muka...@gmail.com
unread,Aug 29, 2008, 2:07:34 PM8/29/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to HAMMADUN
Türkiye'nin en önemli haber sitelerinden Haber7.com'un Genel Yayın
Yönetmeni Ünal Tanık'ın başına gelenler okuyanları hayretler içinde
bıraktı. Vodafone, duyanları hayretler içinde bırakan bir
dolandırıcılık olayında, dolandırıcı yerine mağduru yakaladı ve
"borcunu öde" diye hacze gitti.
İşte Ünal Tanık'ın köşesine taşıdığı olay:
Bugüne kadar, yazı yazmaya başladığım 1991 yılından bu yana köşemi,
şahsi bir sorunumun çözümü için hiçbir zaman kullanmadım. Yine
kullanmamak için de aylardan bu yana direndim. İlgili birimlerle
defalarca telefonda görüşmeler yaptım, yazışmalarda bulundum. Ama bir
netice alamadım.
En sonunda bunu okuyucularımla ve kamuoyu ile paylaşmaya karar verdim.
Yaşadıklarımı buraya taşımamın nedeni ise şirketlerin işleyişini ve
bürokrasiyi az çok bilen biri olarak, "Ben bu kadar sıkıntı yaşıyorsam
kim bilir Anadolu'nun bir köşesinde bulunan insanlarımız neler
yaşıyor" diye düşünmem oldu.
Bir anlamda onların hallerine tercüman olmak için yaşadıklarımı buraya
aktarmak istedim.
***
Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Kadıköy 4. İcra Dairesi'nden bir yazı
aldım. 2 Temmuz 2007 tarihli "İlamsız takiplerde ödeme emri" başlıklı
yazı, Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. vekili Av. Ali Gürbüz ve Av. Abdo
Mert Yasak'ın aldırdıkları bir karar idi.
Yanlışlık olduğundan emin bir şekilde gelen yazıyı okumaya başladım.
Okuduğumda benim Vodafone'dan faturalı bir telefonumun olduğunu
anladım. İddiaya göre, 543 733 57 24 Vodafone hattıma 5 Şubat 2007
tarihli fatura tahakkuk etmiş ve ben 365.30 YTL'lik bir görüşme yapmış
bulunuyorum. Ve katip eden 3 ay daha bu telefonu kullanmışım. "Ödeme
emri" yazısında, 4 ay boyunca bu telefon ile toplam 814.40 YTL'lik bir
görüşme yaptığım yazıyor.
Aradan geçen zaman içinde borcumu ödemediğim için Vodafone, alacağını
tahsil etmek için, 543 733 57 24 numaralı telefondan dolayı beni
icraya vermiş. Masrafları ile birlikte borç tutarı 1.025.57 YTL
olmuş.
Bu tutarı 7 gün içinde ödememem halinde devamında gelen hukuki
işlemlerin yapılacağı ve "74. madde gereğince disiplin hapsi ile
tazyik olunacağım" belirtiliyordu.
Yazıyı sonuna kadar okuduktan sonra beynimden vurulmuşa döndüm. Benim
ikamet adresim olarak gösterilen adres Büyükdere Mahallesi Çayırbaşı
Cad. No: 297 K: 5 Büyükdere Sarıyer / İstanbul idi.
Bugüne kadar, Vodafone ya da eski ismi ile Telsim'den ne faturalı, ne
de kontürlü hat kullandım. Benim kullanmadığım gibi ailemden de
kullanan olmamıştı. İkamet adresinin de benimle alakalı olmadığını
gördükten sonra da büsbütün rahatladım.
İsim benzerliği olabileceğini düşündüm. Çünkü belirtilen adreste
hiçbir zaman olmadım. Söz konusu adreste ben ikamet etmediğim gibi
öyle bir adresin neresi olduğunu bile bilmiyordum.
Yazıda belirtilen Av. Ali Gürbüz ve Av. Abdo Mert Yasak'ın yazıda
verilen numaralardan telefonlarını aradım. Konuyu özetledikten sonra
ortada bir yanlışlık bulunduğunu ve bu yanlışlığın düzeltilmesini
istedim.
Karşımdaki şahıs kimlik bilgilerimi teyit etmek için bana bir takım
sorular sordu. Baba adımı, ana adımı, doğum tarihimi ve yerimi sordu.
Böylece yanlışlığın net bir şekilde ortaya çıkacağından emin bir
şekilde sorulara cevap verdim.
