Kur'an-ı Hakim; enbiyaları, insanın cemaatlerine terakkiyat-ı maneviye cihetinde birer pişdar ve imam gönderdiği gibi; yine insanların terakkiyat-ı maddiye suretinde dahi o enbiyanın herbirisinin eline bazı harikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir. Onlara mutlak olarak ittibaa emrediyor. İşte enbiyaların manevi kemalatını bahsetmekle insanları onlardan istifadeye teşvik ettiği gibi, mu'cizatlarından bahis dahi; onların nazirelerine yetişmeye ve taklidlerini yapmaya bir teşviki işmam ediyor. Hatta denilebilir ki: Manevi kemalat gibi maddi kemalatı ve harikaları dahi en evvel mu'cize eli nev'-i beşere hediye etmiştir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Söz'den)
Lügatler
|
Bahis :konu, konuşulan şey Bahsetmek :konuşmak, mevzu etmek Cemaat :topluluk, grup, takım, bir imama uyup namaz kılanlar Cihet :yön, taraf Enbiya :nebiler, peygamberler Evvel :ilk önce Harika :hayret uyandıran, hayranlık veren, imkânların üstünde olan İmam :önder, lider, rehber, namaz kıldıran kişi İstifade :faydalanma, yararlanma İşmam :koklatma, hissettirme İttiba :uymak, tabi olmak Kemâlât :faziletler, iyilikler, mükemmellikler Kur’ân-ı Hakîm :her âyet ve suresinde sayısız faydalar ve hikmetler gizli olan Kur’an
|
Maddi :maddeyle ilgili, maddesel Manevî :manaya ait, ruhani Mu’cizat: mucizeler Mu’cize :insanların yapmaktan aciz kaldıkları, ancak Allah tarafından yapılabilen ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasip olan harika hadiseler Mutlak :kesin, şüphesiz, serbest, salıverilmiş Nazire :benzer Nev’-i beşer :insan cinsi, insanlar Pişdar :öncü Suret : biçim, şekil Taklit :benzemeye çalışmak, benzerini yapmak Terakkiyat-ı maddiye :maddi ilerlemeler Terakkiyat-ı maneviye :manevi ilerlemeler Teşvik :şevklendirmek, cesaret vermek, kışkırtmak Üstad :hoca, usta
|