Kainatın ulvi ve süfli tabakatındaki bütün âlemler ayrı ayrı lisanla bir tek neticeyi, yani bir tek Sani'-i Hakim'in rububiyetini gösteriyorlar. Şöyle ki: Nasıl göklerde (hatta Kozmoğrafyanın itirafıyla dahi) gayet büyük neticeler için gayet muntazam hareketler, bir Kadir-i Zülcelal'in vücud ve vahdetini ve kemal-i rububiyetini gösterir. Öyle de: Zeminde bilmüşahede (hatta Coğrafyanın şehadetiyle ve ikrarıyla) gayet büyük maslahatlar için mevsimlerdeki gibi gayet muntazam tahavvülatlar dahi, aynı o Kadir-i Zülcelal'in vücub ve vahdetini ve kemal-i rububiyetini gösterir.
(Bediüzzaman Said Nursi – 33. Söz’den)
Lügatler
|
Âlem :dünya, kâinat Bilmüşahede :görerek, görmek suretiyle Coğrafya :insanlar ve mekânlar arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim Gayet :çok, pek çok İkrar :açıktan söylemek, doğrulamak, kabul ve tasdik etmek İtiraf :kabahatini saklamamak, suçunu söylemeyi kabul etmek Kadîr-i Zülcelal :her türlü eksiklikten yüce, kuvvet ve kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah Kâinat : evren, yaratılanların hepsi Kemal-i rububiyet :rububiyetin terbiye edicilik ve rızık vericiliğin mükemmelliği Kozmoğrafya :gökbilimi, astronomi
|
Lisan :dil, lehçe Maslahat :fayda, maksat, sulh yolu Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı Rububiyet : Rablık; Cenâb-ı Hakkın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması Sâni-i Hakîm:her şeyi sanatla ve hikmetle yaratan(Allah) Süfli :aşağıda bulunan, alçak Şehadet : şahitlik, tanıklık Tabakat :tabakalar, gruplar, katlar, dereceler Tahavvülat :değişimler, dönüşümler Ulvi :yüksek, yüce, büyük Vahdet: birlik, bir olmak Vücud: beden, varlık, var olmak Zemin: yeryüzü
|