Verdiğim bilgiler ile dosyadaki bilgiler tıpa tıp aynı idi. Kimlik
bilgilerimde en küçük bir farklılık yoktu. Dahası, kimliğimin
fotokopisinin bile dosyada bulunduğunu öğrendim.
Karşı taraftan aldığım cevap ağzımın açık kalmasına neden oldu.
Dosyaya göre telefonu ben almıştım. Bana ait olan tek yanlışlık ikamet
adresimde görünüyordu. Ben şaşkınlık içinde donup kalmış bir vaziyette
telefonun öbür ucunda beklerken, karşımdaki şahıs kimlik fotokopime
bakıp beni tarif etti.
Ben küt bıyıklı, tepesinde saçları iyice dökülmüş 40 yaşlarında biri
idim. Tarif verilince biraz nefes alabildim. Ortada bir sahtekarlık ya
da bir tür dolandırıcılık olmalı idi. Benim hiç bıyıklı kimlik resmim
olmamıştı ve Allah'a şükür tepemde de daha hatırı sayılır bir miktar
saçım vardı.
İlgili hukuk bürosu ile yapabileceğim fazla bir şey olmadığını fark
ettim. Ardından Vodafone'un 444 0 542 numaralı Müşteri Hizmetleri'ni
aradım. Durumu baştan anlattım. Hukuk bürosu ile görüştüğümü ama
sorunumu Vodafone Müşteri Hizmetleri çözebileceğimin ifade ettiklerini
söyledim.
Bu görüşmeyi 13 Mart 2007 saat 13.05'te İlknur Hanım ile yaptım. Bana
önce söz konusu parayı yatırmam gerektiğini, ancak hakkımı ondan sonra
arayabileceğimi belirtti.
Durumu baştan anlattım. Ortada bir sahtekarlık bulunduğunu ve bundan
dolayı benim mağdur edilmek istendiğini söyledim. Üstelik birilerinin
yaptığı bu sahtekarlıkta, Vodafone bayiinin de bilerek veya bilmeyerek
içinde yer aldığını hatırlattım.
Bana nüfus cüzdanımın arkalı önlü fotokopisini kendilerine fakslamamı
istedi. Telefonun bitiminden hemen sonra verilen numaraya istenen
faksı geçtim.
Bu görüşmenin dışında Vodafone'un Müşteri İlişkileri departmanına bir
de mail yazdım. Durumu özetleyen mailde, ortada benim adıma bir
sahtekarlığın yapıldığını ve bunun düzeltilmesini istedim.
Dahası, kimliğin aslını görmeden montaj resim fotokopisi ile hat
vererek bu sahtekarlığa alet olan Vodafone bayiinin de kim olduğunun
soruşturulmasını ve buna ilişkin bana da bilgi verilmesini istedim.
Bu yapılan görüşmelerden sonra durumun düzeltileceğinden emindim. Bu
kadar emin olmama neden de Müşteri Hizmetleri'nin bana verdiği
bilgiler idi. "Bahsettiğim gibi bir sahtekarlık varsa benim mağdur
edilmeyeceğim" net bir şekilde ifade edilmişti.
DRAMIN İKİNCİ PERDESİ BAŞLIYOR
İçim artık rahattı. Ta ki "Haciz öncesi son uyarı" mektubunu alıncaya
kadar. 5 Nisan 2008 tarihli aldığım yazıda borcumun 1.668.23 liraya
çıktığı belirtiliyordu.
Yazıda söz konusu borcumu ödemediğim hatırlatılıyor ve "borcu ödeme
konusundaki olumsuz tavrımın devam etmesi halinde" başıma nelerin
geleceği yazıyordu. "Varsa menkul ve gayri menkulüme el konulacak,
ücretli çalışıyor isem ücretime haciz konulacak, evime gelindiğimde
şayet evde bulunmuyorsam kapı çilingir marifetiyle açılacak bu masraf
da dosyama eklenecekti."
Dahası, "bildirilenlerin gereğini yerine getirmemem halinde mahkum
edileceğim ve mahkumiyet cezasının infazı halinde de borçtan
kurtulmayacağım" net bir şekilde yazıyor idi.
Bu kez doğrudan Vodafone'u aradım. 5 Nisan tarihli yazı bana 11
Nisan'da ulaşmıştı ve aynı gün Müşteri Hizmetleri'ni çevirdiğimde bu
kez benimle görüşen kişi Funda Hanım idi. Durumu en baştan anlattım.
Daha önce hukuk bürosunu aradığımı, ardından Vodafone Müşteri
Hizmetleri ile görüştüğümü belirttim. Benden istenenleri gönderdiğimi
söyledim.
