SİRACI'N-NÛR-31-YİRMİ BEŞİNCİ LEM'A(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 20, 2026, 11:48:23 AM (3 days ago) Jul 20
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

3.8.YİRMİ BEŞİNCİ LEM’A SEKİZİNCİ DEVA

Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü’z-zünub olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki, “Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.” 1

Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdan, ruh için mânevî hastalıklardır. Sen eğer sabredip şekvâ etmezsen, şu muvakkat bir hastalıkla daimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun. Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryad et. Çünkü, bütün dünyanın mevcudatıyla kalbin, ruhun ve nefsin alâkadardır. Mütemadiyen firak ve zeval ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz yaralar açılır. Bahusus âhireti bilmediğin için, ölümü idam-ı ebedî tahayyül ettiğinden, adeta, güya yara bere içinde, dünya kadar hastalıklı bir vücudun var. İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük mânevî vücudun hadsiz hastalıklarına kat’î ilâç ve kat’î şifa verici bir tiryak olan iman ilâcını aramak ve itikadını düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve zaafın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretini ve rahmetini tanımaktır.

Evet, Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Buharî, Merdâ: 1, 2, 13, 16; Müslim, Birr: 45; Dârimî, Rikâk: 57; Müsned, 1:371, 441, 2:303, 335, 3:4, 18, 38, 48, 61, 81.

 

Lügatler :

acz : güçsüzlük
âhiret : öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat
alâkadar : alakalı, ilgili
bahusus : özellikle
belâ : büyük sıkıntı
cihet : yön, taraf
cüz’î : ferdî, küçük
daimî : devamlı, sürekli
dehşetli : korkunç, ürkütücü
devâ : ilâç, çare
ecel : ölüm vakti
elem : acı, sıkıntı, keder, üzüntü
evvel : önce
evvelâ : ilk olarak
firak : ayrılık
gaflet : sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma

hadis-i sahih : sahih hadis; Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin bilinen ve doğru sened ve güçlü râvîlerle rivâyet edilen hadis
hadsiz : sayısız
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
hayat-ı dünyeviye : dünya hayatı
hayat-ı ebediye : sonsuz hayat, âhiret hayatı
idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
itikad : inanç
Kadîr-i Zülcelâl : kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah
kat’î : kesin olarak

keffâretü’z-zünub : günahların bağışlanmasına vesile
kudret : güç, iktidar
mevcudat : varlıklar
mukadder : takdir olunmuş, belirlenmiş
muvakkat : gelip geçici
mütemadiyen : sürekli olarak
nazar-ı gaflet : gaflet bakışı, bir şeyin manasını anlamadan bakmak
nefis : maddî isteklere ve ihtiyaçlara olan doğal eğilim
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
risale : Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden her birisi
saniyen : ikinci olarak
sıhhat : sağlık, sağlamlık
sureten : görünüşte
sürur : mutluluk, sevinç
şekvâ : şikâyet
şifa : iyileşme
tagayyür etmek : değişmek
tahayyül etmek : hayal etmek
tevahhuş : korkma, ürküntü
tiryak : derman, ilâç
vesile olmak : aracı olmak
vücut : beden
zaaf : zayıflık
zâhirî : dış görünüş
zeval : gelip geçici olma

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages