BEŞİNCİ ŞUA-12-İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 16, 2026, 9:33:13 AM (9 days ago) Jun 16
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

2.7.İKİNCİ MAKAM VE MESELELERİ(DEVAMI)

YİRMİNCİ MESELE
Güneşin mağripten çıkması1 ve zeminden dâbbetü’l-arzın zuhurudur.2 Amma güneşin mağripten tulûu ise, bedahet derecesinde bir alâmet-i kıyamettir. Ve bedaheti için, aklın ihtiyarı ile bağlı olan tevbe kapısını kapayan bir hâdise-i semâviye olduğundan, tefsiri ve mânası zâhirdir, te’vile ihtiyacı yoktur. Yalnız bu kadar var ki:

Allahu a’lem, o tulûun sebeb-i zâhirîsi: Küre-i arz kafasının aklı hükmünde olan Kur’ân onun başından çıkmasıyla zemin divâne olup, izn-i İlâhî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp, garptan şarka olan seyahatini irade-i Rabbânî ile şarktan garba tebdil etmekle güneş garptan tulûa başlar. Evet, arzı şems ile, ferşi Arş ile kuvvetli bağlayan hablullahi’l-metîn olan Kur’ân’ın kuvve-i câzibesi kopsa, küre-i arzın ipi çözülür, başıboş, serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden güneş garptan çıkar. Hem müsademe neticesinde emr-i İlâhî ile kıyamet kopar diye bir te’vili vardır.

Amma “dâbbetü’l-arz”: Kur’ân’da, gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise, ben şimdilik, başka mes’eleler gibi kat’î bir kanaatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim:

لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللهُ 3


Nasıl ki kavm-i Firavuna çekirge âfâtı ve bit belâsı ve Kâbe tahribine çalışan kavm-i Ebrehe’ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyanın ve deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allahu a’lem, o dâbbe bir nevidir. Çünkü, gayet gayet büyük birtek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki, 4اِلاَّ دَابَّةُ اْلاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَأَتَهُ âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü’l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.

رَبَّنَاۤ لاَ تُؤَاخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَأْنَا 5

 

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 6

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : Buhari, Fiten: 25, Tefsîr-u Sûre: 6:9, Rikak: 40; Müslim, Tevbe: 31, İman: 248, 249, Fiten: 39, 40, 118, 128, 129; Ebû Dâvud, Cihad: 2, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsîr-u Sûre: 6:8, 9; İbn-i Mâce, Fiten: 25, 28, 32; Dâremi, Siyer: 69; Müsned, 1:192, 2:164, 201..., 3:31, 4:6, 7.
2 : Müslim, İmân: 249, Fiten: 39, 40, 118, 129; Ebû Dâvud, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsir u Sure 6:9; İbn-i Mâce, Fiten: 28, 31, 32; Müsned, 2:164, 201, 295, 4:6, 7, 5:268, 357
3 : Gaybı ancak Allah bilir.

4 : “Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu.” Sebe’ Sûresi, 34:14.
5 : “Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.
6 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi, 2:32

Lügatler :

âfât : afetler, musibetler
aksiyle : tam ters yönde
alâmet-i kıyamet : kıyamet alâmeti
Allahu a’lem : Allah en iyisini bilir
Arş : Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin ve her şeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer
arz : yer

âyet : Kur’ân’ın her bir cümlesi
bedahet : çok açık olma

bereket : bolluk
dâbbe
: bir çeşit yerde yaşayan hayvan
divâne : aklı başında olmayan, deli
emr-i İlâhî : Allah’ın emri
ferş : yer
fesad : bozulma
fitne : bozgunculuk, ara bozma
garp : batı
gayet : çok
hablullahi’l-metîn : Allah’ın hiçbir şekilde kopmayan ipi
hâdise-i semâviye : göklerle ilgili olay
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hususunda
: konusunda
ihtiyar
: irade, tercih
intizam : disiplin, düzen
irade-i Rabbânî : bütün varlıkları terbiye eden, idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın iradesi, dilemesi
isyan : itaatsizlik, emre uymama

işareten : işaret ederek
izn-i İlâhî
: Allah’ın izni
kat’î : kesin
kavm-i Ebrehe : Ebrehe’nin kavmi
kavm-i Firavun : Firavun’un kavmi
kıyamet : dünyanın sonu, varlık âleminin dağılması
kuvve-i câzibe : çekim gücü
küfran : kafirlik
küfür : inkâr etme
küre-i arz : yeryüzü, dünya
lisan-ı hal : hal ve beden dili
mağrip : batı
musallat olma : sataşma

mü’min : iman eden, Allah’a inanan
mücmel
: kısa, özet
müsademe : çarpışma
nevi : çeşit, tür
sebeb-i zâhirî : görünürdeki sebep

sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük
seyyare : gezegen

su-i istimalât : bir nimeti kötüye kullanma işlemleri
Süfyan
: Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı
şark : doğu
şems : güneş
tafsil : ayrıntı

taife-i hayvaniye : hayvan türü
te’vil
: yorum
tebdil etme : değiştirme

tecennüb : sakınma, uzak durma
tefsir : yorumlama
tekellüm : konuşma
tuğyan : azgınlık, isyan ve inançsızlıkta çok ileri gitme
tulû etmek : doğmak
tulûa başlamak : doğmaya başlamak
zâhir : açık, âşikar
zemin : yeryüzü
zir ü zeber etme : dağıtma, yerle bir etme

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages