Kâinatın idaresi bir ve tedbiri bir ve saltanatı bir ve sikkesi bir, bir bir bir ta binbir bir birler kadar... Hem bu kâinatı çeviren isimler ve fiiller bir iken, her biri kâinatı veya ekserini ihata eder. Yani, içinde işleyen hikmeti bir ve inayeti bir ve tanzimatı bir ve iaşesi bir ve muhtaçlarının imdadlarına koşan rahmet bir ve o rahmetin bir şerbetçisi olan yağmur bir ve hakeza bir bir bir ta binler bir birler... Hem bu kâinatın sobası olan Güneş bir, lambası olan Kamer bir, aşçısı olan ateş bir, levazımat deposu ve hazineli direği olan dağ bir, sakacı ve sucusu bir ve bağları sulayan süngeri bir ve hakeza bir bir bir ta binbir birler kadar...
İşte âlemin bu kadar birlikleri ve vahdetleri, güneş gibi zahir bir tek Vahid-i Ehad'e işaret ve delalet eden bir hüccet-i bahiredir. Hem kâinat unsurlarının ve nevilerinin her birisi bir olmasıyla beraber, zeminin yüzünü ihata etmesi ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkarane birleşmesi, elbette malik ve sahib ve sani'lerinin bir olmasına bir alamet-i zahiredir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Şua'dan)
Lügatler
|
Alamet-i zahire :görünen işaretler Âlem :dünya, kâinat Delalet : delil olmak Ekser :pek fazla, daha çok Hakeza :öylece, bunun gibi, böyle Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır Hüccet-i bâhire :deniz gibi geniş delil, net delil, apaçık delil İaşe :beslemek, geçindirmek, yaşatmak İhata : kuşatma, kapsama İmdad :yardım, yardıma yetişmek İnayet :yardım, lütuf Kâinat : evren, yaratılanların hepsi Kamer: ay Levazımat :lüzumlu maddeler Malik :sahib Muavenetkârane :yardımlaşarak, yardım eder halde
|
Münasebetdarane :yakışır şekilde, uygun biçimde Nev’ :çeşit, sınıf, cins Rahmet :merhamet, acımak, ihsan, şefkat etmek, esirgemek Saltanat :hâkimiyet, padişahlık, zenginlik, şatafatlı hayat Sâni : her şeyi sanatla yaratan Sikke :damga, mühür Tanzimat :nizama koymalar, düzenlemeler, sıraya koymalar Tedbir :bir şeyde muvaffakiyet için lazım gelen hazırlık, hikmete uygun hareket Unsur :madde, parça, tam olan şeyin parçaları Vahdet: birlik Vâhid-i Ehad :benzeri olmayan tek Zahir :aşikar, açık, görünen Zemin: yeryüzü
|