Madem şu mevcudatın tabakatı, bir ordudan bin defa daha muntazam bir emir ile hareket ettiği bilbedahe görünüyor. Yıldızların, güneş ve kamerin muntazaman hareketlerinden tut, ta badem çiçeklerine kadar her bir taife o kadar muntazam, o kadar mükemmel bir surette Kadir-i Ezeli'nin o taifeye verdiği nişanları, formaları, güzel libasları ve tayin ettiği harekâtı, bin defa ordudan daha muntazam bir tarzda izhar ediyor. Öyle ise şu kainatın mevcudatı, (onun emrine bakar ve imtisal eder) perde-i gayb arkasında bir Hakim-i Mutlak'ı vardır.
(Bediüzzaman Said Nursi - 31. Söz'den)
Lügatler
Bilbedahe :açık olarak, aşikar
Emir :iş, husus, şey, hadise, madde
Hâkim-i mutlak :kesin galip, tam hâkimiyet sahibi
Harekât: hareketler
İmtisal :uymak, benzemek, muvafakat etmek, örnek kabul etmek
İzhar :açığa vurmak, meydana çıkarmak, göstermek
Kadir-i ezeli :ezelden itibaren tek güç sahibi
Kâinat : evren, yaratılanların hepsi
Kamer: ay
Libas :giyilecek şey, elbise
Mevcudat: varlıklar
Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı
Mükemmel :olgun, noksansız, tamam, eksiksiz, çok iyi
Nişan :alâmet, işaret, iz
Perde-i gayb :görünmeyen âlemi göstermeyen perde
Suret : biçim, şekil
Tabakat :tabakalar, gruplar, katlar, dereceler
Taife :kabile, kısım, takım, topluluk
Tarz :usul, şekil, metod, yol
Tayin :ayırılmak, belirlenmek, gönderilmek