İstanbul'da olduğumu istenmesi halinde talep edilen belgelerle
birlikte kalkıp hemen gelebileceğimi belirttim. Bana gelmeme gerek
olmadığını söyledi ve benden bir takım yeni belgeler göndermemi
istedi.
Yaşadıklarımı anlatan bir yazının yanı sıra, noter tastikli nüfus
cüzdan sureti ve ikametgah ilmuhaberi istedi. İstenenleri hazırladım
ve 0212 448 75 85 numaralı faksa geçtim.
Yeniden Vodafone Müşteri Hizmetleri'ni aradım. İstenilen belgeleri
verilen numaraya geçtiğimi belirttim ve bu sorunun çözümlenmesi için
benim yapmam gereken başka bir şey olup olmadığını sordum.
Başlatılan hukuki sürecin durdurulacağı ve kesinlikle bu konudan
dolayı bir daha rahatsız edilmeyeceğim belirtildi.
VE EVİME HACZE GELİNİYOR
Aradan 4 ay geçti. 26 Ağustos Salı günü, benim işte olduğum bir gün
eşim konukları ile otururken kapının zili çalıyor. Kadıköy İcra
Dairesi'nden geldiklerini ve haciz işlemi yapmaları gerektiğini
söylüyorlar.
Eşim başına gelenlerden şaşkın, içerde bulunan konukların yanında
ortada sergilenen tablodan da mahcup bir durumda. Anlatılanları
şaşkınlıkla dinliyor.
Daha önce başıma gelen sahtekarlık olayından eşim haberdar idi.
Vodafone Hukuk Bürosunun, Sarıyer'de oturan sahtekarı bulmak yerine,
Eyüp'te oturan Ünal Takık'ı ikinci kez mağdur etmenin peşinde
olduğundan bilgisi vardı.
Eşim, gelenlere yaşanan süreci ve yapılan görüşme ve yazışmaları
özetlemiş. Haciz için gelenler, inanmış görünmeye çalışarak, müstehzi
bir bakışla eşimin yüzüne bakmışlar.
Bırakılan yazıya göre, borç miktarım 1.954.00 YTL'ye ulaşmış. Yapılan
haciz ve muhafaza masrafının ayrıca icra borcuma ekleneceği
belirtiliyor.
AKLIMA TAKILAN SORULAR
1- Vodafone Hukuk Bürosu, telefon sahibinin adresi Büyükdere Mahallesi
Sarıyer görünürken neden benim Eyüp'teki evime geldi. Faturalı
telefonun alındığı tarih Şubat 2007. Ben 8 yılı aşkın bir süreden beri
tebliğatların yapıldığı Eyüp'teki adresimde oturuyorum. Son 8 sene
zarfında ne işyeri adresim değişti ne ev adresim.
2- Faturalı telefon hattını veren Vodafone Bayii, kimliğin aslını
görmeden nasıl fotokopi ile telefon satışı yapıyor? Bu dolandırıcılık
işinin içinde olma durumu olabilir mi?
3- Eğer kimlik fotokopisi ile faturalı hat veriliyor ve bunu veren
Vodafone bayileri sorumlu tutulmuyor ise muhtemelen benim durumumda
olan çok sayıda mağdur bulunmalı. Çünkü benim nüfus cüzdanımın
fotokopisi ele geçirildiği gibi binlerce kişinin de kimlik fotokopisi
ele geçirilebilir. Şöyle zihninizi bir kurcalayın, günlük hayatımız
içinde ne kadar çok yere kimlik fotokopisini vermek durumunda
kaldığınızı... Kötü niyetliler, çok kolay bir şekilde bunlardan birine
ulaşabilir.
4- Vodafone Müşteri İlişkileri, "müşterisine" nasıl söz ve teminat
veriyor? "Bir daha bu konu ile ilgili rahatsız edilmeyeceksiniz"
denmesine rağmen, neden mağduriyetim ortadan kaldırılmıyor. Tam
tersine haciz için bir sonraki aşamaya geçiliyor.
5- Av. Ali Gürbüz'ün sahibi olduğu Etkin Hukuk Bürosu, Vodafone adına
hizmet vermiyor mu? Vodafone uyardığı halde hukuk bürosu onu dikkate
almıyor mu, yoksa Vodafone Müşteri İlişkileri bana ayrı şeyler
söylerken, Hukuk Bürosu'na, "siz işlemi devam ettirin" mi diye talimat
veriyor?