BEŞİNCİ ŞUA-13-TETİMME

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 17, 2026, 11:28:33 AM (7 days ago) Jun 17
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

3.1.TETİMME

Sabık yirmi adet meselelere bir tetimme olarak

Üç Küçük Meseledir


BİRİNCİ MESELE
Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama “Mesih” namı verildiği gibi her iki Deccala dahi “Mesih” namı verilmiş ve bütün rivayetlerde

1مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ.. مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ
denilmiş. Bunun hikmeti ve te’vili nedir?

Elcevap: Allahu a’lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan “Süfyan” dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mânevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz.

İKİNCİ MESELE
Rivayetlerde, her iki Deccalın harikulâde icraatlarından ve pek fevkalâde iktidarlarından ve heybetlerinden bahsedilmiş. Hattâ bedbaht bir kısım insanlar, onlara bir nevi ulûhiyet isnad eder diye haber verilmiş. Bunun sebebi nedir?

Elcevap: 2
اَلْعِلْمُ عِنْدَ اللهِ icraatları büyük ve hârikulâde olması ise: Ekser tahribat ve hevesata sevkiyat olduğundan, kolayca harikulâde öyle işler yaparlar ki, bir rivayette, “Bir günleri bir senedir.” Yani, bir senede yaptıkları işleri üç yüz senede yapılmaz denilmiş. Ve iktidarları pek fevkalâde görülmesi ise, dört cihet ve sebebi var:

Birincisi: İstidrac eseri olarak, müstebidâne olan koca hükûmetlerinde, cesur orduların ve faal milletin kuvvetiyle vukua gelen terakkiyat ve iyilikler haksız olarak onlara isnad edilmesiyle, binler adam kadar bir iktidar onların şahıslarında tevehhüm edilmeye sebep olur. Halbuki, hakikaten ve kaideten, bir cemaatin hareketiyle vücuda gelen müsbet mehâsin ve şeref ve ganimet o cemaate taksim edilir ve efradına verilir. Ve seyyiat ve tahribat ve zayiat ise, reisinin tedbirsizliğine ve kusurlarına verilir. Meselâ, bir tabur bir kal’ayı fethetse, ganimet ve şeref süngülerine aittir. Ve menfî tedbirlerle zayiatlar olsa, kumandanlarına aittir.

İşte hak ve hakikatin bu düstur-u esasiyesine bütün bütün muhalif olarak müsbet terakkiyat ve hasenat o müthiş başlara ve menfî icraat ve seyyiat bîçare milletlerine verilmesiyle, nefret-i âmmeye lâyık olan o şahıslar, istidrac cihetiyle, ehl-i gaflet tarafından bir muhabbet-i umumiyeye mazhar olurlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “Mesih Deccalın şerrinden ... Mesih Deccalın şerrinden.” Buhârî, Ezan: 149; Cenâiz: 88; Tirmizî, Dua: 70, 76, 132; Müsned: 2:185, 186, 414, 416.

2 : “…Gerçek bilgi ancak Allah katındadır.” Mülk Sûresi, 67:26.

 

Lügatler :

acip : şaşırtıcı
ahkâm : hükümler
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
Allahu a’lem : Allah en iyisini bilir
ayn-ı istibdat : baskı ve zorbalığın ta kendisi

âzamî : çok büyük seviyede
bedbaht : talihsiz, kötü bahtlı
bîçare : çaresiz, zavallı
cebrî : zorlama

cemaat : topluluk
cihet : yön, taraf
desise : hile, aldatma

düstur-u esasiye : temel prensip, esas düstur
ebedî : varlığının sonu olmayan, sonsuz

efrad : fertler, bireyler
ehl-i gaflet : âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız olan kimseler
ekser : çoğunluk
emr-i İlâhî : Allah’ın emri

faal : çalışkan, hareketli
fevkalâde : olağanüstü
ganimet : savaş sonunda düşmandan ele geçirilen mal ve para
hakikaten : bir meselenin gerçek yönü açısından
hârikulâde : olağanüstü
hasenat : iyilikler, sevaplar
hayat-ı beşeriye : toplum hayatı
hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat

hevesat : gelip geçici, nefsin hoşuna giden istek ve arzular
hevesat-ı müteaffin : kokuşmuş istek ve arzular

heybet : büyüklük ve görkemli oluş
hikmet : sebep, gaye
icraat : faaliyet, uygulama
iğvâ : aldatma

isnad etme : dayandırma
istibdat : baskı, zulüm
istidrac : inkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler
kaideten : kural gereği

mazhar olma : güzel bir özelliği ve önemli bir neticeyi elde etme
mehâsin : güzellikler
menfi : olumsuz, negatif
merhamet : acıma, şefkat

muhabbet-i umumiye : toplum genelinde meydana gelen sevgi
muhalif : aykırı
müsbet : olumlu
müstebidâne : ülkeyi istibdatla, diktatörce yönetme
müştehiyât : hoşa giden lezzetli şeyler
nam : ad, ünvan
nefis : insanı daima kötülüğe, hazır dünyevî zevk ve isteklere sevk eden duygu

nefret-i âmme : umumun, genelin nefreti
nevi : çeşit, tür
nuranî : nurlu, aydın
rabıta : bağ

reis : başkan
rivâyet : Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi
sabık : daha önceden geçen
serkeş : başkaldıran, isyan eden

seyyiat : günahlar, kötülükler
Süfyan : Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı
şeriat-ı İsevîye : Hz. İsâ’nın getirdiği şeriat
şeriat-ı Muhammediye : Hz. Muhammed’in getirdiği İslâm dini
şeriat-ı Mûseviye : Hz. Musa’nın getirdiği din

tabur : bir askerî birlik
tahribat : tahripler, yıkıp bozmalar
taksim etme : bölüştürme, pay etme
te’vil : yorum

tedbir : yönetim, idare
tedbirsizlik : önlem almama, yanlış yönetme
tekâlif : Allah tarafından yüklenen görevler ve sorumluluklar

terakkiyat : medeniyet alanında gerçekleştirilen gelişme ve ilerlemeler
tetimme : ek, tamamlayıcı not

tevehhüm etme : kuruntuya kapılma, olmayan şeyi var zannetme
ulûhiyet : ilâhlık
vukua gelme : gerçekleşme, meydana gelme
vücuda gelme : meydana gelme, ortaya çıkma
zapt altına alınmak : kontrol altına alınmak

zayiat : kayıplar
zemin : yer

zulüm : haksızlık, adaletsizlik

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages