Nasılki sehavetli, alicenab, müşfik bir zat, güzel bir ziyafeti, gayet fakir ve aç ve muhtaç olanlara vermek için, seyahat eden güzel bir gemisine serer. Kendi de üstünde seyreder. O fukaranın minnetdarane tena'umları ve o aç olanların müteşekkirane telezzüzleri ve o muhtaç olanların senakarane memnuniyetleri; ne derece o kerim zatı mesrur ve müferrah eder, ne kadar onun hoşuna gider, anlarsın.
İşte küçücük bir sofranın hakiki maliki olmayan ve bir tevziat memuru hükmünde olan bir insanın mesruriyeti böyle ise; cin ve insi ve hayvanatı, feza-yı âlem denizinde seyr ü seyahat ettiren ve bir sefine-i Rabbaniye olan koca zeminin üstüne bindirip, yüzünde hadsiz enva'-ı mat'umatı cami' bir sofrayı serip, bütün zihayatı küçük bir kahvaltı nev'inde o ziyafete davet etmekle beraber, gayet mükemmel ve bütün enva'-ı lezaizi cami', sermedi, ebedi bir dar-ı bekada cennetleri, herbirisini birer sofra-i nimet ederek hadsiz lezaizi ve letaifi cami' bir tarzda, nihayetsiz bir zamanda, nihayetsiz muhtaç, nihayetsiz müştak, nihayetsiz ibadına, hakiki yemek için ziyafet açan bir Rahman-ı Rahim'e ait ve tabirinde aciz olduğumuz meani-i mukaddese-i muhabbeti ve netaic-i rahmeti kıyas edebilirsin.
(Bediüzzaman Said Nursi – 32. Söz’den)
Lügatler
|
Âciz :güçsüz, zayıf Âlicenab :yüksek ahlâk sahibi Cami’ :toplu, toplanmış, bir arada, kapsayan, içine alan, kapsamlı Cennet :Allah’a inanan ona itaat ve ibadet edenlerin gidecekleri ve sonsuz kalacakları mekân Cin :latif ve ruhani varlıklar Dâr-ı bekâ :devamlı ve kalıcı olan yer Davet :çağırma, ziyafet, dua Ebedî: sonu olmayan, sonsuz Enva’-ı lezaiz :lezzet çeşitleri Enva’-ı mat’umat :yiyecek çeşitleri Fakir :ihtiyaç sahibi, muhtaç, yoksul Feza-yı âlem :uzay Fukara :fakirler, yoksullar Hadsiz : sayısız, sınırsız Hakiki: gerçek, doğru, asıl Hayvanat: hayvanlar, canlılar Hükmünde :benzeri, gibi İbad :kullar İns: insan Kerim :şerefli, izzetli, ihsan ve inayet sahibi, cömert, ikram sahibi Kıyas :benzetmek, karşılaştırmak, mukayese etmek Letâif :güzel latif duygular, iyilikler, bağışlar Mâlik: sahip Meani-i mukaddese-i muhabbet : sevgi ile ilgili mukaddes mânâları Memnuniyet :razı olmak, hoşnut olmak, mutlu olmak, çok beğenmek Memur :emir ile hareket eden, emir altında olan Mesrur :sevinçli, mutlu Mesruriyet :sevinç
|
Minnetdarane :minnet eder şekilde, iyiliğe teşekkür ederek Muhtaç :ihtiyacı olan Müferrah :ferahlı, sevinçli Mükemmel :olgun, noksansız, tamam, eksiksiz, çok iyi Müşfik :şefkatli Müştak :fazla istekli ve arzulu Müteşekkirane :şükrederek, şükretmek suretiyle, teşekkür ederek Netaic-i rahmet :rahmetin neticeleri Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür Nihayetsiz: sonsuz, sınırsız Rahman-ı Rahim :dünya ve âhirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan Allah Sefine-i Rabbaniye :Allah’ın gemisi, dünya Sehavet :cömertlik Senakarane :sena ederek, överek Sermedi :devamlı, sürekli, kesintisiz Seyahat :yolculuk, gezmek dolaşmak Seyr ü seyahat :devamlı seyahat ve gezip görmek Seyretmek :gezmek, gezinmek Sofra-i nimet :nimet sofrası Tabir :yorumlama, açıklama, ifade Tarz :usul, şekil, metod, yol Telezzüz : lezzet alma, lezzetlenme Tena’um: nimetlenme Tevziat :dağıtım Zat : hürmete layık kimse, kişi Zemin: yeryüzü Zîhayat : hayat sahibi, canlı Ziyafet :misafire yedirip içirme, ikram etme
|