Nur deryasından günün sözü (15.06.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 15, 2026, 8:01:32 AM (10 days ago) Jun 15
to

Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi' ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rü'ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider...

Kendine güvenen ve ebedi zanneden mağrur insan, zevale mahkûmdur. Sür'atle gidiyor. Hane-i insan olan dünya ise, zulümat-ı ademe sukut eder. Emeller bekasız, elemler ruhta baki kalır.

Madem hakikat böyledir; gel ey hayata çok müştak ve ömre çok talib ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emeller ile ve elemler ile mübtela bedbaht nefsim! Uyan aklını başına al! Nasılki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder. Gecenin hadsiz zulümatında kalır. Bal arısı, kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, Güneşin ziyasıyla yaldızlanmış müşahede eder. Öyle de: Kendine, vücuduna ve enaniyetine dayansan; yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen, fani vücudunu, o vücudu sana veren Halıkın yolunda feda etsen, bal arısı gibi olursun. Hadsiz bir nur-u vücud bulursun. Hem feda et. Çünki şu vücud, sende vedia ve emanettir.

Hem onun mülküdür. Hem o vermiştir. Öyle ise, minnet etmeyerek ve çekinmeyerek fena et, feda et; ta beka bulsun. Çünki nefy-i nefy, isbattır. Yani: Yok, yok ise; o vardır. Yok, yok olsa; var olur.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 17. Söz’den)

 

Lügatler

Bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz

Bedbaht : talihsiz, şansız, kötü

Beka :sonsuzluk, sonu olmamak

Ebedi: sonsuz

Elem :keder, üzüntü, acı

Emanet :birisine koruması için teslim edilen şey

Emel : arzu, istek

Enaniyet :benlik, sadece kendine taraftarlık, kendine güvenmek

Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan

Feda : her türlü zahmetlere göğüs gererek davasına sahip çıkmak

Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm, kötü

Güzeran-ı hayat :hayatın geçip gitmesi

Hadsiz : sayısız, sınırsız

Hakikat: gerçek, doğru

Halık :yaratıcı, yaratan(Allah)

Hane-i insan :insanın evi, yuvası

Hayat-ı dünyeviye :dünya hayatı

İtimad etmek :inanmak, güvenmek

Mağrur :gururlu, boş bir şeye güvenen, kibirli

Mahkum :aleyhinde hüküm verilmiş olan

Minnet :iyiliğe karşı duyulan teşekkür hissi, yapılan iyilikleri başa kakmak

 

Mübtela :dertli, hasta, başı sıkıntılı, rahatsız, tutkun, belalı

Mülk :mal, sahip olunan şey

Müşahede :gözlem

Müştak :fazla istekli ve arzulu

Nefis :insanın kendisi

Nefy-i nefy :yokluğun yokluğu

Nur-u vücud :varlığın nuru

Sabit :duran, yerinde durup hareket etmeyen, doğruluğu ispat edilmiş olan

Sukût :düşmek, yukarıdan aşağı doğru birden inivermek, alçalmak, değerini kaybetmek, bozulmak

Sürat :hız

Tâlib :istekli

Vedia :emanet

Vücud: beden, varlık, var olmak

Zan :tahmin, kesin olmayan düşünce ve bilgi

Zannetmek :sanmak, tahmin etmek

Zayi :yitik, zarar, ziyan, kayıp, elden çıkan

Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek

Ziya :ışık, aydınlık, parlaklık

Zulümat :karanlıklar, dinsizlik ve zulüm devri

Zulümat-ı adem :yokluğun karanlığı

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages