Cenab-ı Hakk'ın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Cenab-ı Hak zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halkettiği ve bütün enva'-ı nimeti o sofrada (min haysü lâ yahtesib=umulmadık yerlerden)bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahimiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde o vaziyetin ifade ettiği hakikatı tam göremiyor, bazan unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezeli'nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın "Buyurunuz" emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkarane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı, vüs'atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvi ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine layık mıdırlar?
(Bediüzzaman Said Nursi - 29. Mektub’dan)
Lügatler
|
Azamet : büyüklük, yücelik Bazan :ara sıra, her zaman olmayan Cenâb-ı Hakk :Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah Cihet :yön, taraf Daire :sınır içi, bir manevi tesirin hükmünün geçtiği alan, çember Davet :çağırma, ziyafet, dua Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler Emir :iş, husus, şey, hadise, madde, buyruk, talimat, kural Enva-i nimet :nimet çeşitleri Esbab: sebepler Gaflet :dikkatsizlik, vurdumduymazlık, en mühim vazifeyi düşünmeyip kıymetsiz işlerle uğraşmak, sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma Hakikat: gerçek, doğru, bir şeyin gerçek mahiyeti Halketmek: yaratmak Haşmet :büyüklük, heybet Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması ve yaratılması Hükmüne :onun yerine, onun gibi olarak İfade :söyleme, anlatma İntizam :tertip, düzen, düzgünlük, düzenlilik İştirak :ortak olmak, ortaklık etmek Kemal-i rububiyet :rububiyetin terbiye edicilik ve rızık vericiliğin mükemmelliği
|
Külliyet :bütünlük, tamam olmak, genellik, istidatların tamamını geliştirmek Layık :uygun, münasip, liyakatli Mukabele : karşılık verme Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı Rahîmiyet :âhirette mü’minlere merhamet edicilik Rahmaniyet :âlemde her varlığa merhamet edicilik Ramazan-ı Şerif :şerefli Ramazan ayı Rububiyet : Rablık; Cenâb-ı Hakkın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması Sofra-i nimet :nimet sofrası Sultan-ı ezel :varlığının başlangıcı olmayan Sultan(Allah) Suret : biçim, şekil Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi Şeref-i keramet :şerefli vazife, görev Tarz :usul, şekil, metod, yol Tavr-ı ubudiyetkârane :kulluğa yakışır tavır, hareket Ubudiyet: Allah’a kulluk Ulvi :yüksek, yüce, büyük Vaziyet :durum, hal Vüs’at :genişlik Zemin: yeryüzü Ziyafet :misafire yedirip içirme, ikram etme
|