandıran ve aydınlatan Allah için bir benzetme olarak kullanılır

Tecelliyat :yansıyanlar, gözükenler, belirenler

Tenvir :aydınlatma

Vâcib-ül Vücud :var olması mutlaka gerekli olan

Vazıh :açık, besbelli

Zâhir :aşikar, açık, görünen

Zemin: yeryüzü

Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek

Ziya :ışık, aydınlık, parlaklık

Ziyadar :ışıklı

Zuhur :meydana çıkmak, görünmek

Zuhurat :görünmeler, meydana çıkmalar

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages