SİRACI'N-NÛR-67-YİRMİ ALTINCI LEM'A(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Aug 25, 2026, 9:03:10 AM (3 days ago) Aug 25
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

4.19.YİRMİ ALTINCI LEM’A(DEVAMI)

ONUNCU RİCA

Bir zaman, esaretten geldikten sonra, İstanbul’da bir iki sene yine gaflet galebe etti. Siyaset havası, nazarımı nefsimden kaldırıp âfâka dağıtmışken, birgün İstanbul’un Eyüp Sultan kabristanının dereye bakan yüksek bir yerinde oturuyordum. İstanbul etrafındaki âfâka baktım. Birden, bakıyorum, benim hususî dünyam vefat ediyor, bazı cihette ruh çekiliyor gibi bir hâlet-i hayaliye bana geldi. Dedim “Acaba bu kabristanın mezar taşlarındaki yazıları mıdır ki, bana böyle hayal veriyor?” diye nazarımı çektim. Uzağa değil, o kabristana baktım. Kalbime ihtar edildi ki:
“Bu senin etrafındaki kabristanın, yüz İstanbul, içinde vardır. Çünkü yüz defa İstanbul buraya boşalmış. Bütün İstanbul’un halkını buraya boşaltan bir Hâkim i Kadîrin hükmünden kurtulup müstesna kalamazsın; sen de gideceksin.”
Ben kabristandan çıkıp, bu dehşetli hayal ile Sultan Eyüp Camiinin mahfelindeki küçük bir odaya, çok defa girdiğim gibi, bu defa da girdim. Düşündüm ki, ben üç cihette misafirim. Bu menzilcikte misafir olduğum gibi, İstanbul’da da misafirim, dünyada da misafirim. Misafir, yolunu düşünmeli. Nasıl ki bu odadan çıkacağım, birgün de İstanbul’dan da çıkacağım, diğer birgün de dünyadan çıkacağım.
İşte bu hâlette, gayet rikkatli ve firkatli, elemli bir hüzün ve gam, kalbime, başıma çöktü. Çünkü ben yalnız bir iki dostu kaybetmiyorum. İstanbul’da binler sevdiğim dostlarımdan mufarakat gibi, çok sevdiğim İstanbul’dan da ayrılacağım. Dünyada yüz binler dostlarımdan iftirak gibi, çok sevdiğim ve müptelâ olduğum o güzel dünyadan da ayrılacağım diye düşünürken, yine kabristanın o yüksek yerine gittim. Ara sıra sinemaya ibret için gittiğimden, bana, İstanbul içindeki insanlar, o dakikada, sinemada geçmiş zamanın gölgelerini hazır zamana getirmek cihetiyle, ölmüş olanları ayakta gezer suretinde gösterdikleri gibi, aynen ben de, o vakit gördüğüm insanları, ayakta gezen cenazeler vaziyetinde gördüm. Hayalim dedi ki: Madem bu kabristanda olanlardan bir kısmı, sinemada, gezer gibi görülüyor; ileride kat’iyen bu kabristana girecekleri, girmiş gibi gör. Onlar da cenazelerdir, geziyorlar.

 

Lügatler :

âfâk : kişiyi ilgilendirmeyen dışarıdaki şeyler
cihet : taraf, yön
elem : acı, keder
esaret : esirlik, tutsaklık
ezvâk-ı ruhaniye : ruhun aldığı zevkler
firkat : ayrılık
gaflet : dalgınlık, dünya ile ilgili şeylere dalma
galebe etmek : üstün gelmek
gam : sıkıntı, üzüntü
Hâkim-i Kadîr : sonsuz kuvvet ve kudret sahibi ve her şeyi hikmetle yaratan Allah
hâlet : durum, hâl
hâlet-i hayaliye : hayalî hâl
hazır zaman : şimdiki zaman
hususî : özel
ibret : ders çıkarmak
iftirak : ayrılık
ihtar etmek : hatırlatma
kabristan : mezarlık

kat’iyen : kesin olarak
mahfel : kapalı bölme, oda
menzil : ev, mekan
mufarakat : ayrılık
müptelâ : bağımlı
müstesna : dışında
nazar : bakış, dikkat
nefis : insanın kendisi
neş’et eden : kaynaklanan
rica : ümit
rikkatli : dokunaklı, acıklı
suret : biçim, şekil
vaziyet : durum

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages