Eğer şu fani dünyada beka istiyorsan; beka, fenadan çıkıyor. Nefs-i emmare cihetiyle fena bul ki, baki olasın.
Dünyaperestlik esasatı olan ahlak-ı seyyieden tecerrüd et. Fani ol! Daire-i mülkünde ve malındaki eşyayı, Mahbub-u Hakiki yolunda feda et. Mevcudatın ademnüma akibetlerini gör. Çünki şu dünyadan bekaya giden yol, fenadan gidiyor.
Esbab içine dalan fikr-i insani, şu zelzele-i zeval-i dünyadan hayrette kalıp, me'yusane fizar ediyor. Vücud-u hakiki isteyen vicdan, İbrahimvari (Lâ uhıbbül âfilîn=batıp gidenleri sevmem) eniniyle mahbubat-ı mecaziyeden ve mevcudat-ı zaileden kat-ı alaka edip, Mevcud-u Hakiki'ye ve Mahbub-u Sermedi'ye bağlanıyor.
(Bediüzzaman Said Nursi – 17. Söz’den)
Lügatler
|
Ademnüma :yokluğu gösteren Ahlâk-ı seyyie : kötü ahlâk Akıbet :son, sonuç, netice Beka :sonsuzluk, sonu olmamak Cihet :yön, taraf Daire-i mülk :sahip olunan şeylerin dairesi Dünyaperestlik :dünyayı taparcasına sevmek Enin :inilti Esasat :asıllar, temeller, kökler Esbab: sebepler Eşya :nesneler, şeyler Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan Feda : her türlü zahmetlere göğüs gererek davasına sahip çıkmak Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm, kötü Fikr-i insani :insan fikri Fizar etmek :ağlayıp inlemek Hayret :şaşkınlık, ne yapacağını bilememek |
İbrahimvari :Hz. İbrahim gibi Kat-ı alâka etmek :ilgiyi kesmek Mahbubat-ı mecaziye : gerçek sevgiye layık olmadıkları halde sevilenler Mahbub-u hakiki :gerçek sevgili(Allah) Mahbub-u sermedi :sonsuz sevgili Me’yusane :ümitsizcesine Mevcudat: varlıklar Mevcudat-ı zâile :yok olup giden sona eren varlıklar Mevcud-u Hakiki : gerçek varlık sahibi(Allah) Nefs-i emmare :daima kötülüğü yapmayı emreden nefis Tecerrüd :sıyrılma, arınma Vicdan :insanın içinde iyiyi kötüden ayıran manevi duygu Vücud-u hakiki :gerçek vücut Zelzele-i zeval-i dünya :dünyayı yok eden sarsıntı
|