Nur deryasından günün sözü (01.02.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Feb 1, 2026, 8:09:25 AM (5 days ago) Feb 1
to

İ'lem Eyyühel-Aziz! Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-yi İlahide teşhir edilen tezyinata, kemalata, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lazımdır ki, o güzellikleri görsün; o manzaralar arasında tenezzüh etsin; o harika nakışlara, zinetlere tefekkür ile hayran olsun. Sonra o sergiden Sani'in celaline, Malikinin iktidar ve kemalatına intikal ile Onun azametine secde-i hayret etsin. Bu vazifeyi ifa edecek insandır. Çünki insan gerçi cahil, zulmetli bir şeydir amma, öyle bir istidadı vardır ki, âleme bir enmuzec ve bir nümune olmaya liyakatı vardır. Hem o insanda öyle bir emanet vedia bırakılmıştır ki, onun ile gizli defineyi bulur, açar. Hem o insandaki kuvvetler tahdid edilmeyerek mutlak bırakılmıştır. Buna binaen külli bir nevi şuur sahibi olur ki, Sultan-ı Ezel'in azamet ve haşmetinin şaşaasını idrak ediyor.

            Evet maşukun hüsnü, aşıkın nazarını istilzam ettiği gibi, Nakkaş-ı Ezeli'nin rububiyeti de insanın nazarını iktiza eder ki, hayret ve tefekkür ile takdir ve tahsinlerde bulunsun.

            Evet gül ve çiçeklerin yüzlerini güzelleştiren zat, nasıl o güzel yüzlere arılardan, bülbüllerden istihsan âşıkları icad etmesin. Ve güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - Mesnevi-i Nuriye'den)

 

Lügatler

Âlem :dünya, kâinat

Âşık :çok aşırı seven, şiddetli sevgiyle bağlanan

Azamet : büyüklük, yücelik

Binaen :bu sebebten, bundan dolayı, dayanarak

Câhil :bilgisiz, tecrübesiz, toy

Celal :azamet, haşmet, hiddetlilik, son derece büyüklük

Define : hazine, kıymetli eşya

Emanet :birisine koruması için teslim edilen şey

Enmuzec :misal, örnek

Haşmet :büyüklük, heybet

Hayret :şaşkınlık, ne yapacağını bilememek

Hüsün: güzellik

İ’lem Eyyühel Aziz :Ey aziz kardeşim, bil ki

İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek

İdrak etmek :anlayış, kavrayış, akıl erdirmek

İfa :yerine getirme

İktidar :güç, takat, kudret

İktiza: gerektirme

İntikal :bir yerden bir yere nakletmek, göçmek, geçmek, yer değiştirmek

İstidat :kabiliyet, akıllılık, anlayışlılık

İstihsan :beğenmek, güzel bulmak, korunmak, kapanmak

İstilzam :lüzumlu olmak, gerektirmek, icabettirmek

Kemalat :faziletler, iyilikler, mükemmellikler

Küllî :bütüne ait, tamamen

Liyakat :layık olmak

Malik: sahip

Manzara :bakılan seyredilen yer

Maşuk :aşk ile sevilen, sevgili

Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler

Mutlak :kesin, şüphesiz, serbest, salıverilmiş

Müşahid :gören, seyreden

 

Müştak :fazla istekli ve arzulu

Mütefekkir :düşünen, tefekkür eden

Mütehayyir :şaşmış, hayrette kalmış

Mütenezzih :gezip eğlenen, nezih ve temiz olan

Nakkaş-ı Ezeli :ezelden her varlığı süslü yaratan

Nazar :bakma, bakış, görüş açısı

Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür

Nümune: örnek

Rububiyet : Rablık, terbiye edicilik, yaratılmışlara muhtaç olduğu her şeyi vermek

Sâni’ : her şeyi sanatla yaratan

Sath-ı âlem :yeryüzü

Secde-i hayret :hayret secdesi, hayretten yapılan teslimiyet secdesi

Sergi-yi ilâhi :ilâhî sergi

Sultan-ı ezel :varlığının başlangıcı olmayan Sultan(Allah)

Şaşaa :parlamak, katıp karıştırmak

Şuur :anlayış, idrak, bilinç

Tahdid :sınırlamak, kasdetmek, keskin etmek

Tahsin :beğenmek, alkışlamak, güzel bulmak, sağlamlaştırmak, sığınmak, muhafaza altına almak

Takdir :tayin edilmek, belirlenmek, değer vermek

Tefekkür :düşünmek, fikri harekete getirmek

Tenezzüh :gezinti

Teşhir etmek :sergilemek

Tezyinat :süslemeler, donatmalar, ziynetler

Uluhiyet :itaat ve ibadet edilmeye layık ve hakkı olmak

Vedia :emanet

Zat : hürmete layık kimse, kişi

Zinet :süs, kıymetli eşya

Zulmet : karanlık, sıkıntı

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages